25 Nisan 2010

Kavanoz ve 2 Fincan Kahve

Bu mail Fikret babamdan geldi. Bu aralar yoğunluğumu düşününce tam benlik diye düşündüm.

Bir gün bir Felsefe profesörü, elinde birkaç kutu olduğu halde derse gelir. Ders başladığında, hiçbir şey söylemeden, önüne büyükçe bir  kavanoz alır ve ağzına kadar tenis topları ile doldurur ve öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını sorar;

Öğrenciler ittifakla kavanozun dolduğunu ifade ederler, Bu sefer profesör önündeki kutulardan bir tanesinden aldığı çakıl taşlarını, çalkalayarak kavanoza döker, böylece çakıl taşları kayarak, tenis toplarının aralarındaki boşlukları doldurur ve öğrencilere tekrar kavanozun dolup dolmadığını sorar, onlar da 'evet' doldu derler, profesör bu defa masanın üzerindeki diğer kutuyu eline alır ve içindeki kumu yavaşça kavanoza döker. 

Tabii ki kumlar da çakıl taşlarının aralarındaki boşlukları doldurur. 

Ve tekrar öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını sorar, Öğrenciler de koro halinde 'evet' derler.

Bu sefer profesör masanın altında hazır bekleyen 2 fincan kahveyi alır ve kavanoza boşaltır, Kahve de kumların arasında kalan boşlukları doldurur. Öğrenciler gülerler! 
Profesör öğrencilerin gülüşünü destekleyerek 'eveet' Diyerek; 
Ben 'Bu kavanozun sizin hayatınızı simgelediğini ifade etmeye çalıştım' Der. 
Şöyle kiBu tenis topları hayatınızdaki önemli şeylerdir; aileniz, çocuklarınız, sıhhatiniz, arkadaşlarınız ve sizin için önemli olan şeylerdir. 

Diğer şeyleri kaybetseniz de, bu önemli şeyler kalır ve hayatınızı doldurur. 
O çakıl taşları ise daha az önemli olan diğer şeylerdir; işiniz, eviniz, arabanız vs.

Kum ise diğer ufak tefek şeylerdir.

'Şayet Kavanoza önce kum doldurursanız. ..' diye, anlatmaya devam eder, 'çakıl taşlarına ve özellikle de tenis toplarına (yeterli) yer kalmaz.

Aynı şey hayatımız için de geçerlidir. Vaktinizi ve enerjinizi ufak tefek şeylere harcar, israf ederseniz, önemli şeyler için vakit kalmayacaktır . .

Dikkatinizi mutluluğunuz için önem arz Eden şeylere çevirin. Çocuklarınızla oynayın. Sağlığınıza dikkat edin. Eşinizle yemeğe çıkın. Evinizin ihtiyaçlarını karşılayın. Öncelikle tenis toplarını kavanoza yerleştirin. Öncelikleri, 
sıralamayı iyi bilin. Gerisi hep kumdur. 

Bu Ara Bir öğrenci sorar; 'Peki, O iki fincan kahve nedir?' 
Profesör gülerek: 'Bu soruyu bekliyordum, Hayatınız ne Kadar dolu olursa olsun, her zaman dostlarınız ve sevdiklerinizle bir fincan Kahve içecek kadar yer vardır !!!'

Ceeee-EEeee



Herkese kucak dolusu sevgiler ve gülücükler gönderiyorum. Merhabalarrrrr...

Oldukça uzun zamandır sesim soluğum çıkmıyor, aklım burada olsa da günde 24 saat bana yetmemeye başladı :( Şehirler arası seyahatlerim, gün içindeki yoğunluğum hafta sonlarını da kapsayan iş saatlerim beni benimle bırakmamı engelliyor. Bu durumdan hoşnut değilim elbette, ben keçelerime dokunmak, yeni ciciler yapıp sevinmek, sizlerle sohbet etmek istiyorum. Buna vaktimin kalmaması, hatta değil bunlara evime ayıracak vakit bulamamam beni benden almaya başladı. Geçenlerde Fikret babamın yolladığı bir mailde beni daha çok düşünmeye sevk etti. O maili de kujular da yayınlarım az sonra:)

Demem o ki çok bunaldım. Öyle gözüküyor ki bu yoğunluk yıl sonuna kadar da devam edecek. Büyük bir sabırla yoğunluğumun azalacağı günleri bekliyorum. Planlı çalışmaya alışık bir insan olmam sebebiyle de plan dışı girdiler hayatımı alt üst ediyor. Neyse bu kadar hayıflanma yeter. Birazda güzel şeylerden bahsedeyim.

Öncelikle 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız herkese kutlu olsun. Bu yıl bayramın daha bir bayram gibi kutlanmasına da çok sevindim. Hoş arada haberlerde gördüğüm birçok haber beni üzsede...

Grafik ve web tasarım kursum geçen pzt günü başladı. Akşamları iş çıkışı haftada 4 gün kursa gidiyorum. 19.00-22.00 saatleri arasında da kursdayım. Sanırım canıma kastim var :) Kurs yorucu olsa da güzel gidiyor. (Gerçi daha 7 ay var ve 7 ay içinde 4 sınav ve 2 proje ödevim olacak)  İlk bölüm illüstration yani vektorel çizim. Salı günü kibrit kutusu yaptık sonra kutuyu açtık ve içine kibrit çöpleri yapıp koyduk. Sevindirik oldum:)

Haftaya cuma Sakarya'ya gidiyorum. Hafta sonu eğitim vericem. Ondan sonra birkaç hafta sonu umarım bana kalır. Yoksa birgün yataktan kalkamayacak hale gelicem:)) Bir güzel haberde sonunda birim yöneticiliğine vekalet ediyordum geçen hafta asaletim onaylandı. 

Şu 3 günlük tatilde bana ilaç gibi geldi. Azda olsa evimi toparladım. Dünde Karagöl'e pikniğe gittik. Yol uzundu ama temiz hava, mangal hatta kurbağa vraklaması bile beni çok mutlu etti. Az sonra da Meral annemle buluşucaz, yaşasın alışveriş zamanı...

Ve sırada da fotoğraftaki çalışma var. Bunu annem örmüş, görünce fotoğrafını çektim. Uzun zamandır foto bile ekleyemiyorum. Yazıma renk katsın istedim. Şimdilik benden haberler böyle.... Haydi kalın sağlıcakla...