31 Ekim 2010



Dikiş severler için eğlenceli bir iğnelik buldum. Keçeden kirpi şeklinde yapılan iğneliğin üzerine saplayacağınız toplu iğneler onun tam kirpi gibi gözükmesini sağlamış.

Bence denenmeye değer. Peki ya sizce?


Bu Kazaktan Neler Yapılabilir? 1


İşte dünkü postum da bu kazaktan neler yapabilirim diye sizden yardım istemiştim ya. Benim aklıma ilk gelen bu olmuştu. Bunun içinde kazağın bir kolunu feda ettim. Elimde bir kravat kutusu, bir kazak ve bir bluz vardı. Tabi bir de olmazsa olmaz silikon tabancası:)) Bakalım bu malzemeleri kullanarak ne yapmışım?


Benzer bir çalışmayı daha önce burada görmüş ve kujular'da sizlerle paylaşmıştım. İşte aklıma o çalışma geldi. Bende kazağımın bir kolunu bunun için feda ettim. Kutum kahve rengi olduğu için renk uygun olsun diye bu kazağımı kullandım. Yoksa başka renk kazaklarda vardı ama neyse işte...

Kolu yelpaze gibi katlayıp silikon tabancası marifetiyle kutunun içine yapıştırdım. Kenarları çok düzgün olmayınca, görüntüyü düzeltmek için tahta boncukları bir ipe geçirip onları da silikon ile iki tarafa yapıştırdım. Diğer taraftan dantel bir bluz vardı. Onun bir kolunu da kutunun kapağını kaplamak için kullandım. Kutunun üzerine de keçeden bir çiçek kestim, oldu işte. Bakalım sizlerde beğenecek misiniz? 

Sırada diğer çalışmalar var ama bunun için çalışmam gerekiyor:)) Ne yapsam ne yapsammmm, kazaktan üretmeye devam. Beni izleyin anacım.


30 Ekim 2010

Bu Kazaktan Neler Yapılabilir?



Evet sorumu başlıktan da anlamışsınızdır. Elimde eski bir kazağım var. Bunu artık giymeyecektim ve bir şeyler yaparım diye ayırdığım yerden dün çıkarttım. Bunun yanında daha bir çok malzemeyi de salonun ortasına yaydım. Tam başlayacaktım kesip biçmeye abim aradı, kız arkadaşıyla dışarıdaymış bana uğrayacaklarını söyledi. Tabi bende salonun ortasındaki malzeme yığınını çamaşır odasına taşıdım :))

İnsan yalnız olunca kalabalık evlerin kıymetini daha iyi anlıyor galiba... Neyse çok oturmadılar, onların kalkması ile benim eşya yığınım tekrar salona taşındı. Dün akşam kazağımı kesip biçmeye başladım. Bu kazaktan en az altı şey yapacağım. Neler olduğunu yaptıkça paylaşacağım ama bu soruyu size de yöneltmek istiyorum. Siz neler yapardınız?

Aklınıza gelen fikirleri benimle paylaşmanızı bekliyorum. Belki ben kesip biçmeden daha ilginç fikirler çıkar. Aslında yaka ve kolları kullandım bile. Geriye gövde kısmı kaldı ama gövde oldukça geniş ve uzun. Aslında kazak yün tiftik karışımı tunik.

Fikirlerinizi bekliyorum.


29 Ekim 2010

Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun


9 Ekim, 29 Ekim 1923’te ilân edilen cumhuriyetimizin yıldönümüdür. Millî Mücadele sırasında “Cumhuriyet” fikir ve ideal olarak yaşamış, Cumhuriyete yönelme bir amaç olmuştur. 23 Nisan 1920’de TBMM toplanmış, fakat Cumhuriyetin ilânı Millî Mücadele’nin tamamlanmasından sonraya kalmıştır. 29 Ekim 1923’te ilân edilen Cumhuriyet, kademe kademe içerik bakımından da demokratik nitelik kazanan gelişmeler göstermiştir.

“Cumhuriyet” kelimesi dilimize Arapça “halk”, “büyük kalabalık” kelimesinden gelmiştir. Bu kelimenin Fransızca karşılığı “La Republique”, İngilizce karşılığı “The Republic” olup, “kamuya ait şey”, “kamu malı” anlamına gelen Latince “Res Publica” kelimesinden türemiştir.

Kısaca Cumhuriyet halkın yönetimidir. Cumhuriyeti yaşatacak tek güç, politikacının ve yurttaşın siyasal ve ahlâkî değerine dayanan “kamu yaran” düşüncesidir. Bu yönü ile cumhuriyet bir kişi veya zümre yararına değil, kamu yararına dayanan ve kamu yararına göre yönetilmesi gereken devlet şeklidir. Eski Yunan şehirlerinde ve Orta Çağlar’daki “Venedik” ve “Ceneviz” Cumhuriyetlerinde yöneticileri, bir avuç ayrıcalıklı kimseler seçtiği halde, modern çağlarda seçim hakkı bütün vatandaşlara tanınmış, yani “Aristokratik Cumhuriyet”, “Demokratik Cumhuriyet’e dönüşmüştür. Günümüzde, Orta ve Güney Amerika’daki askerî ve cunta diktatörlükleri ile Marksist-Leninist teoriye dayanan Çin Halk Cumhuriyeti ise batılı ve modern anlamda demokratik cumhuriyetlerin özelliklerini taşımazlar. Zira çağdaş cumhuriyet bir sınıfın veya zümrenin değil, Türkiye Cumhuriyeti gibi halkın egemenliğine dayanan “Demokratik Cumhuriyet”tir.

Osmanlı düşünürlerinin, Osmanlı Devletinin batmaktan kurtarılması amacını güden fikirlerinde esas hedef Cumhuriyet değil, “Meşrutî Monarşi” olmuş, Fransız İnkılâbı’nın fikrî ürünü olan ve “istibdat ve baskıya karşı insan kişiliğine değer veren Cumhuriyet” ancak Osmanlı Devletinin yıkılışı ile birlikte aranılan rejim olmuştur. Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Cumhuriyet fikrinin Mustafa Kemal tarafından ilk defa kuvvetle ortaya atılmasında Fransız İnkılâbı’nın etkisi olduğunu söylemekte, Münir Hayri Egeli, daha 1906’da Atatürk’ün en beğendiği devlet şekli olarak Cumhuriyeti dile getirdiğini yazarken, Mazhar Müfit Kansu, Mustafa Kemal’in henüz Erzurum Kongresi açılmadan, zamanı gelince hükümetin şeklinin Cumhuriyet olacağını kendisine söylediğini “Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk’le Beraber” eserinde anlatmaktadır. Sivas Kongresi’nden sonra İngiliz Amirali de Robeck, Lord Curzon’a gönderdiği raporda, Türkiye’deki gelişmelerin bir Cumhuriyet’e doğru yöneldiğini yazmakta, İngiltere’nin 14-21 Kasım 1919 tarihli İstanbul’daki istihbarat teşkilâtının haftalık raporunda, kararları beğenmezse, Anadolu’daki Milliyetçilerin Cumhuriyet ilân edeceği bildirilmektedir.

Bilindiği gibi 12 Ocak 1920’de İstanbul’da toplanan son Osmanlı Mebusan Meclisi, Misak-ı Millî’yi ilân edip, 16 Mart 1920’de işgal kuvvetlerinin tehdidi sonucu dağıtılınca, Mustafa Kemal 23 Nisan 1920’de Ankara’da olağanüstü yetkilerle Millet Meclisi toplayarak, 20 Ocak 1921 tarihli Anayasa’da millî egemenlik prensibi ilk defa açıkça ilân edilmiş, bu ise Prof. Ali Fuat Başgil’in deyimi ile reisicumhursuz bir Cumhuriyetin kurulması anlamına gelmiştir. Lozan’da Türk milletini, Millî Mücadele’yi yapan TBMM hükümetini temsil etmesi için Meclis, 1 Kasım 1922’de saltanatı kaldırmış, 11 Ağustos 1923’te toplanan İkinci Meclis 24 Temmuz 1923’te imzalanmış olan Lozan Barış Antlaşması’nı tasdik etmiş, 13 Ekim 1923’te Ankara’yı başkent ilân etmiştir.

Mustafa Kemal’in 22 Eylül 1923’te, “Wiener Neue Freie Presse” muhabirine verdiği demeçte, ilk defa “Cumhuriyet” kelimesini ortaya atmasının ülke içinde ve dışında büyük yankısı olmuştur. 28 Ekim 1923 günü Mustafa Kemal arkadaşlarına “Yarın Cumhuriyet ilân edeceğiz” diyerek, 20 Ocak 1921 Anayasası’nı bu yönde değiştiren taslağı hükümet bunalımına çare bulamayan Halk Fırkası’na sunar. Fırka’nın aldığı karan da 29 Ekim akşamı TBMM’ye sunmuş, tasarı oybirliği ve “Yaşasın Cumhuriyet” sesleri ile kabul edilirken, Mustafa Kemal 158 üyenin oybirliği ile Cumhurbaşkanlığı’na seçilmiştir. Görülüyor ki Cumhuriyetin ilânı, tarihî gelişmenin ve millî egemenlik ilkesinin uygulanışının sonucu olmuş ve kademe kademe bütün vatandaşların yararlandığı ve katıldığı demokratik siyasî rejime dönüşmüştür.

Atatürk Araştırma Dergisinin hazırladığı bu yazının devamını okumak isterseniz böyle buyrun.

Cumhuriyet Bayramımızı tekrar kutluyorum.


28 Ekim 2010

yeniden 2'si 1 arada:)


by embir

Merhabalar, sonunda evceğizime döndüm. Gerede'de yağışlıydı burası öyle. Sonbahar bana hep hüznü hatırlatır, eskiden bu mevsimi sevmezdim ama belki de hüzne alıştım. Bilmiyorum ama artık sonbaharı da seviyorum. Sararan hatta kızaran yaprakları, yürürken o yaprakların hışırtılarını, yağmurda yürümeyi ya da evimde oturup sıcacık kahvemi yudumlarken camdan yağmuru izlemeyi... seviyorum artık. Neyse ben konumuza döneyim.

Bu da anneciğimden bana hediye 2'si 1 arada projesi:)) Bu aralar taktım zaten bir şeyi başka bir şey olarak kullanmaya... Daha önce sizlerle paylaştığı çantam ile aynı ip. Aaaa onunla da takım kullanabilirim. Bu iyi oldu:)) Bunu örerken ortasına saç örgüsü yaptı. Üst üste getirdiğimiz yere cırt bant dikti (ben olsam yapıştırırım, eline bata bata dikti, yapıştırırsa yıkanınca çıkar diye) Üzerine de fil dişi bir düğmeyi süs olarak dikme görevini bana verdi. Fotolardan da anlaşılacağı üzere henüz bu görevi yerine getiremedim :( 

Artan ip ile de eldiven istedim. Onu da örmüştür. Anneme gittiğimde alayım onu da paylaşırım. Bunu da sadece boyunluk olarak kullanmak yerine kulacıklarımı da üşütmemek için başıma taktım, baktım öyle de güzel oluyor. Birde öyle fotoladım. 

Acaba şimdi ne yapsam??? Aklımda çok şey var ama önce kurs projemi bitireyim sonra hazır 3,5 günlük tatilimi de değerlendirmek istiyorum. Gerçi azıcık hastayım ama olsun, craftlar beni kendime getirir...



27 Ekim 2010

Embir'den 2'si 1 arada


by embir

Bu boyunluk + bereyi iki hafta önce yapmıştım. Paylaşmak bugüne nasip oldu. Maliyet olarak 1 lira ve bu da diğer boyunluğum gibi kısa sürede bitti. İpini çok sevdim. Yumuşacık oldu. 100 gr ip kullandım dolayısıyla oldukça da hafif bir boyunluk. Tabi sadece boyunluk değil aynı zamanda da bere:))

Nasıl yaptığımı da paylaşayım. 86 ilmek ile başladım ve bir kaç sıra lastik ördükten sonra hayatımda ilk defa selanik ördüm :) Bak şimdi unuttum nasıl ördüğümü, nasıldı??? Hımmm hatırladım, tamam tamam, kesip arttırıp yapılıyordu. Şekil olarak lastiğe benziyor ama daha geniş ve esnek bir örgü oluyor. Annem selanik örürsem daha rahat kullanabileceğimi söyleyip nasıl örüleceğini de gösterince bana uygulaması kaldı.

Uzunluğu size kalmış ben yaklaşık 1,5 karış ördüm. Boyunluğun şapka olması çok kolay oldu. Kalan ipi büküp berenin lastik kısmından aralıklı olarak geçirdim. İpin ucunada ipi elime dolayıp ponpon yaptım ve bitti. 

Bugün Gerede'de son gecemiz, yarın sabah evime dönücem. Hasta olmaya başladım. Hazır 3,5 gün tatil uyuyup dinleneyim diyorum. Kendimi iyi hissedersem bir iki çalışma daha yapar paylaşırım. Haydi kalın sağlıcakla...

24 Ekim 2010

Sonunda

Selamlar, 

Bu perşembe günü sonunda kursum bitti. Son sınavımı da tamamladım ve artık haftada dört gün iş çıkışı 3-4 saatimi kursa giderek harcamayacağım. Yaklaşık iki hafta içinde son proje ödevimi de tamamlayınca her şey tamamlanacak. Gerçi şimdi Osmanlıca kursuna başlamayı planlıyorum ama grafik ve web tasarımı kursu kadar uzun soluklu olmayacak.

Az sonra Bolu'ya gideceğim, yakın zamanda yaptığım cicik çalışmalarımı oradayken sizinle paylaşmayı planladım. Şimdi valizimi hazırlamalıyım. Herkesin bu güzel pazar gününü neşe içinde geçirmesini diliyorum. (zuzucuğummmmm seni çok ösledim:(( )

Hoşçakalın, mutlu kalın....

Embir


10 Ekim 2010

embir'den 2 liraya 2 saatte 2 şekilde kullanılan boyunluk



Uzuuuun bir aradan sonra tekrar merhaba,

Anlatacak çok şey var ama vakit az:( daha valiz hazırlamam gerekiyor.Önce son gelişmeleri yazayım, sonra da boyunluğu anlatırım. Kursumun bitmesine 2 hafta kaldı. Kursum bitsin uzun zaman başka bir kursa gitmeyeceğim diyordum. Büyük konuşmuşum. Şimdi sırada başka kurslar var. Araştırmaya başladım bile:) Kujum uzun süreliğine yurt dışına gitti. Bende evde sıkılmamak için kurs aramaya başladım. Neyse ki bu aralar seyahatlerimde çok fazla, seyahatlerim bitsin Osmanlıca kursuna başlamak istiyorum. Birde dans ya da spor yapayım diyorum. Bakalım nasıl olacak?

Yarın sabah Antalya, Akseki de Gençlik ve Sporun kampına gidiyorum. Dağ başında ve oldukça soğuk olacakmış. Az sonra polarlarımı çıkartıp çantama yerleştiricem:) Akseki'den gelip birkaç gün sonra Bolu'ya gidicem. Cumhuriyet Bayramına evime dönücem. Kasım başında da Sivas'a gidiyorum. Sonra bir de İzmir var. Bunlar planlananlar. O zamana kujumcum da döner belki... Dönmezse o gelene kadar o kurs senin bu kurs benim gezicem:)) 

Gelelim boyunluğuma, geçen gün öğlen Kızılay'da bir ipçiye girdim. Tanesi 50 kr'dan 4 yumak (50gr) ip aldım. İpin şekli hoşuma gitti. Kalın ve renkli bir ipti. Dün akşam bir saatte yarısını ördüm. 9 numara şiş kullandım. Bu sabahta kalan yarısını ördüm. İkiye katladım ama eşit değil. Yaka gibi oldu. Ortasına bir düğme diktim, birde ilik yaptım. Şimdi yaka kısmı önde ya da arkada kullanabilirim. Yaka kısmı arkaya gelince boğazlı kazak gibi oluyor. Hatta yaka bölümünü yana çevirip üçüncü bir model olarak da kullanılabilir. 

Şimdilik benden bu kadar. Dönünce görüşmek dileğiyle esen kalın...

06 Ekim 2010

süper bir geri dönüşüm



Bu geri dönüşüm işini çok seviyorum. Eskiden kıyafetlerinizi başkasına verince giyerlerdi şimdi kimsealmak istemiyor. E atmaya da benim için el vermiyor. Birşeyleri birşeylere dönüştürme fikrini bu sebeple çok seviyorum.

Sözü fazla uzatmadan bulduğum çalışmayı paylaşayım. Eski bir kazağınızı kesin yelpaze gibi katlayın boyu ve yüksekliği kullanacağınız kutunun boyutuna uygun olmalı. Sonra kutunun içine yerleştirin. Oldu da bitti. İşte bu kadar.Artık yüzüklerinizi bulmanız çok kolay. Bunlardan minik minik yapın. kutunun dışını da süsleyin ve arkadaşlarınıza hediye verin. Bence süper bir hediye olur. 

04 Ekim 2010

Geri Dönüşüm



Bilirsiniz geri dönüşüm projelerine bayılırım. Burada da ped şişelerden yapılmış güzel geri dönüşüm çalışmaları buldum. En beğendiğim kumbara oldu. Ne kadar çok şey yapılabilir aslında. Atmak yerine geri dönüştürmek isteyen arkadaşlara ilham vermesi dileğiyle...

03 Ekim 2010

Gelin ve Damat



Tamamen tesadüf ama bir önceki yazım ve morla valse dün eklediğim yazımda evlilik, düğün temalı olmuştu. Bu şirin gelin ve damadı görünce de paylaşmak istedim. Neydi adı amigurumi yani türkçe meali ile tığ işi sanatına gönül veren arkadaşlarımızın hemen yapacakları bir çalışma ama benim gibi acemiler nasıl yapar bilemiyorum:( Kaynak

02 Ekim 2010

Gelin olmuş gidiyorsun


Embir


Siz ya da çevrenizde evlenecek tanıdık, eş, dost, akraba varsa onlara bir sürpriz yapın ve gelin taçlarını siz hazırlayın. Bir taç, biraz beyaz tüy ve yaratıcılığınız ile süper bir hediye yapmak için daha ne bekliyorsunuz?