05 Şubat 2009

Eski kazaktan yün sepeti yaptım

Hep annem bana birşeyler yapacak değil ya, bu seferde ben ona yaptım. Yarın akşam anneme gidicez giderkende hediyelerini götüreceğim. Anneciğime ışıklı şiş aldım :)) Çok örgü ördüğü için gözleri bozulmasın daha kolay örsün diye, renk renk yünler aldım, çantalar cüzdanlar, örgü dergileri, bir de el emeği olan bu yün sepeti, iğnedenlik ve magnetler hazırladım.
Bunu nasıl yaptığımı anlatayım. Annemin çanta yaparım diye bana verdiği bir kazak vardı. Şu çanta keçeleştirme olayı sırasında bu kazağımı da makinede yıkayım keçeleştirmiştim. Geçen gün anneminde doğum günü ne hediye alsam düşün düşün aklıma bunu yapmak geldi. Bir kaç saatte de tamamlandı. Nerde kalmıştım??? Heh işte kazağı keçeleştirdim. Sonra sepetin dik durması için içine bir kutu koyayım dedim ama istediğim büyüklükte ve yuvarlak bir kutu yoktu elimde. Aklıma geçen gün hediye gelen incirlerin kutusu geldi. Dış kartonunu açtım (iki kutu kapağı iç içeydi ve oldukça da büyüktü) İstediğim genişlikte kestim iki parça sonra onları uhu ve bant ile birbirine tutturup yuvarlak elde ettim. Altına da yine aynı kutudan bir parça kestim. Yuvarlağı kenarlara göre daha geniş yaptım. Sonra hani kumaşlarda çıtlatma mı denir di onun gibi minik kesikler attım. Oralarından kıvırarak kutunun yan kısımları ile birleştirdim. Uhu ile yapıştırıp ardından bantladım. Sepetin içini oluşturacak kutu hazırlanmış oldu.

Sonra kazağın kollarını kestim ve açılan yerleri diktim. Kazağın boyun kısmı sepetin altında (dışının altında) kalacak şekilde kutuyu kazağın içine soktum, uç kısımlarını sepetin iç kısmında topladım ve bir kaç yerinden tutturarak diktim. Sepet tamamlanmış oldu.
Ama bu benim için yeterli değildi tabi, sepeti süslemek gerekiyordu. Bende keçelerimi çıkarttım bir dünya çiçek yaptım. Sonra baktım kazağın kolundan yaptığım çiçeklerle pembe olanlar daha uygun oldu (pembeler şu temizlik bezleri varya keçe gibi olan onlarla yaptım), rengarenk yapmak yerine sadece iki rengi kullanmaya karar verdim. 8 tane çiçek yaptım, koyulara açık açıklara koyu renk yuvarlaklar yaptım. Baktım baktım yoksa birşeyler daha mı yapsam dedim. Gelişi güzel yuvarlaklar kestim onları da açıklı koyulu üst üste koyup yapıştırdım. Yuvarlakları sadece bir tarafına yaptım, çiçekler her tarafında var.
Kalan keçe çiçeklerin iki tanesini magnet yaptım. Daha fazlasını da yapmak isterdim ama magnetim kalmadı :( Ertesi gün öğlen yemek arasında bindim otobüse gittim Ulus'a bu magneti nerden bulurum diye heykel'in oralarda bir kaç kırtasiyeye sordum. Posta caddesinde dediler, oraya gittim bir hırdavatçıda magnetleri gördüm. Metresi 23,5 TL yarım metre aldım 10 lira verdim. Ofise dönerken yine yüncüye uğradım, dünkü dergi ve sepetteki ipler de dünden yani :))
Şimdi evimdeyim, evimden mis gibi temizlik kokusu geliyor, işler bitmedi ama az kaldı. Yarında izinliyim, kuaföre gidicem saçlarımı değiştirmenin zamanı geldi diye düşünüyorum. İşte böyleeee, görüşmek üzere hoşçakalın.

04 Şubat 2009

Dergiler aldım eski yeni

Bu aralar dergilere takmış durumdayım. Geçen haftadan beri bir dünya dergi aldım. Dergileri alıyorum sonrada haydi yüncüye iplik almaya, iplik alayım derken orada yeni dergiler görüyorum, haydi iki tane de dergi alayım oluyorum, oradan kasaya ilerlerken aaa şu simli ipler de ne güzelmiş diyorum. Onlara bakarken ay bu şişte ne kadar ilginç diyorum. Artık kasadayım aldıklarım hesaplanıyor. Baktım yüksek tutmuş kredi kartımı uzatıyorum. Çekim yapılıyor. Tam ayrılacakken aklıma firketemin olmadığı geliyor. Haydi onu da alıyorum çıkıyorum. İşte bu aralar hayatım dergici, yüncü arasında geçiyor. Bunlarda aldığım dergiler işte.
Şu Samanyolu dergilerini de akşam eve dönerken bizim apartmanın iki aşağısındaki kitapçı amcada buldum. Bir dünya burda dergisi gördüm ama almancaydı sanırım, onları kullanamam dedim başka ne dergileri var derken samanyolları çıktı. Çok mutlu oldum. Çocukluk zamanım aklıma geldi. 11 tane Samanyolu dergisi aldım. Henüz tam olarak inceleyemedim. Aklım dergilerde ben buradayım :)) Ha birde bu dergileri tanesi 25 kuruşa aldım :)) Bir takı dergisi ve bir de büyük beden burda dergisi (bu annem için) Türkçe bulunca onları da aldım ve toplam 4 lira verdim. 13 dergi 4 lira, öğlen aldığım dergilerin tanesi 5-6 lira, ne varsa eskilerde var :))

Digitürk

Arkadaşım Hale'den gelen bir fıkra:

Kadının biri internette faaliyet gösteren çöpçatanlık şirketlerinden birine müracaat etmis. Mesajında, kocası olacak kişide bulunmasını istediği vasıfları şöyle sıralamış :

"Yakışıklı, terbiyeli, komik, sportmen, seksi, bilgili, iyi sarkı söyleyen, güzel dans eden, istediğim zaman bana güzel hikayeler anlatan, oyunlar oynayan, evde olduğumda da hep benimle kalan biri olsun." Ertesi gün, şirketten yanıt gelmiş :"Hanımefendi, talebiniz ve şartlarınız incelenmiştir. Kosullarınıza uygun koca adayı bulmanın mümkün olmadığına, ancak sizin de zaten bir kocaya degil, Digitürk'e ihtiyacınız olduğu kanaatine tarafımızca varılmıştır. Bizce hemen abone olun… Saygılarımızla" :-)))))

Aşk Mektubu

Sevgilinize aşk mektubu yazmak istiyorsunuz ama ne yazacağınızı bilemiyorsanız burayı tıklayın derim. Bir kaç kutucukta yer alan soruları yanıtlayın ve aşk mektubunuzun hazır halini okuyun.

Bir mim daha hayat mimi

Hiç mimlenmedim demiştim sonra bir baktım mimler yağıyor :))
Sevgili arkadaşım Yelda beni mimlemiş, hemen sorulara yanıt vermeye başlıyorum.
1.Hayatınızdaki en önemli varlıklar?
Ailem (annem, kujum, abim...) Vildan ablam, Leman,(kuzenler) Nesrin, Serap (bizim kızlar yani)
2.Kısaca günlük programın nasıldır?
Sabah uyan ve ay yine geç kaldım de (kesinlikle akşam erken yatıcam, yalannnn) bin taksiye işe git, çayını iç yanında da birşeyler atıştır. Öğlene kadar çalış, toplantı, eğitim, hazırlıklar, yeni projeler... öğlen yemeğe git, dönüşte kujuna uğra çay ve sigara iç, zamanın varsa git yüncüye yeni ne var diye bakın al birşeyler ofise dön. Çalışmaya devam et. Akşam oldu mesai bitti. Arkadaşlarla dışarı çık, yemek ye, içki iç, sohbet et olmadı evine git evinde yemek ye hatta önce yemeğini yap öğle ye. Yemek hazırsa kujun masayı hazırlasın yemekleri ısıtsın seni çağırsın. Sonra yemek faslı bitsin sen aç laptopını gir internete 10marifet, embir, kujular, arkadaşlarının blogları oku, öğren, araştır, yazı yolla, yorum yaz.... Saatine bak geç oldu yatmam lazım de ama hadi biraz daha deyip gece yarısına kadar ya internet ya elindeki yapılacak hobisel aktivitelerle günün sonuna gel. Cumba yatak :)
3.Tüm hobiler bizim ama en çok hangisi sizi mutlu ediyor?
Kısa, beni uğraştırmayan şeyleri seviyorum. Ne olduğu mühim değil ama yaparken hata olmasın ve çabuk sonlansın. Uzun işler bende bitmez sürünür :)) Ha birde yeni şeyler yapmak/yaratmak hoşuma gider. Geri dönüşüm projelerini severim.

4.Yemek yapmak zevk mi artık zaruret mi ?
Halen zevk, klasik yemekleri pek sevmem illa kendimden birşeyler katarım bakarım evde ne malzeme var uydurur hazırlarım ama lezzetli olur. Şansıma sanırım :))
5.En sevdiğin çiçek ve sevme sebebin ?
Ben nergisleri çok severim, neden derseniz ben küçükken resim yapma kabiliyetim oldukça iyiydi. Apartmandaki neredeyse herkesin resim ödevlerini ben yapardım :) Bir arkadaşım vardı o da hafta sonları dersaneye giderdi bana nergis alırdı teşekkür için. Kokusunu hep sevmişimdir, koklayınca içim açılır.
6.Anılarını gözden geçir ve benimle ilk ama hatırlıyabildiğin ilk çocukluk anını paylaş
Ay bu zor oldu... Anılar çoktur yahu. Bir kaç tanesini yazayım.
Bizim mahallenin postacısı bizden çok çekmiştir. Apartmanımız çıkmaz sokaklı bir yerdeydi ve tam önünde sokak biter merdivenler başlardı. Arkadaşlarla (bu fikirler nedense hep erkeklerden çıkardı) poşetlere su doldurup postacı merdivenleri çıkarken pat diye torbayı atardık. Poşet düşünce patlar postacının ayakkabıları çamur olurdu :))
Ay birde kızkaçıran, çıtır pıtır gibi şakaları seven arkadaşlarımız vardı. Ne zevk aldıklarını bilmiyorum ama kızkaçıranın içindeki tozu top şeklindeki sakızı oyup içinde koyarlar ve fitili tekrar takıp yakar ve fırlatırlardı. Bütün kızlar sağa sola kaçışır. Birgün yine böyle kaçın bomba atıyoruz dediler ben inanmadım (içlerinde abimde vardı, yapamazlar sanıyorum) Bir attılar tam arkama düştü pattt, ay çok korkmuştum.
Aaaa aklıma ennn eski anım geldi. (daha ilkokula bile gitmiyoruz, yaşımız çok küçük) Dedemlerin apartmanında benimle aynı yaşta ve adaşım olan bir kız vardı. Sanırım soğuktan yanakları çatlamıştı, elleride öyle ve ben çocukluk işte rahatsız olurdum. Birgün benim elimdeki bileziği almak istemişti bende vermem deyince saçımı çekmiş elimden de bileziğimi almış. Ben ağlayarak bizim kata çıkıyorum, bir komşumuz gördü beni, neden ağlıyorsun diye sordu. Bende çirkin Emine beni dövdü demişim (hatırlamıyorum) O günden sonra benim adım güzel Emine olarak kaldı. O teyze beni ne zaman görse güzel Emine nasılsın der :))
Ay anı yazmak hoşuma gitti, akşam akşam taaaa çocukluğuma gittim. Ben kimleri mimlesem acaba??? Nalan abla, Malla, Bal Küpü, Örgüeli, Nuuur u mimliyorum.

Elmalı Kitap Ayracım / Bookmarker

Kitap ayraçlarına devam ediyorum. Bu elmalı ayracımı mölü ayracımla beraber yapmıştım. Bu ayraç en basit yapılanı oldu. Yine spiral cilt kapağı ya da elegans dosyadan yapılabilir. Elma resmini çizin ve ortasından bir kısmını keserek çıkartın. Hepsi bu.
10marifetten sevgili saatoniki bu elma senin için :)

02 Şubat 2009

Anneme

Canım annemin bugün doğum günü... Annecim sana mutlu, huzurlu, sağlıklı, bizlerle ve seni sevenlerle dolu dolu geçecek güzel günler diliyorum. Seni çoooooook seviyorum benim pamuk annem. Herşey gönlünce olsun.
Annem Ajda Pekkan'la aynı yaşta :)) bir anneme bakıyorum birde Ajdaaa'ya. Gerçi anneciğimin yüzünde de kırışıklık yoktur hemde estetiksizdir kendisi (ben ona kilo aldığı için yüzünün gerildiğini söylüyorum o da bana yok ben makyaj yapmadığım için cildim kırışmadı diyor) minicik ve kalkık bir burnu vardır güzel annemin.
Gençlik fotoğraflarına bakınca (Hafta sonu Nalan abla ve Nedret abla ile buluştuk, onların gençlik döneminden bahsettik, ne kadar güzelmiş herşey) vay be diyorum. Nasıl giyiniyorlarmış, o giysileri (eteklerinin boyu), saçları, makyajları, havaları ve hayata bakışları... Biz o güzel yılları yaşayamadık ama sanırım bizlerin çocukları da ilerde bizler için böyle diyecekler.
Nerde kalmıştım??? Araya yine başka şeyler sıkıştırdım. Hehh hatırladım, sanırım anne olmak böyle birşey. Çocuk (biz iki kardeşiz) yetiştirmek, ailesini kendi hayatında önde tutmak, hatta ailesi için yaşamak, çalışmak, çabalamak. Anne olmak zor iş yani, tüm anneleri de öpüyorum.
Annecimmmm seni kocaman (en büyüğünden) öpüyorum. Canımsın sen benim.

Tiroid Papiller Ca: Tanı ve Ameliyat Sürecim

Merhaba, Burada olduğuna göre sanırım biraz kaygılısın. Ya kendin ya da çevrende sevdiğin, değer verdiğin bir insan için şu an da korku ve e...