07 Kasım 2009

Altına İmzamı Atarım

Image Hosted by ImageShack.us


Arkadaşlar Bir milyon kalem Atamızın ölüm yıldönümü olan 10 Kasım'da yine anlamlı bir kampanyaya imza atıyor. Bende görmeyenler varsa diye buradan da paylaşmak istedim.

Atamızın veciz sözlerinden "Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır." sözünün altına imzamızı atıyoruz.

Detaylar ve imzanızı atmak için böyle buyrun.

Not: Bilgiyi mail olarak da çevrenizdekilerle paylaşın lütfen, 10 Kasım'a 3 gün kaldı.

06 Kasım 2009

Ayçadan Gelen Mim


Merhabalar,

Dün İzmir seyahatimi tamamladım ama çok yorgundum, vücut olarak değil ama kafam çok dolu, ondandır ki sizleri sessizce ziyaret ettim. Cümle kurabilecek halde değildim ve bu sebeple yorum yazamadım:( (aslında hala daha yorgunum)

İzmir çok sevdiğim şehirlerden birisi, orada olmak güzeldi. Eğitim de çok güzel geçti. Hımm bu arada bir akşam da İKEA kaçamağı yaptım. Otobüsle döneceğim için ağır şeyler alamadım ama yine de küçük çaplı bir alışveriş yaptım. Kataloglardan da kaptım ve döndüm.

İzmir'de bir arkadaşımız bar açmıştı, onu da ziyaret ettim. Hatta iki akşamda eğitim çıkışında onun yanına gittim. Onunla ilgili detaylı bir yazı hazırlayacağım ama barın fotoğraflarını Berkutay'ın bana göndermesini bekliyorum.

Başka başka neler oldu??? Hımmm 10marifet yarışmasında birinci olmuştum ve hediyem de geldi. Onunla ilgili de kısa süre sonra yazı hazırlayacağım.

Gelelim esas meseleye. Canım arkadaşım Ayçacım beni mimlemiş, dün mimi de gördüm ve şimdi mime cevap yazayım dedim.

Dolabında hangi renkler daha fazla?

Bu sorunun yanıtını sizlerin tahmin etmesi çok kolay aslında öyle değil mi? :)) Mor, pembe (özellikle aksuarlarda oldukça fazla ama ayakkabı, çanta, mont vb bile var) Sonra olmazsa olmaz siyah ve beyaz da vazgeçemediklerimden.

Alışverişe gittiğinde hangi mağazaya uğramazsan olmaz?

Şimdi bu da ne alış verişi olduğuna göre değişiyor doğal olarak. Mesela kıyafet içinse Bershka, Mango, Adil Işık, C&A ve olmazsa olmazım sosyete pazarlarıdır. Aslında marka takıntım yoktur, beğendiğim ne olursa alırım. Çok düşünmem ben, ondandır ki benim eşyalarım kujumunkinin birkaç katı kadar ve evde koyacak yer bulmakta zorlanıyorum:) Ev dekorasyonunda İkea ve Mudo Home tercihlerim arasındadır. Hobi malzemelerinin satıldığı mağazalara bayılırım. Dost kitap evi ve D&R'a sıklıkla uğradığım yerler arasındadır.

Kendini rahat hissettiğin giyim tarzı?

Ay bu konuda şu da benim tarzımdır diyeceğim birşey pek yok ama minik elbiseleri severim yaz kış giyebilirim. Tunik tayt birleşimi hoşuma gider. Yolculuğa gidiyorsam eşofman tercihimdir. Elbette kot olmazsa olmazlarımdandır. Resmi bir işte çalışmama rağmen takım giymekten pek hoşlanmam, işim gereği rahat hareket etmem gerektiğinden mesai saatlerimde sınırlar dahilinde spor olmaya çalışırım. Arada bana gelirler, öyle bir kokoş olurum ki sormayın gitsin.

Kesinlikle seksi diyebileceğin şeyler?

Hımmmm, şimdiiiii, şeyyyy, ne desemmmm, burada Ayça'nın yorumuna katılıyorum, aslolan kıyafeti taşıyan kişidir. Yani duruş önemli, yoksa çuval bile giyilse o çuval insanı seksi yapabilir. Ama illa ki birşey yazmam gerekiyorsa, yüksek ökçeli kırmızı rugan ayakkabılar, saten askılı elbiseler, Angelina Julie :)

Asla giymem dediğin kıyafetler?
Valla küçükken annemlerin o ispanyol paçaları nasıl giydiğini merak ederdim ve ıygg derdim ama moda olup herkesde görünce normal gelmeye başlıyor. Bu durumda neyi asla giymem bilemedim. Kıyafetten sayarsanız asla eşarp kullanmam yani saçımı asla örtmem.
Fiyatları gereği ulaşılması zor markalardan beğendiğin?
İkinci soruda da dediğim gibi marka takıntım yoktur, beğendiğim ve pahalı olan bir ürün varsa aynısının taklidi de vardır zaten. Ha bazı ürünlerde (ayakkabı gibi) paraya kıyarsam yıllarca giyebileceğim dayanıklı ürünler olur zaten.

En fazla yatırım yaptığın sektör?
Ben alış veriş manyağı birisi olarak kıyafet, ayakkabı, çanta almasını severim, sonra craft ürünleri, dergiler, makyaj malzemeleri, dekorasyon için objeler vb. Gerçi benim sülalenin çoğu yurt dışında yaşadığından gelen hediyeler bile beni ihya ediyor. Fazlası kujumu kızdırıyor, bunları nereye koyacağız deyip söylenmeye başlıyor:(

Kitap, film, spor arasından daha çok vakit ayırdığın hangisi?

Bu da dönemsel olarak değişmekte fakat film en çok vakit ayırdığım aktivitedir.

Dışarıdayken yemek için en çok tercih ettiğin yer?

Bu da değişkenlik gösteriyor, işteyken yemeği dışarda yemek istersek taxi, 3E olabilir. (Buraları Ankara'dakiler bilir) Akşamları ise, Mülkiyeliler, Burger King, James Cook, birde arkadaşlarda buluşup yemek yemesini severim. Gerçi biz evli olduğumuz için genellikle bize gelirler ve sonrasında da tabu falan oynarız.

İşte bu mimde burada bitti. Mimi isim olarak kimseye göndermiyorum. Mimi beğenenler paylaşırlarsa sevinirim.

Öptümmmmm.

04 Kasım 2009

Eskiden Kalma İşler

Image Hosted by ImageShack.us
By embir

İşte yeniden çıktım karşına... ay nerden geldi aklıma bilmiyorum. Sanırım eskileri eşelediğim için oldu :))

Daha önce sizlerle paylaştığım konserve kutularını kaplama çalışmalarımdan birisi bu, sizlerle paylaşmayı unutmuşum. Aralardan fotoları bulup gün yüzüne çıkarttım. Renk kırmızı olunca adres belli, bunlar doğruca Vildan ablama gitti :)) Kız kullanıyorsun değil mi?

Diğeri ise minik ton balığı konservesinin tenekesiydi. Güllü peçete çalışması olarak yapıldı. Minik ise öyle içimden geldiği gibi:) Verniklenerek tamamlandılar. Minik olanın içine draje şeklinde boyadığım taşları koydum. İşte böyle...

Diğer kutu boyama çalışmalarım için buraya buraya buraya bakabilirsiniz.

03 Kasım 2009

Güvenlik


Geçenlerde mailime gelen bir yazıyı sizlerle paylaşmak istedim. Sanırım her geçen gün daha paronayak olacağız ama olsun, tedbirli olmak iyidir.

Güvenlik:
Son yıllarda çocuk veya yaşlı fark etmez, gün içinde saldırıya uğrayan, kaçırılan veya öldürülen kurbanların sayısının artmasından dolayı…

Ülkemizde ve özellikle de İstanbul’da durum farklı olmadığı için…. Lütfen bir göz atıp, Sevdiklerinizin güvenliği için sevdiklerinizle paylaşınız.

Dirsek:
Vücudun en sert ve dayanıklı bölgesi olduğu için en iyi silahınız dirseğinizdir. Kullanacak kadar yakınsanız, dirseğinizi savunma silahı olarak kullanınız.

Cüzdan:
Hırsız sizden cüzdanınızı istiyorsa, CÜZDANI ONA VERMEYİNİZ. Bunun yerine, cüzdanı uzak bir yere fırlatmayı deneyiniz. Hırsız sizden çok cüzdanla ilgilenirse, TERS İSTİKAMETE DOĞRU hızla kaçınız.

Bagajda kilitli kalırsanız:
Herhangi bir şekilde bir arabanın bagajında kilitli kalırsanız, ayağınızla arka farları kırıp çıkartmaya çalışın. Oluşan boşluktan elinizi dışarı çıkarıp elinizi sallayarak dikkat çekmeniz mümkün olabilir. Aracın şoförü elinizi göremez, fakat arkadan gelen araçları sizin zor durumda olduğunu fark edebilir.

Bayan Sürücüler:
Özellikle bayan sürücüler, iş çıkışı, alışveriş v.b. faaliyetlerden sonra, arabalarına binip bir şeylerle uğraşma eğilimindeler. (çanta düzeltme, makyaj tazeleme, cüzdan yerleştirme, fatura kontrolü gibi) BUNU YAPMAYINIZ. Bu zaman, kötü niyetli kişilere aracın sağ veya arka koltuğuna binip, başınıza bir silah tutma zamanı ve imkânı verir. Aracınıza biner binmez kapıları kilitleyip, HEMEN hareket ediniz.

Araca Binerken:
Aracınıza park yerlerinde veya evinizin önünde binerken dikkat etmeniz için birkaç öneri:

Aracınıza binmeden sağınıza, solunuza, arkanıza, ön ve arka koltuklarına ve yerlerine bakarak, etrafı şüpheli durumlar-kişiler için kontrol edelim. Şayet aracınızın yanına büyük bir kamyon veya Tır park etmişse, aracınıza şoför kapısından değil, yan kapıdan giriş yapınız. Birçok seri katilin, kurban kendi aracına binerken, kurbanlarını büyük araçların içine çektikleri tespit edilmiştir. Aracınızın yanına park etmiş olan aracın yan koltuğunda tek başına bir erkek oturuyorsa, belki alışveriş merkezine geri dönmek, sonra geri gelmek veya bir güvenlik görevlisinin sizi izlemesini rica etmek uygun olacaktır. Unutmayınız ki, temkinli olmak, pişman olmaktan daha iyidir. Hatta paranoyak olmak, ölmüş olmaktan daha iyidir!

Asansör:
Merdivenleri kullanmaktansa, asansörü tercih ediniz. Issız merdivenler ve merdiven boşlukları her tür suç ve şiddet için uygun mekânlardır.(özellikle de geceleri.)

Silah:
Saldırganın bir silahı varsa ve siz onun kontrolü altında değilseniz, KAÇINIZ. Onun sizi kaçarken vurma ihtimali 100 atışta 4’dür. Vursa bile, kurşunun yaşamsal bir organa gelme ihtimali daha da düşüktür. Koşarak kaçınız, hatta yapabilirseniz, zigzag çizerek kaçınız.

Duygusallık:
Bayanlar olarak çok duygusal ve sempatik yaklaşımlarımız olmaktadır. Bu devirlerde BUNLARDAN VAZGEÇİNİZ. Bazı seri katiller bunu kullanmak için, ayağı kırılmış, bastona ihtiyacı olan, sakat kişiler rolünü oynamaktadır. Aracına binmesine yardımcı olmanızı isteyebilir ve orada sizi yeni kurbanına çevirebilir.

Kapıdan Satışlar:
Kapıdan pazarlamacılar sizin kapınızda size yeni bir parfüm, deterjan vb. yeni bir ürünü test için koklamanızı isterler, SAKINYAPMAYIN, KOKLAMAYIN. Ayıldığınız da ( eğer ayılabilirseniz. !) belki soyulmuş olacaksınız, belki de iç organlarınız olmayacak.

Son bir güvenlik uyarısı daha:
Son zamanlarda katil veya hırsızlar, kurban seçtikleri ve yalnız olduklarını bildikleri bayanların kapısının önüne, bebek veya çocuk ağlaması kaydedilmiş teypler bırakıyormuş. Bu sesi duyan bayanlar meraktan veya merhametten kapıyı açtığında saldırıya uğrayabilirler. Lütfen her tür olağandışı ses, gürültü v.s.’de MUTLAKA ÖNCE YARDIM ÇAĞIRINIZ.

Uyduruk Bişi İşte

Image Hosted by ImageShack.us
By embir

Bitmiş light peynir kutusunu atmamıştım bende onu silikon tabancası marifetiyle kumaş ile kapladım. Şimdi içinde ne var? Valla unuttum, muhtemelen kurdelalarım ya da düğmelerim duruyordur.

Ben daha fazla saçmalamadan huzurlarınızdan ayrılayım en iyisi...

02 Kasım 2009

Embir Seri Üretime Geçti :)

Image Hosted by ImageShack.us
By embir

Embir'in psychoya (saykoya) bağladığı andır bu efendim :)) Şaka bir yana hediye edeceğim özel gün çantalarımı önceden kesip yanlarından toplu iğne ile tutturmuştum. Sonrasında da sizinle paylaşmak için fotolamıştım. O zamandan kalma son özel gün çantamda bu oldu. Bir daha da dikmek için vakit bulamadım.

Ay kafamda binbir tane fikir var ama evimde bile duramazken bunları hangi arada yapacağımı ben bile bilemiyorum. Bugünlük benden bu kadar. Hoşçakalınız.

Yazımı önceden hazırladım, şimdi İzmir'deyim arkadaşlar.

01 Kasım 2009

Sitem Etmek İstedim

Bu yazım sitem dolu bir yazı olacak, ilk sitemimi eski sigorta şirketime yapmak istiyorum.


American Life ismiyle kurulup Amerika’daki ekonomik krizde batınca devlet güvencesinde olduğu için AIG ismiyle görevine devam eden bu şirkete birikimli hayat sigortası yaptırmıştım. Sizlerde bilirsiniz sigorta yaptırdığınız zaman ilk 3 yıl dolmadan sigortadan ayrılmak isterseniz ödediğiniz meblağ yanar, beş kuruş alamazsınız. Bende primlerimi düzenli olarak ödedim ama 3 yılın sonunda da ayrılmak istediğimi söyledim. Başka bir şirkete yeniden hayat sigortası yaptırdım.

Öncelikle call centerdaki arkadaş gayet düzgün konuştu, tabi efendim dilerseniz ayrılabilirsiniz ama 36 ayınızın dolmasını bekleyin dedi. Gününüz dolduğunda dilekçe gönderin dedi. Tamam dedim, yeni sigorta şirketimin görevlisi bu konuda bana yardımcı oldu. Bende ne güzel biriken param yatacak diye sevindim. Ama olmadı. Yaklaşık iki ay beni süründürdüler. İptal için bir kağıdı faks çekmeleri bile 1 aylarını aldı, düşünün ne kadar ilgililer. Daha kötüsü saat 17.00’de call center kapandığından muhatap bile bulamıyorsunuz. Bu arada benim iki aylık primimi de otomatik olarak kredi kartımdan çekmişlerdi.

Her seferinde ayrı bir bahane ürettiler, en son imzalarımın birbirini tutmadığını bu sebeple de bana yeni belge fakslayıp teyit etmem gerektiğini söylediler ki o sırada kendimi kaybettim. Yahu bir hafta önce konuştuğum insan sigortasını iptal etmek isteyen kişinin ben olup olmadığımı tespit etmek için sülale boyu bilgi istememiş miydi benden? Size faks numarası falan vermiyorum dedim, sizi mahkemeye vereceğim deyip telefonu suratına kapattım. İnanın insanlara böyle davranmak hiç tarzım değildir ama maksimum 3 günde tamamlanacak iş için 2 aydır beni süründürmeleri, üzerine 2 ay daha prim kesmeleri ve ben şehir dışındayken yeniden bir evrak istemeleri beni çileden çıkarttı.

Neyse hafta başı seyahatimden dönünce bir başkası aradı ve paramın öğleden sonra hesabımda olacağını söyledi. İnanamadım, sonunda paramı ödüyorlardı ha!!! Evet gerçektende yatırdılar ama ödediğim meblağın yarısından daha azını alabildim. (Yaklaşık 6.000 küsur para yatırıp, 2.500’den azıcık daha fazlasını geri alabildim) Paramın ne kadarı nereye kesildi bunu da bilmiyorum çünkü bilgi maili istediğim halde bunu bile göndermediler.

Kısaca özetlemek gerekirse; eğer AIG Hayat Sigortasında primleriniz varsa, yol yakınken onlardan ayrılın. Ben böyle bir şirket görmedim. Yani sizinle paylaştığım son aşaması, aralarda da başıma neler neler geldi de, neyse post çok uzadı, siz sıkılmadan bu konuyu burada sonlandırayım.

Aslında bir de PTT Kargo ile yaşadığım bir tatsızlık vardı. Onu sonra hallettik ama hadi onu da yazayım. Biliyorsunuz Pasaj’da, yaptığım ürünleri satıyorum. İlk siparişimde PTT kargoya gitmiştim, dedim bunu kargo ile göndermek istiyorum. Olmaz dediler, APS ile yollayabilirsiniz, paketiniz çok küçük bu kargo olmaz. Nasıl yani ya? Ne alaka, ben ki tek bir cd yi bile kargo ile (hem de PTT kargo) defalarca göndermiş insanım, sustum yine de zamanım yoktu. Öğlen arasında siparişi yollayacaktım, tamam dedim APS olsun. Ama dediler ödemeyi siz yaparsınız. Ben ilk satışımı yapmış olmanın hazzıyla ona da tamam dedim. Tek derdim siparişin daha fazla gecikmeden sahibine ulaşmasıydı.

Sonra yine bir sipariş aldım. Bu sefer izinliydim, yani zamanım vardı. Başka bir PTT şubesine gittim kargomu vereceğim adam olmaz dedi. Niçin olmaz beyefendi bu APS ile gider hanımefendi. Peki ben karşı taraf ödemeli yollamak istiyorum ama APS’de böyle bir şansım yok dedim. Zaten işimiz çok bununla uğraşamayız dedi. Ben eğdim başımı tam şube kapısından çıkıcam, deli embir içimden pörtledi. Bir hışımla geri döndüm. Beyefendi isminizi alabilir miyim dedim. Sizi şikâyet edicem. Kargomu almadığınızı bildiricem ve bunun içinde adınızı, soyadınızı öğrenmem gerekiyor. Bir anda herkes döndü bize bakıyor. Adam ne diyeceğini bilemedi. Sanırım amiri olan başka bir bey geldi. Ben yardımcı olayım, sorun nedir dedi. Derdimi anlattım. O da APS ile olabileceğini fakat karşı taraf ödemeyi yapınca bana iade yapılabileceğini söyledi. Tamam dedim bende. Madem böyle yapılabiliyor da çalışanlarınız bunu neden söylemiyor? Adam yine kem küm etti. Neyse sonunda ben kargomu APS ile de olsa karşı taraf ödemeli (parayı ödedim ama sonra gidip geri aldım) olarak yolladım.

Eğer hakkımızı aramazsak, insanlar hükmedebildiklerini ezip geçiyorlar. Bir şey olmaz denildiğinde nedenini, niçinini iyice araştırmamız ve gerçekten yapılamıyor mu yoksa keyfi bir reddediş mi yaşanıyor bunu öğrenmemiz gerekiyor.

Ay içimi döktüm rahatladım.

Not: Annemler bir kaç saat sonra vatana dönecekler, onları karşılamak için birazdan evden çıkacağız ve Pzt. günü de İzmir'e görevli olarak gidiyorum yani bu hafta buralarda olamayacağım, bu sebeple bu haftaki yazılarımı da önceden yayınlayacağım. Vakit buldukça uğrarım. Haydi kalın sağlıcakla...

Tiroid Papiller Ca: Tanı ve Ameliyat Sürecim

Merhaba, Burada olduğuna göre sanırım biraz kaygılısın. Ya kendin ya da çevrende sevdiğin, değer verdiğin bir insan için şu an da korku ve e...