27 Kasım 2009

Derya'dan güzellikler ve Mutlu Bayramlar

Herkese mutlu, huzurlu, sevdikleri ile yaşayacakları şeker tadında nice güzel bayramlar diliyorum. Bayramda şehir dışında olanlara sağ salim evlerine ulaşmalarını ve kurbanlarını kendileri kesmek isteyenlerinde uzuvlarına zarar vermeden kurbanlarını kesmelerini diliyorum :) (lütfen kurbanlarınızı kendiniz kesmeyin, kesim yerlerinde işin uzmanları tarafından kesilmesini sağlayın)

Image Hosted by ImageShack.us

Bu güzel çalışmaları ben yapmadım. Beni takip eden sevgili Derya bana mail gönderip çalışmalarını yayınlayabilir miyim diye sordu. Bende seve seve dedim. Sağolsun fotoğraflarını kendisi kolaj yapmış ve nasıl yapıldığını da güzel güzel yazmış. Ben sadece kolajları da kendi içinde iki grup halinde tekrar kolaj yaptım. Şimdi bu güzel çalışmaları Derya'nın anlatımı ile aynen aktarıyor ve hepinizi kocaman öpüyorum.
Image Hosted by ImageShack.us


Kupa: Kullanmadığım kupamı renkli kurdeleler ile şerit şerit sarıp arkasından düğümler attım ve ortaya makyaj malzemelerimi koyabileceğim şirin birşey çıktı :)

Takı kutusu: Sigara kutusunun üzerine dekupaj tekniğinde kullanılan desenini beğendiğim renkli çıktıyı yapıştırdım ve vernikledim. en kısa yoldan takı kutum oldu :)

Parfüm şisesi: Parfüm şişelerimize onlara uygun bir renkte kurdele bağlayıp fiyonk yapabiliriz maksat minik ama şirin değişiklik :)

Deniz kabuğu: Deniz kabuklarının üstüne kendinden yapışkanlı kırmızı ve gri sim sürüp kurumasını bekledim.

Cüzdan: Polar kumaştan bozuk paralarımı koyabileceğim minik cüzdan diktim.

Bileklik: Biraz renkli boncuk biraz tel ve her renk kıyafet ile kullanabileceğim bilekliğim.

Fermuar: Kopan fermuarlarımıza alternatif olarak renkli kurdeleler ile ördüm.

Mum: Mumluklarımızın etrafını kurdeleler ile geçip onlara şıklık katabiliriz diye düşünüyorum :)

Deryacığım paylaşımın ve emeğin için tekrar teşekkür ediyorum canım.

24 Kasım 2009

Kitap Ayracım ve Evlilik Yıldönümümüz / Bookmarker

Image Hosted by ImageShack.us

by embir

Bu kitap ayraçlarını da etiketlerle birlikte yapmıştım ama kaydettiğim yerin linkini bulamadım :( bulur bulmaz ekleyeceğim. Araştırmalarım devam ediyor. Sertifika kağıdına aynı şekli yanyana basıp ikiye katladım. Prit ile yapıştırdım ve işlem tamamdır.

Ayracın en iyi tarafı ise okuduğunuz kitabı not edebilirsiniz. (Yazıyı gece hazırlıyorum ve tv de hayalet sevgili filmi var, ne yazdığımı pek bilemedim, kusuruma bakmayın)

Bugün bizim evlilik yıldönümümüz. 24 Kasım 2007'de kujumla evlendik. Dün akşam kujumda yuvasına döndü. Neredeyse 2 haftadır şehir dışındaydı. Uzun süre ayrı kalmak iyi olmuyor.... Geçen sene evlilik yıldönümümüzde Kıbrıs'a gitmem gerekmişti. Bu sene ise akşam katılmam gereken bir tiyatro oyunu var. (işimle ilgili, bir komisyonda üyeyim ve tiyatro oyununu izleyip değerlendirmemiz gerekiyor) Yani ben kendimle ilgili özel günlerimi nedense gününde kutlayamıyorum :(

Offf offf ben gidip çalışayım bari... Haydi kalın sağlıcakla.

23 Kasım 2009

etiketlerim oldu

Image Hosted by ImageShack.us

by embir

Herkese mutlu ve huzurlu bir hafta diliyorum. Bu hafta kısa sürecek yaşasın bayram tatili :)) Gerçi benim için oldukça yoğun bir hafta olacak. Bu sebeple yazımı pazar akşamından hazırlayım dedim.

Konumuza dönecek olursak bu etiketleri evdeki kavanozların vb üzerine yapıştırmak için hazırladım. Henüz zamansızlık sebebiyle istediğimi yapamadım ama kavanozlarımı etiketlemek istiyorum.

Sizde yapmak isterseniz çiçekli etiketler için buraya, yuvarlak etiketler içinde buraya bakabilirsiniz. Ben hazır etiket kağıtlarını kullandım ama dilerseniz A4 kağıdına çıktı alıp kavanoza prit ile yapıştırabilirsiniz. Etiketin üzerine de ne olduğunuz yazdığınızda işlem tamamdır.

Yazarken aklıma geldi. Mesela ayakkabı kutularına da yapıştırıp hangi ayakkabı olduğunu etikete yazabilirsiniz. Başka başka kutuları kaplıyoruz ve içinde craft malzemelerimizi muhafaza ediyoruz ya işte o kutularımızı da etiketleyebiliriz. Uygulamak için yapmanız gereken tek şey çıktı almak haydi bakalım.

22 Kasım 2009

Meral Annemden Lila Pelerin

Image Hosted by ImageShack.us

By embir

Bu güzel pelerin Meral annemin hediyesi. Aslında geçen sene örmüştü ama yayınlamak bugüne kısmet oldu. Rengine ayrı bayıldım modeline ayrı. Yakası çok şirin duruyor, hele ponponları süper değil mi? Nasıl örüldüğünü bilemiyorum ama örnek olabilir diye yakın fotolarını çektim. Fotoları gece çekmiştim ışıktan rengi tam belli olmamış ama pırıltılı lila rengi, bunu çok sevdim. Annelerimden gelen başka güzelliklerde var. Onları da yakında yayınlayacağım.

Teşekkürler Meral annecim, emeğinize sağlık. Kocaman öpüyorum sizi...

21 Kasım 2009

KAZ

Burada genelde bana gelen mailleri yayınlamaya başladım ama yakın zamanda bloğumda değişiklik yapmayı düşünüyorum. Aşağdaki yazı da bana gelen bir mailden aynen yayınlıyorum.

Son dönemlerin en güzel yazısı... kim kaleme aldıysa eline yüreğine sağlık…


Ben dürüst, hiç kanuni suç işlememiş, vergisini muntazam ödeyen, trafik kuralları dâhil her türlü kanun ve kurala uyan bir vatandaşım. Bir şahsa hakaretim bile yoktur... Ama başkaları tecavüz ediyor, alkollü araba kullanıp sakat bırakıyor, insan öldürüyor, hırsızlık yapıyor v.s... ben onları vergimle hapishanede besliyorum ve çıktıklarında da mutlaka onlara iş veriyorum, ayrıca aramıza alıyorum ki tekrar tecavüz etsinler, sakat bıraksınlar, öldürsünler.

Ben de düşünüyorum, akıl ediyorum ve sistemde yanlışlar buluyorum. Sivil Toplum Kuruluşlarıyla çalışıyorum, yazıyorum, oy veriyorum... Ama başkaları bölüyor, dağa çıkıyor, bomba atıyor, ağlamayana meme yok diye kırıyor, döküyor ve öldürmeye devam ediyor... Ben onların maaşını ödüyorum, liderlerini besliyorum ve kardeşlerimi öldürdüğü için affetmeye zorlanıyorum.

Ben tek çocuk sahibiyim. Doğuramadığım için değil. Sevgimi, ilgimi, bilgimi ve maddi gücümü en iyi şekilde bu insana yatırıp, onu onlarca insana bedel, akıllı, manevi değerler üretebilen ve yaşatabilen, kutsal sisteme saygılı bir insan yapmak istediğim için... Ama başkaları 10’larca çocuk dünyaya getiriyor. Korunamadıkları için değil. Sayısal üstünlük sağlamak için. Sevmiyorlar, ilgilenmiyorlar. O çocuk dağa çıkıyor, o çocuk kapkaç yapıyor, o çocuk tinerci oluyor, o çocuk okumadığı için özgür olamıyor ağasına maraba oluyor ya da bakamadıkları için dedesi yaşındaki birisine 13 yaşında satılıyor ve 14 yaşında oda doğurmaya başlıyor... Sonra benden o insanlara merhamet duymamı ve benden alınan vergileri onları beslemeye yetmediği için ayrıca çocuklarını okutmamı istiyorlar. Ben marabaların kızlarını okutayım ki ağaları kendi kızlarına kilolarca altın takılan 40 gün 40 gece düğünler yapabilsin. Evlerini ısıtıyorlar benim vergilerimle ya da kim bilir o kömürleri satıp sigara parası yapıyorlar. Oysa ben bu kış zamlı doğalgazı nasıl ödeyeceğimi düşünüyorum. Onlar 10’ar 10’ar doğurduğu için işsiz kalıyorlar ve batıdaki fabrikaları doğuya taşımaya zorluyorlar. Öyle ya merhamet etmek lazım. Batıdakiler işsiz kalsa da olur malum onların sesi çıkmaz. Oysa toprak reformu, aşiretleri çözmek kimsenin işine gelmiyor. Çünkü oy için 10 000 insanı ikna etmek kolay değildir ama ağasını ikna etmek kolaydır.

Ben daha maaşımı almadan vergim kesiliyor... Ama başkaları vergi ödemiyor ve sık sık affediliyor. Benim maaşım belli. Ama stadyumda sünnet düğünü yapanın geliri nasılsa belli değil. Oysa biz evlendiğimizde düğün bile yapamadık.

Biz evlendiğimizde alacağımız mobilyalarla doğaya zarar vermişizdir endişesi ile nikâha gelen herkese şeker yerine yüzlerce ağaç fidanı dağıttık, doğadan aldığımızı doğaya geri verelim diye... Ama başkaları ormanı yakıp yerine ev yaptılar, sattılar, kiraladılar, zengin oldular ve 2B ile affoldular.

Benim babam ev alabilmek için 12 sene aynı işçi parkası ve pençeli ayakkabısı ile gezdi Çok şükür şimdi evleri var… Ama başkalarının babası devletin arazisi üzerine gecekondu yaptı şimdi müteahhite sattı ve bir sitede 60 dairesi var.

Ben dişimi fırçalarken suyu devamlı kapatıyorum. Meyve yıkadığım suyla balkonu yıkıyorum… v.s. Malum suyu israf etmeyeceğiz ya... Ama başkaları golf sahaları yapıp çimleri için tonlarca su kullanıyor. Ya da bir yerlerden kaçak kullanıp para vermiyorlar.

Ben bakanımızın da tavsiyesine uyarak saçımı havluyla kuruluyorum. Ayrıca Maliye bakanımızın kızına katkısı olsun diye evlerimizi tasarruflu ampullerle donatıyoruz. A+ makinelerimiz var... Ama başkaları kaçak elektrik kullanıyor ve faturalarını ben ödüyorum.

Ben sağlık sigortamı istemesem bile ödüyorum... ama başkaları yeşil kartla gidip benim paramla muayene oluyorlar. Gerçekten ihtiyacı olana son kuruşuna kadar helal olsun. Ama bu ülkede kaç milyon yeşil kartlı var? Kaçı hak ediyor?

Ben sabrediyorum, bir yaratıcının var olduğuna bunların bir imtihan olduğuna inanıyorum. Ben doğru yol, iyi iş (salih amel) den hedef ne olursa hiç bir gerekçe ile (cihad, takiye..vs) her ne olursa olsun taviz vermiyorum......Ama onlar takiye diyor, cihad diyor, bu daha iyi diyor, uyduruyor, dinimi bölüyor, kullanıyor.

Vergimle bakılan camide, vergimle beslenen imamın arkasında başım açık olduğu için namaz kılamıyorum. Oysa sadece Yaratıcının çağrısına uyup bir iman eden olarak Cuma namazlarında kardeşlerimle sorunlarımı paylaşmak istiyorum... Ama onlardan bazıları ritüel (adet) diyor, bazıları günah diyor, ellerinde başörtüleri ile gelip cami kapısında bekleyip bizi riyaya zorluyor, kendilerinde bizi camiden atma yetkisi olduğunu söylüyorlar. Yetkilerini Memur oldukları hükümetten alıyorlar, demek hükümet öyle istemiş diyorum. Rabbim istemez çünkü biliyorum Ama çok şükür onun bana şah damarımdan daha yakın olduğunu, camide olmadığını da biliyorum....Yinede keşke demekten kendimi alamıyorum.

Öyle uzunki bu liste... biliyorum uzun yazıları okumayı sevmiyorsunuz. Her türlü adaletsizliğe rağmen doğru bildiğim yoldan asla dönmeyeceğim. Çok sevdiğim bir fıkra ile bitireyim.

Adamın biri dünyada hiç kimseye bir kötülük yapmamış, her türlü kurala uymuş, içmemiş, zina yapmamış, uyuşturucu kullanmamış, kimseyi pataklamamış. Neyse bir gün ölmüş büyük bir sevinç ve beklenti ile sorgu meleğinin önüne gelmiş melek sormuş: içmemişsin

Adam: evet

Melek: Kimseye el bile kaldırmamışsın

Adam: evet

Melek: Kendi karından başkasına yan gözle bile bakmamışsın

Adam: evet

Onlarca sorudan sonra sorgu meleği yanındaki meleğe dönerek: bir çift kanat getirin

Adam heyecanla: Melek oluyorum değil mi?

Melek: hayır kaz oluyorsun

Fıkradır ama doğruyu söylemek gerekirse korkum kaz olmaktır.

Bakalım Ne Yapmışım:))

Image Hosted by ImageShack.us

by embir

Herkese Merhabalarrrr,

Bir kaç gündür yoktum, işlerim çok yoğundu, anneme gittim, sonra kuzenlerim geldi falan filan derken ancak şimdi yazabiliyorum. Kendimi de iyi hissetmiyorum. Üzerimde bir ağırlık var. Birşeyler yapayım diyorum ama pinekleme moduna geçtim, yapamıyorum.

Konumuza gelecek olursak bunu birkaç gün önce yaptım. Yani bir kaç gün önce banyomu temizlerken saç boyalarının plastik eldivenlerini koydukları şeffaf yumurta kaplardan elime geçti. (amma da uzun bir tanımlama oldu:)) Aslında bu kutucukları seyahate giderken minik küpelerimi koymak için kullanıyorum.

İşte o kutunun birisini aldım elime, tealightımı yaktım bir toplu iğneyi mumun ateşine ısıtıp ısıtıp plastik kabın etrafını deldim. Ortasına açtığım delikten kurdelayı geçirdim ve içine lavanta doldurup kapağını da yapıştırdım. Etrafına peligom sürüp kırmızı simimden döktüm. İşte bu kadar. Banyomu mis gibi kokutan lavanta kutucuğum oldu:))

18 Kasım 2009

Bilezikli Çanta Yaptım

Image Hosted by ImageShack.us

Aslında bu çantayı yapalı bir iki hafta oldu ama yayınlamayı unutmuşum:(

Kumaş çok eskiden kalma bir parçaydı diye anımsıyorum. Sanırım Vildan ablam bu kumaştan anneme etek diktirmişti. Kenarından artan minik parça da benim işimi görmeye yetti zaten.

Dikdörtgen bir kumaş ile çalıştım. İçini de başka bir kumaşla astarladım. Daha dolgun dursun diye içine mause ped koyacaktım ama sakladığım mouse pedi bulamadım (bu fikri bir arkadaşım paylaşmıştı ama şimdi adını anımsayamadım, bana yazarsa ismini eklemek isterim) Bende içine iki adet asetat kağıdını koydum. Dibinden tutturdum ki kaymasın. Kağıt çanta ile aynı boyda olmadı tabi. Üstten kıvrılacak bir çanta olduğundan kıvrım yerine kadar olan kısma bunu yerleştirdim.

Hikmet teyzenin verdiği yeşil halatımsı kurdelemsi (bunun adı ne yahu) kordonu diktim. Ha tabi üst kısmına da fermuarını diktim. Sonra yine yeşil kordondan bir parça kesip Amasra'dan aldığım ahşap bileziklerden birisinin içinden geçirip çantanın kenarına diktim.

Sonuç olarak ortaya böyle bir çanta çıktı. Biraz toplama malzeme ile yapıldı :))

17 Kasım 2009

Ayça'dan Hediyeler

Image Hosted by ImageShack.us


Bu güzel çantayı canım arkadaşım Ayça yaptı. Her hafta bu ve farklı hediyeler sizin olabilir. Nasıl mı? İşte böyle...

16 Kasım 2009

Dikmeden Obi Kemer Yaptım

Image Hosted by ImageShack.us

By embir

Sıcağı sıcağına paylaşmak istedim bu kemeri, bir önceki yazımda biçtim dikilmesi kaldı demiştim. Ve ardından bu işi de tamamladım. Yazıyı akşam hazırladım ama siz sabah okuyun istedim:))

Gelelim nasıl yaptığıma, bu kemer sevgili lilibebek suzy'nin sayfasında gördüğüm obi kemerden aslında. Ölçülerini de onun verdiğine yakın yaptım. En kalın noktayı 17 cm, en ince noktayı ise 5 cm yaptım. Bu deri parçasını bana Hikmet teyze vermişti. Sen bundan bişiler yaparsın dediğinde aklıma ilk gelen suzy'nin kemerinden yapmak oldu. Aradan azıcık zaman geçti ama olsun dediğimi yapabildim.

Gelelim dikişsiz olmasına. Deri çok sertti toplu iğneyi bile batıramadım, iğnem yamuldu. Dikiş iğnesini batırsam çıkartamadım. Dedim makinemin iğnesini de kıracak bu, terziye, ayakkabı ya da çanta tamircisine götürüp diktireyim dedim ama o da gözümde büyüdü. Git ver, birde istediğin gibi olmazsa  vb sebeplerden dolayı bende kısa yoldan bir çözüm buldum. Sıcak silikon. Evet silikon tabancamı çıkarttım ve parçaları birleşme yerlerinden yapıştırdım. Oldu elbette uzun süreli kullanım için uygun değil ama fotoğraf çekip sizlerle paylaşmak için yeterli oldu :) Bir ara diktiricem, söz:))

Fotoğrafları da o heyecanla çekip paylaşmak istedim. Genelde abiye elbiselerim siyah renk ve siyaha siyah belli olmaz diye bende bu kırmızı elbiseyi buldum, azıcık kırışık oldu ama kusuruma bakmayın artık...

15 Kasım 2009

Ahşap Balık Çerezliğim

Image Hosted by ImageShack.us

By embir

Bunu ben yapmadım. O kadar aşmadım canım... Bunlardan Pakistan'da satılıyordu ve arkadaşlarımın hepsi almıştı. Bende alsam mı almasam mı karar verememiştim. Sonunda da almadım zaten. Pakistan'dan dönmeme bir gün kalmıştı, son vedalarımı yaparken, orada birlikte çalıştığım Pakistan'lı arkadaşlarımından birisi bana bu balıklı çerezliği getirdi.

Ay çok mutlu olmuştum. Kararsız kaldığım bir şeyin hediye olarak bana gelmesi -hımmm demek ki kısmatimde varmış:) dememe sebep oldu.

Kapalı hali nihale olarak kullanılabilir. Açılınca da çerezlik oluyor. İnce bir işçilik var. Ahşabın çerez koyulacak kısımları spiral şeklinde kesilmiş.

Şu an elimde liliden kopya çektiğim obi kemer var. Biçme işini bitirdim umarım dikerken sorun çıkmaz. Derim çok sert (deri kumaşım yani, ne diyorum yahu:)) bunu nasıl dikicem bilemiyorum. Bitince onu da sizlerle paylaşıcam.

Cuma akşamı arkadaşlarımla buluşmuştum sonra eve bir geldim bugün öğlene kadar kapımı bile açmadım. Neyse sonra markete gideyim dedim. Yolda çok cici bişi gördüm ondan aldım. Ne olduğunu söylemiycem :) Sonra evimizin köşesindeki hırdavatçıya gittim, tutkal ve beyaz akrilik boya aldım. Su bazlı vernik yoktu sinir oldum. Bu hafta da güzel paylaşımlar hazırlayacağım, yapıp sizlerle paylaşmak için sabırsızlanıyorum.

14 Kasım 2009

Boyunluk Yaptım

Image Hosted by ImageShack.us

By embir

Uzun zamandır elimdeydi bu boyunluk ve az önce nihayet tamamlayabildim. Fotoğraf çekimi, kolaj hepsi çok taze yani:)

Elimde gri renk bir gipür (sanırım bu gipür oluyor)vardı. Aynı uzunlukta iki parça kestim, parçaları birbirine dikip büzdüm. Gri saten kurdela almıştım ama dikkat etmemişim benim kurdela biraz kalıncaydı. Bende kurdelamı katlayıp gipürün tam ortasına diktim. Gipürün dışında kalan kısımlarını bilinçli olarak kalın bıraktım.

Kullanım tarzına gelince bu da keyfinize kalmış, iki katlı olarak ya da açık şekilde, önden, arkadan ya da yandan fiyonklu kullanılabilir.

Bu çalışmayı etsy de görmüş ve 10marifette yayınlamıştım. Acaba diyorum benimkini azıcık daha büzgülü mü yapsaydım?

12 Kasım 2009

Kurban Kampanyası

Image Hosted by ImageShack.us


Arkadaşlar Türk Kızılayı'nın Kurban Kampanyası ile ilgili bilgiyi siteden buraya kopyalıyorum. Kurban bağışı yapmak isterseniz bu kampanyayı değerlendirebilirsiniz.

Türk Kızılayı, bağışçılarımızdan aldığı kurban vekaletlerini dini kurallara uygun olarak kestirip, hijyenik koşul ve standartlarda paketleterek yıl boyunca kavurma olarak ihtiyaç sahiplerine ulaştırmaktadır. Kurbanınızın dağıtılmasını istediğiniz il,ilçe ile ilgili şeçimlerinizi mesaj veya bilgilendirme bölümüne not olarak yazarsanız Türk Kızılayı Şubelerince istediğiniz yerdeki istediğiniz kişiye dağıtımı yapılacaktır.

Böylelikle halkımızın yardımlaşma bilincinin bir göstergesi olan kurban bağışlarının huzur ve güven içinde kurumumuz aracılığıyla yapılması sağlanmakta ve bir “yardımlaşma seferberliğine” dönüştürülmektedir.

Kurban Kampanyası döneminde Türk Kızılayı’na kurban vekaletinizi verebilirsiniz.

Vekaletinizi;
Tüm bankalarda bulunan Türk Kızılayı bağış tahsilât sistemi ve bağış hesaplarına;
Tüm PTT İşlem Merkezlerinin 2868 no’lu Türk Kızılay Posta Çeki hesabından;
Türk Kızılayı internet sayfası üzerinden kurban bağışı menüsünü kullanarak elektronik işlemle;
168 Türk Kızılayı ücretsiz danışma ve bağış hattından;
Ülke genelindeki tüm Kızılay Şubelerinden (Şube adreslerimize internet sayfamızdan ulaşabilirsiniz) verebilirsiniz.

Vekalet verme yoluyla gerçekleştireceğiniz kurban bağışlarınız, Kurban Bayramı’nın ilk günü sabah namazından sonra başlayarak, 3. günü akşamına kadar kesilmektedir. Kurban kesimleri, veteriner hekim, noter, din görevlisi, anlaşmalı olduğumuz kurumun personelleri ve Türk Kızılayı personelleri eşliğinde, vekalet verilen bağışçımızın ismi okunarak Et Balık Kurumu Kombinalarında yapılmaktadır. Kesimler gerçekleştikçe cep telefonu bağış birimimize veren bağışçılarımıza SMS ile cep telefonu olmayan bağışçılarımızın ev telefonlarına ulaşılarak kesim işlemine ilişkin bilgi verilmektedir.

Kesilen kurbanlar hijyenik ortamlarda kavurma haline getirilip, Türk Gıda Kodeksine uygun şekilde paketlenerek yurt içi ve yurt dışındaki ihtiyaç sahiplerine Türk Kızılayı Şubeleri aracılığı ile dağıtılmaktadır.

Bağışçılarımıza Şubelerimiz aracılığıyla kurbanlarından tadımlık olarak 800 gr’lık kavurma, kesim görüntülerini içeren CD ve teşekkür belgesi ile geri dönüş yapılmaktadır.

11 Kasım 2009

10marifet Yarışması Sonuçlandı ve Ödülüm Geldi

Image Hosted by ImageShack.us

By embir

Merhaba arkadaşlar, sizlerin de bildiği üzere 10marifet sitesinde de yaptığım çalışmaları ve internetten bulduğum yapılabilir, ilginç çalışmaları paylaşmaktayım. Bugüne kadar neler eklediğime bakmak isterseniz sizleri şöyle alayım.

Buradanda duyurusunu yapmıştım, 10marifette ödüllü sonbahar yarışması düzenlenmişti ve bende sonbahar yapraklı abajur başlığım ile yarışmaya katılmıştım. Yarışma sonucunda birinci oldum.
Birinci için log dergisinin bir armağanı vardı. LG Cookie Cep Telefonu olan bu ödül geçen hafta elime ulaştı.

Daha önce yorumlarımda da yazdığım teşekkür metnimi buraya da taşımak istiyorum.

Yarışmaya çalışmalarıyla renk katan değerli arkadaşlarıma,
Yarışmaya yorumlarıyla heyecan katan sevgili arkadaşlarıma,
Yarışmaya oy verip, değerlendiren kıymetli arkadaşlarıma sonsuz teşekkürlerimi gönderiyorum.

Ayrıca;

Yarışmayı organize eden ve yoğun bir tempo ile çalışan 10marifet ekibine,
Yarışmaya sponsor olup ödülümüzü finanse eden LOG Dergisine,
Veeeeee bizlerin nazını çeken sevgili Shane'e binlerce teşekkürler.

Son bir şey daha telefonumu bir haftadır kullanıyorum ve çok memnunum, oldukça kullanışlı, çok hafif, dokunmatik olması ise onu daha eğlenceli hale getiriyor, ses ve görüntü kalitesi ise mükemmel arkadaşlar. Yeni bir telefon alacaksanız bence LG Cookie'yi bir düşünün derim. Benim laptopımda LG ve ondan da memnunum zaten.

Sizlere öpücüklerimi gönderip huzurlarınızdan ayrılıyorum, haydi kalın sağlıcakla...

10 Kasım 2009

10 Kasım ve Atama Özlem

Image Hosted by ImageShack.us

By embir

Yazacak çok kelime, bir o kadarda söylenecek kelam var ama zor çok zor. Sadece keşkeler sarıyor etrafımı, ah ATAM keşkeeee...

ATAM ruhun şad olsun, bizler olduğu sürece TÜRKİYE CUMHURİYETİ ilelebet payidar kalacak.

Fotoğrafı İzmir seyahatim sırasında çektim. Buca'da yapılan Atatürk Maskı, mask 42 metre yüksekliğinde Türkiye'nin en büyük dünyanın ise 10. büyük maskıymış. Dilerim maddesel çalışmalardan kat kat daha fazla Atamızın düşünceleri, ilke ve inkilapları doğrultusunda ilerleyen insanlarımız olur.

09 Kasım 2009

Keçelerden Basit Bileklik

Image Hosted by ImageShack.us

By embir

Merhabalar,

Yeni bir çalışmam ile karşınızdayım. Bunu yapması çok kolay aslında, herkes rahatlıkla yapabilir, hemde yapılışı çok eğlenceli oldu. Fotolar güzel çıkmadı aslında, daha şirin oldu.

Geçenlerde Erdoğan düğmeye gittiğimde kalın keçelerden şerit halinde sattıklarını görmüştüm. Ne alaka bilmem kırmızı yeşil iki renk aldım. Akşam eve gelince ben bunlarla ne yapıcam diye düşündüm. Sonra aklıma bileklik yapmak geldi ama renkler çilek yapmak için daha uygundu :) Ertesi gün değiştirmek üzere gittim. Kasadaki bey tabi değiştirebilirsiniz dedi ama keçelerin olduğu yerdeki görevli değiştiremeyeceğimi söyledi. Neyse kasadakinin sözü geçerli oldu ve değiştirdim.

Pembe ve kahverengi olanlarından birer rulo aldım. 1'er cm eninde ve boyunda parçalar kestim. Sonra unutmuştum onları daha doğrusu görevli olarak şehir dışına gidince yarım kalmıştı. Dün akşam aldım elime misinamı ve kalın bir iğnemi bir pembe bir kahve sıra sıra dizdim misinaya (bu kısım azıcık zor oldu ama abartılacak bir durum yok) Sonrada bağladım, uçlarını da geri geri içine tekrar soktum. İki kat misina oldu içi.

İşte bu kadar pratik bişi, bunun küpelerini de yapayım istiyorum. Birde çok renklisini yapıcam.

07 Kasım 2009

Altına İmzamı Atarım

Image Hosted by ImageShack.us


Arkadaşlar Bir milyon kalem Atamızın ölüm yıldönümü olan 10 Kasım'da yine anlamlı bir kampanyaya imza atıyor. Bende görmeyenler varsa diye buradan da paylaşmak istedim.

Atamızın veciz sözlerinden "Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır." sözünün altına imzamızı atıyoruz.

Detaylar ve imzanızı atmak için böyle buyrun.

Not: Bilgiyi mail olarak da çevrenizdekilerle paylaşın lütfen, 10 Kasım'a 3 gün kaldı.

06 Kasım 2009

Ayçadan Gelen Mim


Merhabalar,

Dün İzmir seyahatimi tamamladım ama çok yorgundum, vücut olarak değil ama kafam çok dolu, ondandır ki sizleri sessizce ziyaret ettim. Cümle kurabilecek halde değildim ve bu sebeple yorum yazamadım:( (aslında hala daha yorgunum)

İzmir çok sevdiğim şehirlerden birisi, orada olmak güzeldi. Eğitim de çok güzel geçti. Hımm bu arada bir akşam da İKEA kaçamağı yaptım. Otobüsle döneceğim için ağır şeyler alamadım ama yine de küçük çaplı bir alışveriş yaptım. Kataloglardan da kaptım ve döndüm.

İzmir'de bir arkadaşımız bar açmıştı, onu da ziyaret ettim. Hatta iki akşamda eğitim çıkışında onun yanına gittim. Onunla ilgili detaylı bir yazı hazırlayacağım ama barın fotoğraflarını Berkutay'ın bana göndermesini bekliyorum.

Başka başka neler oldu??? Hımmm 10marifet yarışmasında birinci olmuştum ve hediyem de geldi. Onunla ilgili de kısa süre sonra yazı hazırlayacağım.

Gelelim esas meseleye. Canım arkadaşım Ayçacım beni mimlemiş, dün mimi de gördüm ve şimdi mime cevap yazayım dedim.

Dolabında hangi renkler daha fazla?

Bu sorunun yanıtını sizlerin tahmin etmesi çok kolay aslında öyle değil mi? :)) Mor, pembe (özellikle aksuarlarda oldukça fazla ama ayakkabı, çanta, mont vb bile var) Sonra olmazsa olmaz siyah ve beyaz da vazgeçemediklerimden.

Alışverişe gittiğinde hangi mağazaya uğramazsan olmaz?

Şimdi bu da ne alış verişi olduğuna göre değişiyor doğal olarak. Mesela kıyafet içinse Bershka, Mango, Adil Işık, C&A ve olmazsa olmazım sosyete pazarlarıdır. Aslında marka takıntım yoktur, beğendiğim ne olursa alırım. Çok düşünmem ben, ondandır ki benim eşyalarım kujumunkinin birkaç katı kadar ve evde koyacak yer bulmakta zorlanıyorum:) Ev dekorasyonunda İkea ve Mudo Home tercihlerim arasındadır. Hobi malzemelerinin satıldığı mağazalara bayılırım. Dost kitap evi ve D&R'a sıklıkla uğradığım yerler arasındadır.

Kendini rahat hissettiğin giyim tarzı?

Ay bu konuda şu da benim tarzımdır diyeceğim birşey pek yok ama minik elbiseleri severim yaz kış giyebilirim. Tunik tayt birleşimi hoşuma gider. Yolculuğa gidiyorsam eşofman tercihimdir. Elbette kot olmazsa olmazlarımdandır. Resmi bir işte çalışmama rağmen takım giymekten pek hoşlanmam, işim gereği rahat hareket etmem gerektiğinden mesai saatlerimde sınırlar dahilinde spor olmaya çalışırım. Arada bana gelirler, öyle bir kokoş olurum ki sormayın gitsin.

Kesinlikle seksi diyebileceğin şeyler?

Hımmmm, şimdiiiii, şeyyyy, ne desemmmm, burada Ayça'nın yorumuna katılıyorum, aslolan kıyafeti taşıyan kişidir. Yani duruş önemli, yoksa çuval bile giyilse o çuval insanı seksi yapabilir. Ama illa ki birşey yazmam gerekiyorsa, yüksek ökçeli kırmızı rugan ayakkabılar, saten askılı elbiseler, Angelina Julie :)

Asla giymem dediğin kıyafetler?
Valla küçükken annemlerin o ispanyol paçaları nasıl giydiğini merak ederdim ve ıygg derdim ama moda olup herkesde görünce normal gelmeye başlıyor. Bu durumda neyi asla giymem bilemedim. Kıyafetten sayarsanız asla eşarp kullanmam yani saçımı asla örtmem.
Fiyatları gereği ulaşılması zor markalardan beğendiğin?
İkinci soruda da dediğim gibi marka takıntım yoktur, beğendiğim ve pahalı olan bir ürün varsa aynısının taklidi de vardır zaten. Ha bazı ürünlerde (ayakkabı gibi) paraya kıyarsam yıllarca giyebileceğim dayanıklı ürünler olur zaten.

En fazla yatırım yaptığın sektör?
Ben alış veriş manyağı birisi olarak kıyafet, ayakkabı, çanta almasını severim, sonra craft ürünleri, dergiler, makyaj malzemeleri, dekorasyon için objeler vb. Gerçi benim sülalenin çoğu yurt dışında yaşadığından gelen hediyeler bile beni ihya ediyor. Fazlası kujumu kızdırıyor, bunları nereye koyacağız deyip söylenmeye başlıyor:(

Kitap, film, spor arasından daha çok vakit ayırdığın hangisi?

Bu da dönemsel olarak değişmekte fakat film en çok vakit ayırdığım aktivitedir.

Dışarıdayken yemek için en çok tercih ettiğin yer?

Bu da değişkenlik gösteriyor, işteyken yemeği dışarda yemek istersek taxi, 3E olabilir. (Buraları Ankara'dakiler bilir) Akşamları ise, Mülkiyeliler, Burger King, James Cook, birde arkadaşlarda buluşup yemek yemesini severim. Gerçi biz evli olduğumuz için genellikle bize gelirler ve sonrasında da tabu falan oynarız.

İşte bu mimde burada bitti. Mimi isim olarak kimseye göndermiyorum. Mimi beğenenler paylaşırlarsa sevinirim.

Öptümmmmm.

04 Kasım 2009

Eskiden Kalma İşler

Image Hosted by ImageShack.us
By embir

İşte yeniden çıktım karşına... ay nerden geldi aklıma bilmiyorum. Sanırım eskileri eşelediğim için oldu :))

Daha önce sizlerle paylaştığım konserve kutularını kaplama çalışmalarımdan birisi bu, sizlerle paylaşmayı unutmuşum. Aralardan fotoları bulup gün yüzüne çıkarttım. Renk kırmızı olunca adres belli, bunlar doğruca Vildan ablama gitti :)) Kız kullanıyorsun değil mi?

Diğeri ise minik ton balığı konservesinin tenekesiydi. Güllü peçete çalışması olarak yapıldı. Minik ise öyle içimden geldiği gibi:) Verniklenerek tamamlandılar. Minik olanın içine draje şeklinde boyadığım taşları koydum. İşte böyle...

Diğer kutu boyama çalışmalarım için buraya buraya buraya bakabilirsiniz.

03 Kasım 2009

Güvenlik


Geçenlerde mailime gelen bir yazıyı sizlerle paylaşmak istedim. Sanırım her geçen gün daha paronayak olacağız ama olsun, tedbirli olmak iyidir.

Güvenlik:
Son yıllarda çocuk veya yaşlı fark etmez, gün içinde saldırıya uğrayan, kaçırılan veya öldürülen kurbanların sayısının artmasından dolayı…

Ülkemizde ve özellikle de İstanbul’da durum farklı olmadığı için…. Lütfen bir göz atıp, Sevdiklerinizin güvenliği için sevdiklerinizle paylaşınız.

Dirsek:
Vücudun en sert ve dayanıklı bölgesi olduğu için en iyi silahınız dirseğinizdir. Kullanacak kadar yakınsanız, dirseğinizi savunma silahı olarak kullanınız.

Cüzdan:
Hırsız sizden cüzdanınızı istiyorsa, CÜZDANI ONA VERMEYİNİZ. Bunun yerine, cüzdanı uzak bir yere fırlatmayı deneyiniz. Hırsız sizden çok cüzdanla ilgilenirse, TERS İSTİKAMETE DOĞRU hızla kaçınız.

Bagajda kilitli kalırsanız:
Herhangi bir şekilde bir arabanın bagajında kilitli kalırsanız, ayağınızla arka farları kırıp çıkartmaya çalışın. Oluşan boşluktan elinizi dışarı çıkarıp elinizi sallayarak dikkat çekmeniz mümkün olabilir. Aracın şoförü elinizi göremez, fakat arkadan gelen araçları sizin zor durumda olduğunu fark edebilir.

Bayan Sürücüler:
Özellikle bayan sürücüler, iş çıkışı, alışveriş v.b. faaliyetlerden sonra, arabalarına binip bir şeylerle uğraşma eğilimindeler. (çanta düzeltme, makyaj tazeleme, cüzdan yerleştirme, fatura kontrolü gibi) BUNU YAPMAYINIZ. Bu zaman, kötü niyetli kişilere aracın sağ veya arka koltuğuna binip, başınıza bir silah tutma zamanı ve imkânı verir. Aracınıza biner binmez kapıları kilitleyip, HEMEN hareket ediniz.

Araca Binerken:
Aracınıza park yerlerinde veya evinizin önünde binerken dikkat etmeniz için birkaç öneri:

Aracınıza binmeden sağınıza, solunuza, arkanıza, ön ve arka koltuklarına ve yerlerine bakarak, etrafı şüpheli durumlar-kişiler için kontrol edelim. Şayet aracınızın yanına büyük bir kamyon veya Tır park etmişse, aracınıza şoför kapısından değil, yan kapıdan giriş yapınız. Birçok seri katilin, kurban kendi aracına binerken, kurbanlarını büyük araçların içine çektikleri tespit edilmiştir. Aracınızın yanına park etmiş olan aracın yan koltuğunda tek başına bir erkek oturuyorsa, belki alışveriş merkezine geri dönmek, sonra geri gelmek veya bir güvenlik görevlisinin sizi izlemesini rica etmek uygun olacaktır. Unutmayınız ki, temkinli olmak, pişman olmaktan daha iyidir. Hatta paranoyak olmak, ölmüş olmaktan daha iyidir!

Asansör:
Merdivenleri kullanmaktansa, asansörü tercih ediniz. Issız merdivenler ve merdiven boşlukları her tür suç ve şiddet için uygun mekânlardır.(özellikle de geceleri.)

Silah:
Saldırganın bir silahı varsa ve siz onun kontrolü altında değilseniz, KAÇINIZ. Onun sizi kaçarken vurma ihtimali 100 atışta 4’dür. Vursa bile, kurşunun yaşamsal bir organa gelme ihtimali daha da düşüktür. Koşarak kaçınız, hatta yapabilirseniz, zigzag çizerek kaçınız.

Duygusallık:
Bayanlar olarak çok duygusal ve sempatik yaklaşımlarımız olmaktadır. Bu devirlerde BUNLARDAN VAZGEÇİNİZ. Bazı seri katiller bunu kullanmak için, ayağı kırılmış, bastona ihtiyacı olan, sakat kişiler rolünü oynamaktadır. Aracına binmesine yardımcı olmanızı isteyebilir ve orada sizi yeni kurbanına çevirebilir.

Kapıdan Satışlar:
Kapıdan pazarlamacılar sizin kapınızda size yeni bir parfüm, deterjan vb. yeni bir ürünü test için koklamanızı isterler, SAKINYAPMAYIN, KOKLAMAYIN. Ayıldığınız da ( eğer ayılabilirseniz. !) belki soyulmuş olacaksınız, belki de iç organlarınız olmayacak.

Son bir güvenlik uyarısı daha:
Son zamanlarda katil veya hırsızlar, kurban seçtikleri ve yalnız olduklarını bildikleri bayanların kapısının önüne, bebek veya çocuk ağlaması kaydedilmiş teypler bırakıyormuş. Bu sesi duyan bayanlar meraktan veya merhametten kapıyı açtığında saldırıya uğrayabilirler. Lütfen her tür olağandışı ses, gürültü v.s.’de MUTLAKA ÖNCE YARDIM ÇAĞIRINIZ.

Uyduruk Bişi İşte

Image Hosted by ImageShack.us
By embir

Bitmiş light peynir kutusunu atmamıştım bende onu silikon tabancası marifetiyle kumaş ile kapladım. Şimdi içinde ne var? Valla unuttum, muhtemelen kurdelalarım ya da düğmelerim duruyordur.

Ben daha fazla saçmalamadan huzurlarınızdan ayrılayım en iyisi...

02 Kasım 2009

Embir Seri Üretime Geçti :)

Image Hosted by ImageShack.us
By embir

Embir'in psychoya (saykoya) bağladığı andır bu efendim :)) Şaka bir yana hediye edeceğim özel gün çantalarımı önceden kesip yanlarından toplu iğne ile tutturmuştum. Sonrasında da sizinle paylaşmak için fotolamıştım. O zamandan kalma son özel gün çantamda bu oldu. Bir daha da dikmek için vakit bulamadım.

Ay kafamda binbir tane fikir var ama evimde bile duramazken bunları hangi arada yapacağımı ben bile bilemiyorum. Bugünlük benden bu kadar. Hoşçakalınız.

Yazımı önceden hazırladım, şimdi İzmir'deyim arkadaşlar.

01 Kasım 2009

Sitem Etmek İstedim

Bu yazım sitem dolu bir yazı olacak, ilk sitemimi eski sigorta şirketime yapmak istiyorum.


American Life ismiyle kurulup Amerika’daki ekonomik krizde batınca devlet güvencesinde olduğu için AIG ismiyle görevine devam eden bu şirkete birikimli hayat sigortası yaptırmıştım. Sizlerde bilirsiniz sigorta yaptırdığınız zaman ilk 3 yıl dolmadan sigortadan ayrılmak isterseniz ödediğiniz meblağ yanar, beş kuruş alamazsınız. Bende primlerimi düzenli olarak ödedim ama 3 yılın sonunda da ayrılmak istediğimi söyledim. Başka bir şirkete yeniden hayat sigortası yaptırdım.

Öncelikle call centerdaki arkadaş gayet düzgün konuştu, tabi efendim dilerseniz ayrılabilirsiniz ama 36 ayınızın dolmasını bekleyin dedi. Gününüz dolduğunda dilekçe gönderin dedi. Tamam dedim, yeni sigorta şirketimin görevlisi bu konuda bana yardımcı oldu. Bende ne güzel biriken param yatacak diye sevindim. Ama olmadı. Yaklaşık iki ay beni süründürdüler. İptal için bir kağıdı faks çekmeleri bile 1 aylarını aldı, düşünün ne kadar ilgililer. Daha kötüsü saat 17.00’de call center kapandığından muhatap bile bulamıyorsunuz. Bu arada benim iki aylık primimi de otomatik olarak kredi kartımdan çekmişlerdi.

Her seferinde ayrı bir bahane ürettiler, en son imzalarımın birbirini tutmadığını bu sebeple de bana yeni belge fakslayıp teyit etmem gerektiğini söylediler ki o sırada kendimi kaybettim. Yahu bir hafta önce konuştuğum insan sigortasını iptal etmek isteyen kişinin ben olup olmadığımı tespit etmek için sülale boyu bilgi istememiş miydi benden? Size faks numarası falan vermiyorum dedim, sizi mahkemeye vereceğim deyip telefonu suratına kapattım. İnanın insanlara böyle davranmak hiç tarzım değildir ama maksimum 3 günde tamamlanacak iş için 2 aydır beni süründürmeleri, üzerine 2 ay daha prim kesmeleri ve ben şehir dışındayken yeniden bir evrak istemeleri beni çileden çıkarttı.

Neyse hafta başı seyahatimden dönünce bir başkası aradı ve paramın öğleden sonra hesabımda olacağını söyledi. İnanamadım, sonunda paramı ödüyorlardı ha!!! Evet gerçektende yatırdılar ama ödediğim meblağın yarısından daha azını alabildim. (Yaklaşık 6.000 küsur para yatırıp, 2.500’den azıcık daha fazlasını geri alabildim) Paramın ne kadarı nereye kesildi bunu da bilmiyorum çünkü bilgi maili istediğim halde bunu bile göndermediler.

Kısaca özetlemek gerekirse; eğer AIG Hayat Sigortasında primleriniz varsa, yol yakınken onlardan ayrılın. Ben böyle bir şirket görmedim. Yani sizinle paylaştığım son aşaması, aralarda da başıma neler neler geldi de, neyse post çok uzadı, siz sıkılmadan bu konuyu burada sonlandırayım.

Aslında bir de PTT Kargo ile yaşadığım bir tatsızlık vardı. Onu sonra hallettik ama hadi onu da yazayım. Biliyorsunuz Pasaj’da, yaptığım ürünleri satıyorum. İlk siparişimde PTT kargoya gitmiştim, dedim bunu kargo ile göndermek istiyorum. Olmaz dediler, APS ile yollayabilirsiniz, paketiniz çok küçük bu kargo olmaz. Nasıl yani ya? Ne alaka, ben ki tek bir cd yi bile kargo ile (hem de PTT kargo) defalarca göndermiş insanım, sustum yine de zamanım yoktu. Öğlen arasında siparişi yollayacaktım, tamam dedim APS olsun. Ama dediler ödemeyi siz yaparsınız. Ben ilk satışımı yapmış olmanın hazzıyla ona da tamam dedim. Tek derdim siparişin daha fazla gecikmeden sahibine ulaşmasıydı.

Sonra yine bir sipariş aldım. Bu sefer izinliydim, yani zamanım vardı. Başka bir PTT şubesine gittim kargomu vereceğim adam olmaz dedi. Niçin olmaz beyefendi bu APS ile gider hanımefendi. Peki ben karşı taraf ödemeli yollamak istiyorum ama APS’de böyle bir şansım yok dedim. Zaten işimiz çok bununla uğraşamayız dedi. Ben eğdim başımı tam şube kapısından çıkıcam, deli embir içimden pörtledi. Bir hışımla geri döndüm. Beyefendi isminizi alabilir miyim dedim. Sizi şikâyet edicem. Kargomu almadığınızı bildiricem ve bunun içinde adınızı, soyadınızı öğrenmem gerekiyor. Bir anda herkes döndü bize bakıyor. Adam ne diyeceğini bilemedi. Sanırım amiri olan başka bir bey geldi. Ben yardımcı olayım, sorun nedir dedi. Derdimi anlattım. O da APS ile olabileceğini fakat karşı taraf ödemeyi yapınca bana iade yapılabileceğini söyledi. Tamam dedim bende. Madem böyle yapılabiliyor da çalışanlarınız bunu neden söylemiyor? Adam yine kem küm etti. Neyse sonunda ben kargomu APS ile de olsa karşı taraf ödemeli (parayı ödedim ama sonra gidip geri aldım) olarak yolladım.

Eğer hakkımızı aramazsak, insanlar hükmedebildiklerini ezip geçiyorlar. Bir şey olmaz denildiğinde nedenini, niçinini iyice araştırmamız ve gerçekten yapılamıyor mu yoksa keyfi bir reddediş mi yaşanıyor bunu öğrenmemiz gerekiyor.

Ay içimi döktüm rahatladım.

Not: Annemler bir kaç saat sonra vatana dönecekler, onları karşılamak için birazdan evden çıkacağız ve Pzt. günü de İzmir'e görevli olarak gidiyorum yani bu hafta buralarda olamayacağım, bu sebeple bu haftaki yazılarımı da önceden yayınlayacağım. Vakit buldukça uğrarım. Haydi kalın sağlıcakla...