27 Ekim 2011

Kızılay'ın Hakkı Kızılay'a


Fatih Altaylı'nın 27.10.2011 tarihli Haber Türk'deki köşe yazısından alıntıdır.


Haber Türk Genel Yayın Yönetmeni Fatih Altaylı, Van’da gerçekleştirilen çalışmaları ağır şekilde eleştirmişti. Deprem bölgesinden Fatih Altaylı tarafından gerçekleştirilen “Teke Tek” programına Gaziantep Milletvekili Hüseyin Çelik ile birlikte katılan Türk Kızılayı Genel Müdürü Ömer Taşlı, eleştirilere cevap vermişti. Fatih Altaylı programdan sonra Haber Türk Gazetesi’ndeki köşesinde, programda konuşulanlara değinerek, Kızılay’a yönelik tüm eleştirilerini geri çekti.

Fatih Altaylı
…Van depremi sonrası eleştiri oklarımızın hedefi olan Kızılay’ın Genel Müdürü Ömer Taşlı, salı gecesi Teke Tek sırasında arayıp "Yayına katılmak istiyorum" dedi. Şaşırdım. Bir yanda kendisini açıkça eleştiren iktidar partisinin Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, diğer yanda ben vardım. Aramıza gelmek istiyordu. Suçlamaları yanıtlamak istiyordu. Geldi ve yanıtladı.
O kadar düzgün laflar etti ki, sustuk. Tüm suçlamalarımızı geri çektik. Şapka çıkardık. "Afetle çadır dağıtarak mücadele edemezsiniz." dedi Hüseyin Çelik’e ve tabii bana. "Kızılay dünyadaki en büyük çadır stokuna sahip 2. kuruluştur ve elinde 50 bin çadır var. Ama Van’da şehir merkezinde 600 bin, Erciş’te 78 bin kişi dışarıda. Bunlara en az 100 bin çadır lazım. Nerede bu kadar çadır?" dedi. Sustuk. "Elimizdeki 50 bin çadırı Türkiye’de çeşitli bölgelere dağıttık. Hepsini Van’da tutsak bile yetişmezdi ama zaten hepsini Van’da tutamazdık. Afetin nerede olacağı belli mi ki tutalım." dedi. Sesimizi çıkaramadık.
"Biz bağışlarla yaşayan bir derneğiz. Afetle mücadele bizim işimiz değil. Sorumluluk onlarda. Biz sadece yaralara merhem oluruz. Ama bütün işi bize yıkmaya çalışanlar var." dedi. Yanıt veremedik.
Ömer Taşlı’dan sonra deprem gecesi Van’da görev yapan Kızılaycılarla konuştum sonra. Onlar da ilk gece ellerindeki 600 çadırı köylere pay ettiklerini, sonrasında yaşanan aksaklıktan ise kendilerinin sorumlu tutulamayacağını söylediler. "Çadırların nasıl dağıtılacağına biz karar vermiyoruz. Bize talimat veriyorlar, biz de o talimatlara uyuyoruz." dediler.
Kızılay’a yönelik tüm eleştirilerimi geri alıyorum. Kızılay camiasından özür diliyorum. Kendi adıma



3 yorum:

Nilgün Komar dedi ki...

benim bildiğim devlet çadırları bir yere kurardı çadırkent olarak oraya sırayla herkesi yerleştirirdi bu sefer dağıtma işini seçmişler.. daha önce hiç böyle dağıtıldığnı görmedim ben 17 ağustosta hep çadır mahalleler yokmuydu.. ben mi yanlış hatırlıyorum!!!!

leyya dedi ki...

evet ben de izledim o programı.çok takdir ettim konuşmalarını.biz kızılayı sanki devletin bir kurumu gibi algılıyoruz oysa o da stk.belki devletin himayesinde ama sonuçta özel bir kuruluş.ben hala bağışları kızılaya yapma taraftarıyım onca karalamaya rağmen güvenim tamdır inşllh.

embir dedi ki...

Leyyacım kesinlikle çok haklısın. Herkes kamu sandığı için böyle oluyor. Kesinlikle tarafsız bir kuruluş, yardıma ihtiyacı olan kimse yardım ona yapılıyor.

Nilgüncüm, Bu sefer dağıtma işi seçilmedi. Çadırkentler kurulacaktı ancak araçlar daha yoldayken yağmalandı. 17 tır dolusu malzeme/çadır araçların yolu kesilerek bildiğin yağmalandı. Hatta kurulan çadırkentlerden bile çadırları söküp almışlar. Durumu düşün işte. O sebeple çadırkent kurulamadı. Güvenlik önlemi almak devletin işi.

Daha önce Ankara'dan Van'a otobüsle gitmiştim 24 saat sürüyor. Deprem sonrası Ankara'dan Van'a 14 saatte tırla malzeme girişi yapıldı. İnsanlar canlarını dişlerine takarak çalışıyor. Bunun sonu olarak tır şoförü dövüldü. Aracı yağmalandı. Tırlarda maddi hasar oldu... İnsanlar bilmeden bir kaç kişinin sözüyle hareket ediyorlar. Gerçekten de çok üzülüyorum.