22 Ağustos 2010

Kolyelerim ve benden son haberler



Herkese Merhabalar,

Kursumun bitmesine 2 ay kaldı. Bir bitsin işte o zaman bol bol yazacağım. Kursun bu kadar uzun olması beni zorladı. Aslında diğer kursiyerlerde öyle. Akşama kadar çalışıp haftada 4 akşam o kadar uzun kursa gitmek offff çok zor. Grafik bölümü bitti. Şimdi web kısmındayız. Dreamweaver'dayız, birde flash var. Sonra bitecek. Tabi kamerayla izlenip kayda alınan sınavlarımız ve proje ödevlerimizden hiiiç bahsetmiyorum.

Blogger yenilenmiş, sizler birbirinden güzel cicişler yapmaya devam etmişsiniz. Dün biraz gezindim, bakayım dedim arkadaşlarım neler yapmış. Yaptıklarınızı gördükçe bundan da ondan da yapmalıyım dedim durdum.

O gaz ile bu kolyeleri yaptım. Aslında üç kolyeyi de yapalı çok olmuştu ama sadece siyah ipe geçirip yapmıştım. Alt sağdaki gibi. Bugün kendime biraz zaman ayırdım ve kolyelerimi yeniledim. Üsttekilere takım olarak küpede yaptım. Küpe aparatım yoktu bende hazır halka küpeme taktım.

Bu yoğunlukta tatilimi de yaptım. Bu seneki geçen seneye benzemedi çok şükür :)) Dinlendim, yüzdüm, güneşlendim. Yaşasın!!! Önümüzdeki hafta için birkaç gün izin aldım. Kuzenim geliyor, onunla Eskişehir'de buluşacağım. Bir de kujumun kardeşi askere gitti. Şimdi Kastamonu'da, haftaya onunda yemin töreni olacak. Kujum da oraya gidecek...

Benden son haberler böyle işte, haydi kalın sağlıcakla....

18 Mayıs 2010

KUŞ EVİ


Bu çalışma bana çok ilginç geldi. Kendisi kuş eviymiş.

Hazır havalarda ısındı. İnsanlar bahçelerde, çimenlerde oturuyor :) Eğer bahçeli bir eviniz varsa ya da balkon, teras gibi alternatiflere sahipseniz sizde biten boya kutunuzu kuşlar için sevimli bir yuva haline getirebilirsiniz.

11 Mayıs 2010

Taşınıyoruz

Ara sırada olsa yazmak için can atıyorum arkadaşlar. Şimdi benden kısa kısa olayına giriyorum:)

Önce geçmiş bir kutlama yapayım. Marifetli olan, olmayan tüm annelerin, gelecekte anne olacak adayların ve fiziksel olmasa da anne yüreğine sahip olanların geçmiş anneler gününü canı gönülden kutluyorum. Ben henüz anne değilim ama gelecekte bununla ilgili planlarımız var :)

Efendim uzun zamandır ağrıyan bir dişim vardı. Dolgum kırılmıştı ama fırsat bulup da diş hekimine gidememiştim. Sonunda dün öğleden sonra ani bir kararla dt'ye gittim. Çekilen röntgen sonunda dişimin artık benden ayrılması gerektiğine karar verildi. Geçen sene de aynı şekilde bir dişimi kurban etmiştim :( 32 yaşındayım ama ağzımda 32 diş yok :)) Dün akşam eve geldim ama kursa gitmedim. Kendime ödül verdim (ne ödül ama) ağzım ve boğazım hala ağrıyor, zavallı azı dişim :(

Bugün de ofisimizi taşıdık. Bizim bölüm Genel Merkezimize sığmadığı için ek binadaydık. Sonunda Genel Merkezimize döndük. Yani henüz taşınma olayımız bitmedi. Ama öldük bittik, kollarım tutmuyor yani. Bu durumda akşam kursa gidemezdim ve kendime bugünü de tatil ilan ettim :) Bu arada bu hafta ilk bölüm bitiyor yani, sınav olacağız ama ben iyice tembel oldum. Her fırsatta kurstan kaytarıyorum. Ama yazık bana yahu hafta da 4 akşam üst üste kurs mu olur? :))

Yorgun argın eve geldim ve ilk fırsatta da son gelişmeleri sizlerle paylaşmak istedim. Şimdilik benden bu kadar. En kısa zamanda el emeklerimi de sizlerle paylaşmak istiyorum. Hoşçakalın....

04 Mayıs 2010

Ben Yaptım Ben Yaptım


   

İşte ilk mahsüllerim bunlar:) 

İnsanlar neler neler yapmışlar, benimkiler çok basit elbette ama ilk çalışmalar olduğunu düşünürsek fena olmamış değil mi? Bana güzel yorumlar yazın lütfen buna ihtiyacım var da :))

Şu japon kızın adı neydi bilemedim ama en çok onu sevdim. Tüm çalışmaları orjinal resmin üzerinden çizerek yaptım. Yani tasarımlar bana ait değil ama yukarıda çizimler benim eserimdir.

Bakalım daha neler öğreneceğiz.... Ben kaçtım.

03 Mayıs 2010

Biblomu Boyadım



Merhabalar,

Dün gece yarısı Sakarya Serdivan'dan döndüm. Dolu dolu üç gün geçirdim. Cuma günü eğitim vereceğimiz şubeye gittiğimizde eğitim salonunu hazırlamak istedik ama ortada sadece boş bir oda vardı. Akşama doğru ofis malzemeleri gelmeye başladı. Hepsi gönüllü olan şube çalışanlarının canla başla hazırlıklarını yapması beni çok mutlu etti. Onların bu kadar hevesli olmasından bizde gaza geldik. Mutfak için alınan malzemeler gelmişti bizde o gazla mutfağa girdik, yeni malzemeleri kutularından çıkarttık yıkamaya başladık :) 

Hafta sonu olan eğitimde de insanların tatil günlerini eğitime ayırmaları ve hiç bir çıkarları olmadan üstüne ceplerinden para harcamaları... hissettiklerimi ifade etmek için kelimeler yeterli olmuyor. Hayatımda ilk defa birde katılımcılar bize sertifika verdi. Hep siz mi sertifika vereceksiniz dediler. Sertifikanın önemi de büyük yani... Sapanca gölünü de gördük. Her şey çok güzeldi. Bugün izinliyim, işe gitmedim ama akşam kursum var. Kursa gitmeden önce hazır zaman bulmuşken azıcık yazayım istedim.

Fotoğraftaki biblo Almanya'dan Hilal'in hediyesiydi. Bir kaç ay önce gri kısımları siyaha boyadım. Parmak yaldızı (adı neydi bunun bilemedim) sarı kısımlarını tekrar boyadım. Üzerine de bir vernik oldu da bitti.

Hazır vaktim varken size kursta yaptığımız çizimlerden de örnekler göstereyim istiyorum. Çizdiklerimi yarın yayınlarım. Şimdilik benden bu kadar. Esen kalın, sağlıcakla kalın...

25 Nisan 2010

Kavanoz ve 2 Fincan Kahve

Bu mail Fikret babamdan geldi. Bu aralar yoğunluğumu düşününce tam benlik diye düşündüm.

Bir gün bir Felsefe profesörü, elinde birkaç kutu olduğu halde derse gelir. Ders başladığında, hiçbir şey söylemeden, önüne büyükçe bir  kavanoz alır ve ağzına kadar tenis topları ile doldurur ve öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını sorar;

Öğrenciler ittifakla kavanozun dolduğunu ifade ederler, Bu sefer profesör önündeki kutulardan bir tanesinden aldığı çakıl taşlarını, çalkalayarak kavanoza döker, böylece çakıl taşları kayarak, tenis toplarının aralarındaki boşlukları doldurur ve öğrencilere tekrar kavanozun dolup dolmadığını sorar, onlar da 'evet' doldu derler, profesör bu defa masanın üzerindeki diğer kutuyu eline alır ve içindeki kumu yavaşça kavanoza döker. 

Tabii ki kumlar da çakıl taşlarının aralarındaki boşlukları doldurur. 

Ve tekrar öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını sorar, Öğrenciler de koro halinde 'evet' derler.

Bu sefer profesör masanın altında hazır bekleyen 2 fincan kahveyi alır ve kavanoza boşaltır, Kahve de kumların arasında kalan boşlukları doldurur. Öğrenciler gülerler! 
Profesör öğrencilerin gülüşünü destekleyerek 'eveet' Diyerek; 
Ben 'Bu kavanozun sizin hayatınızı simgelediğini ifade etmeye çalıştım' Der. 
Şöyle kiBu tenis topları hayatınızdaki önemli şeylerdir; aileniz, çocuklarınız, sıhhatiniz, arkadaşlarınız ve sizin için önemli olan şeylerdir. 

Diğer şeyleri kaybetseniz de, bu önemli şeyler kalır ve hayatınızı doldurur. 
O çakıl taşları ise daha az önemli olan diğer şeylerdir; işiniz, eviniz, arabanız vs.

Kum ise diğer ufak tefek şeylerdir.

'Şayet Kavanoza önce kum doldurursanız. ..' diye, anlatmaya devam eder, 'çakıl taşlarına ve özellikle de tenis toplarına (yeterli) yer kalmaz.

Aynı şey hayatımız için de geçerlidir. Vaktinizi ve enerjinizi ufak tefek şeylere harcar, israf ederseniz, önemli şeyler için vakit kalmayacaktır . .

Dikkatinizi mutluluğunuz için önem arz Eden şeylere çevirin. Çocuklarınızla oynayın. Sağlığınıza dikkat edin. Eşinizle yemeğe çıkın. Evinizin ihtiyaçlarını karşılayın. Öncelikle tenis toplarını kavanoza yerleştirin. Öncelikleri, 
sıralamayı iyi bilin. Gerisi hep kumdur. 

Bu Ara Bir öğrenci sorar; 'Peki, O iki fincan kahve nedir?' 
Profesör gülerek: 'Bu soruyu bekliyordum, Hayatınız ne Kadar dolu olursa olsun, her zaman dostlarınız ve sevdiklerinizle bir fincan Kahve içecek kadar yer vardır !!!'

Ceeee-EEeee



Herkese kucak dolusu sevgiler ve gülücükler gönderiyorum. Merhabalarrrrr...

Oldukça uzun zamandır sesim soluğum çıkmıyor, aklım burada olsa da günde 24 saat bana yetmemeye başladı :( Şehirler arası seyahatlerim, gün içindeki yoğunluğum hafta sonlarını da kapsayan iş saatlerim beni benimle bırakmamı engelliyor. Bu durumdan hoşnut değilim elbette, ben keçelerime dokunmak, yeni ciciler yapıp sevinmek, sizlerle sohbet etmek istiyorum. Buna vaktimin kalmaması, hatta değil bunlara evime ayıracak vakit bulamamam beni benden almaya başladı. Geçenlerde Fikret babamın yolladığı bir mailde beni daha çok düşünmeye sevk etti. O maili de kujular da yayınlarım az sonra:)

Demem o ki çok bunaldım. Öyle gözüküyor ki bu yoğunluk yıl sonuna kadar da devam edecek. Büyük bir sabırla yoğunluğumun azalacağı günleri bekliyorum. Planlı çalışmaya alışık bir insan olmam sebebiyle de plan dışı girdiler hayatımı alt üst ediyor. Neyse bu kadar hayıflanma yeter. Birazda güzel şeylerden bahsedeyim.

Öncelikle 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız herkese kutlu olsun. Bu yıl bayramın daha bir bayram gibi kutlanmasına da çok sevindim. Hoş arada haberlerde gördüğüm birçok haber beni üzsede...

Grafik ve web tasarım kursum geçen pzt günü başladı. Akşamları iş çıkışı haftada 4 gün kursa gidiyorum. 19.00-22.00 saatleri arasında da kursdayım. Sanırım canıma kastim var :) Kurs yorucu olsa da güzel gidiyor. (Gerçi daha 7 ay var ve 7 ay içinde 4 sınav ve 2 proje ödevim olacak)  İlk bölüm illüstration yani vektorel çizim. Salı günü kibrit kutusu yaptık sonra kutuyu açtık ve içine kibrit çöpleri yapıp koyduk. Sevindirik oldum:)

Haftaya cuma Sakarya'ya gidiyorum. Hafta sonu eğitim vericem. Ondan sonra birkaç hafta sonu umarım bana kalır. Yoksa birgün yataktan kalkamayacak hale gelicem:)) Bir güzel haberde sonunda birim yöneticiliğine vekalet ediyordum geçen hafta asaletim onaylandı. 

Şu 3 günlük tatilde bana ilaç gibi geldi. Azda olsa evimi toparladım. Dünde Karagöl'e pikniğe gittik. Yol uzundu ama temiz hava, mangal hatta kurbağa vraklaması bile beni çok mutlu etti. Az sonra da Meral annemle buluşucaz, yaşasın alışveriş zamanı...

Ve sırada da fotoğraftaki çalışma var. Bunu annem örmüş, görünce fotoğrafını çektim. Uzun zamandır foto bile ekleyemiyorum. Yazıma renk katsın istedim. Şimdilik benden haberler böyle.... Haydi kalın sağlıcakla...

Tiroid Papiller Ca: Tanı ve Ameliyat Sürecim

Merhaba, Burada olduğuna göre sanırım biraz kaygılısın. Ya kendin ya da çevrende sevdiğin, değer verdiğin bir insan için şu an da korku ve e...