31 Ağustos 2009

Çok Çok Özel Hello Kitty

Image Hosted by ImageShack.us


Herkese mutlu ve huzurlu bir hafta dileyerek yazıma başlamak istedim. Benim laptopın ameliyatı başarıyla tamamlanmış. Yarın taburcu edecekler. Laptopım gelene kadar yazılarımı önceden yayınlamıştım. Aslında çok iyi oldu. Bir seferde bitiyor böylece. Ama ben sizlere ziyarete gelemedim. Yarın akşam cicik laptopumla sizleri ziyarete gelicem. Gecikme için affola diyorum.

Gelelim asıl meseleye, efenim bu çok özel hello kittyi geçen hafta hazırladım. Geçen hafta laptopsızlıktan kendimi dikişe verdim zaten :)) Gerçi minik şeyler hazırladım ve elimde diktim ama onlara bakıp seviyorum. Çok hoşuma gidiyorlar. Nerede kalmıştık hah hello kittyi polar kumaş ile diktim. Aksesuarlarını da keçeden yaptım. İlk hazırladığım kafasında çiçek olan hediye olarak güzel bir kıza gitti. Kurdelalıyı da embir'in pasajında satışa sundum.

Özel olma kısmı fotodan da anlaşılacağı üzere, çantanızda pedlerinizi güvenli bir şekilde taşımanıza yarıyor. Oldukça kullanışlı oldu. Başka şekillerde de yapıcam. Beni izlemeye devam edin :)) Kocaman öpücükler, byesss

30 Ağustos 2009

Cam Boncuk Magnetlerim

Image Hosted by ImageShack.us

By embir

Bu gördüğünüz cam boncuk magnetleri burada yazdığım postta hazırladığım hediyelerden sonra yaptım. Daha doğrusu sonrasında aklıma geldi. Bunları gruplara ayırayım ve Pasajım'da satayım dedim. 4 farklı tema hazırladım.

1. grup siyah beyaz sevimli karakterlerden,
2. grup meyvelerden,
3. grup yeni yıl temalarından,
4. grup ise renkli karakterlerden oluşuyor.

Bu çalışmanın nasıl yapıldığını daha önce paylaşmıştım, yapmak/öğrenmek isteyen arkadaşlar için tık tık.

29 Ağustos 2009

Renkli Ahşap Kolyem

Image Hosted by ImageShack.us


Aman yapmasında birşey yok sadece renkleri hoşuma gittiği için paylaşmak istedim. Suluhandan aldığım bir dünya boncuk arasında bu tahta boncuklarda vardı. Bende elime gelen boncuğu mumlu ipe dizip düğümledim ve kolyemi yaptım. Boynuma, bileğime takıyorum.

Bakın fotoda kağıt evden takı kutumu da görebilirsiniz:))

28 Ağustos 2009

Telefon Telefon Kılıfım

Image Hosted by ImageShack.us


Daha önce görüp beğendiğim ve bunu yapmalıyım dediğim bir çalışmaydı bu telefon şeklinde telefon kılıfı. Aslında istediğim gibi olmadı ama yine de paylaşmak istedim. Benzer bir çalışma yapacaksanız bunu görüp benim yaptığım hataları yapmayın istedim.

Öncelikle hata bir telefon kılıfınızı keçe ile çalışın polar ile değil. Ben ilk denemem keçeler ziyan olmasın dedim. Öyle oluncada sert kumaş olmadığından istediğim gibi durmadı. Sonra benim gibi kararsız olmayın, nasıl dikeceğinize önceden karar verin. Sonra dikip söküp durursunuz. Başka başka ne vardı??? Hah kumaşınızı kesmeden önce benim gibi acemi iseniz önce bir kağıda kalıp çıkarın, onun üzerinden biçin, dikin.

Veeee son olarak dün annemden nasıl dikildiğini öğrendim. Şu kenarları diş diş gözüken dikişi bilmiyordum. Ay adına ne diyorlardı. Sesicim onu güzel diker işte ondan dikicem, keçeden yapıcam, cicik cicik olunca yeniden sizinle paylaşıcam...

Çalışmanın orjinal halini daha önce 10marifette yayınlamıştım. Karşılaştırırsanız aradaki bariz farkları görürsünüz. Burası da çalışmanın orjinal yeridir efendim.

27 Ağustos 2009

Korkut Korkmaz

Image Hosted by ImageShack.us


Bu korkuluklar kimi korkutur ki? Misal ben baktıkça gülümsüyorum...
Büyük olan korkuluğun ellerinde bir demet çiçek vardı bana geldiğinde, daha doğrusu beni istemeye geldiklerinde Meral annemin arkadaşı da bu sevimli korkuluk ile bana çiçek göndermişti.

Yanına iki minik korkulukta ben koydum, böyle boy boy olsun uzasın gitsin istiyorum :))

Neden bilmem
Paylaşmak istedim aniden...

KALIN SAĞLICAKLA

26 Ağustos 2009

Çok Şükür Bir Evim Oldu

Image Hosted by ImageShack.us


Merhabalar,

Çok önceden sertifika kağıdına çıktısını aldığım evi takı kutusu olarak kullanmak istedim. Çıktıyı gerekli yerlerinden kestim. Ev oyuncak olarak tasarlandığından altı boştu. Oraya da kenarlardan artan sertifika kağıdını yapıştırarak tabanını oluşturdum. Evin çatısını ise yapıştırmadım, böylece çatıdan takılarımı eve sokabiliyorum :))

Evin kalıbını daha önce 10marifette yayınlamıştım, orjinal sitesine ise buradan ulaşabilirsiniz.

25 Ağustos 2009

Almanya Hediyelerim

Image Hosted by ImageShack.us

By embir

Bir önceki postumda bahsettiğim Almanya'ya giden minik hediyelerim bunlar işte. Gece yarısı aldım elime keçelerimi kalp şeklinde kestim, kurdela ile askı yeri yaptım ve içine lavanta doldurdum. Havluların arasında güzel oluyor.

Şu benim daha önce de yaptığım cam boncuk magnetlerimden yaptım. Birde şurada yazdığım pasta kalıplarından dondurma şeklinde olanını aldım. Keçe ile dondurma külahı yaptım ama benim külah mor oldu :)) Asetat kalemi ile üzerine çizikler yaptım, külah olduğu belli olsun dedim. Sonra üzerine renkli keçelerle dondurmalarını yaptım. Arkasına da plastik mıknatısı yapıştırdım oldu da bitti :)
Fotolar için üzgünüm uyku sersemi bir şekilde gece 03.30 gibi bunları ancak bitirdim ve titreyen ellerimle bunları çekmişim.

24 Ağustos 2009

Tatil Bitti Peki Nereler Keşfedildi-3

Image Hosted by ImageShack.us

By embir
Yedigöllerden sonraki durağımız ise Amasra oldu. Ben daha önce 2 kez gitmiştim bu 3. oldu. Neyse kujum görmemişti. Yedigöllerden çıkınca Zonguldak üzerinden Amasra'ya girdik. Akşam olmak üzereydi. Tam sahile sağa mı sola mı dönelim diye düşünürken bir kadın yanımıza yaklaştı ve ev lazım mı diye sordu. Evet dedik. Evini kiraladığını söyledi. Arabayı park ettik ve abla ile birlikte evini görmeye gittik. Tam kumsalın olduğu yerde bir arka sokakta ve en üst kattaydı ev. Yani tüm manzara gözlerimizin önündeydi. Yedigöllerden sonra ev bize saray gibi geldi :) Evi 2 günlüğüne kiraladık. Sabahta arkadaşlarımız gelecekti zaten.

Eşyalarımızı eve yerleştirdikten sonra dışarı çıktık. Nerede yenir içilir keşif turumuzu tamamladık. Arkadaşlarımızı ertesi gün karşıladık ve onlarla da gezdik, erkekler denize girmek istedi ama bizim yanımızda mayolarımız yoktu. Kujumda kendine oradan bir mayo aldı. Deniz bana soğuk geldiği için ben girmedim. Akdeniz ve Ege'ye göre oldukça dalgalı ve soğuk bir deniz.

Akşam Amasra'nın olmazsa olmazı rakı, balık ve salatayı yemek için denize sıfır rezervasyon yaptırdığımız balık restorana gittik. Sanırım kalabalıktan olsa gerek servis çok yavaştı, kahvaltıdan sonra birşey yememiştik, bu sebeple beklemek azıcık asap bozucu oldu. Neyse yedik içtik, gezdik, tozduk, alışveriş yaptık.

Ertesi gün dönüş için hazırlandık. Kaleyi, dalgakıranı gezdik. Dedim Çakraz'a da gidelim orayı da görün. Arkadaşlar Çakraz'ı Amasra'dan daha çok beğendiler. Belki çoook ilerde yeniden geliriz :)

Fotolara gelecek olursak sol üstten sağa doğru yazıyorum.

1. foto: Evin balkonundan kumsalın görüntüsü, terası da vardı, o taraf ormana bakıyordu. Evi gerçektende sevdim. Konumu da içide güzeldi.

2. foto: Çakraz yolunda tepeden Amasra görüntüsü

3. foto: Kaleden Amasra görüntüsü

4. foto: Rahmetli Barış Akarsu için hazırlanan alan. Heykeli, motorları falan vardı. Eskiden burada düğün yapılıyordu diye hatırlıyorum. Zaten çarşı, pazar onun posterleri ile doluydu.

5. foto: Kumsalda tavla oynarken sahibinden kaçıp bizim şezlongun altına sığınan efe köpek. Sahibi kızlara sarkmak için köpeği kullanıyordu. Biracıdır, sigara içer diye saçma sapan şeylere zorluyordu köpeği, yazık ya

6. foto: Barış Akarsu'nun anıtının olduğu yerden kale surlarının akşam görüntüsü

Amasra tatili bitti eve dönerken otoban çıkışında da 1 saat 10 dakika sıra bekledik. Biran önce yok kartı mı nedir ondan almak lazım.

Ben döndük ertesi gün herşeyi yıkadım, pakladım, akşamda valizimi hazırladım, kujumu evde bırakıp Eskişehir'e Vildan ablamları görmeye gittim. (Gitmeden öncede ona ve teyzeme lavanta torbası ve magnetler hazırladım. Fotolar çok aceleye geldi, pek iyi çıkmamış ama sonraki postumda sizlerle onları da paylaşacağım)2 gün sabahtan akşama kadar alışveriş yaptık. Çok eğlendim. Onunla olunca vakit nasıl geçiyor anlamıyorum. Şimdi onlarda evlerine döndüler. Dilerim 2 ay sonra bizde Almanya'ya onların yanına gidebiliriz.

İşte benim tatil mecaram böyleydi arkadaşlar. Tatil bitti, iş başı yapıldı. (Aslında bugün cmt, yazıyı önceden hazırlayayım dedim) Bakalım tatil sonrası ilk iş günüm nasıl olacak?

Sevgiler...

NOT: Tatile giderken laptopımı tamire verdik. Fanı soğutmuyordu. 15 gün sonra teslim alabileceğimiz söylediler. Yani yazılarımı şimdiden hazırlıyorum ama (ofis laptopımı kullanıyorum) yorumlara ve sizleri ziyarete birkaç gün geç gelebilirim. Haberiniz olsun.

23 Ağustos 2009

Tatil Bitti Peki Nereler Keşfedildi-2

Image Hosted by ImageShack.us

By embir

Yedigöller fotolarına devam ediyorum. Fotolara sayı yerleştirmemişim. Şöyle yapalım. Sol üsten başlayarak yazıyorum.
1. foto: Akşam yaptığımız mangal sefasından bir görüntü, lüks lambamızda yanımızda ay ne romantik :) Zaten başımıza ne geldiyse bu mangal sevdasından geldi.
2. foto: Göllerden birisindeki köprü üzerinde
3. foto: Yine bir gölde kayanın üzerinde embir:)
4. foto: Başka bir gölde kujum ve ben
5. foto: Bu da başka bir gölün köprüsünde ben
6. foto: Bekçi kulübesi
7. foto: İsimlerini unuttuğum için başka bir göl deyip geçiyorum. Sanırım bu nazlı göldü
8. foto: Pınar ve ben
9. foto: Yerleşim planı, burada tüm göller ve isimleri mevcut, bizim konakladığımız yer dağ evleri yazılmış, karenin ortasında azıcık aşağıya doğru.

Ha söylemeyi unuttum bir önceki postumda telefonla konuşmak için 5 kilometre yürüdük demiştik ya, işte oradan dönerken de 500 m ilerde anıt ağaç olduğunu görünce oraya yürümüştük. Toplamda 11 km yürüdük. Yaklaşık da 500 m yükseğe çıktık. Ahh ahhh :)

22 Ağustos 2009

Tatil Bitti Peki Nereler Keşfedildi-1

Image Hosted by ImageShack.us


Evet tatil bitti, Pazartesi günü işbaşı yapılacak. Aslında izne ayrıldığımız gün Almanya'dan kuzenim ailesi ile birlikte bize gelmişti. İlk gün annemde kaldılar, 2. gün bize geldiler. Daha fazla kalmalarını istedik ama Eskişehir'e dönmeleri gerekiyordu. Bizde tamam dedik tatil sonrası bizde sizi görmeye geliriz.

Onları uğurladıktan sonra nereye gideceğimize karar vermeye çalıştık. Karar vermeye çalıştık diyorum çünkü iznimizi bir hafta öne almıştık ve daha önce planladığımız tatili iptal etmiştik. Kujum Bodrum'a gitmek istediğini söylemişti. Bende tatil araştırmacısı olarak (ne zaman arkadaşlarla tatile gidecek olsak bu görevi bana veriyorlar, en güzel yerleri ben buluyorum) bir etüt yaptım. Bu sefer kujumcum yok ya dedi vazgeçti. Alternatif birşeyler yapalım. Nasıl yani dedim. Orman havası alalım dedi. Hay allah ben kızgın kumlardan serin sulara atlamayı planlıyordum neyse dedim bu sefer onun dediği olsun. Ben karışmıyorum ara bul o zaman dedim.

Sonuçta Yedigöllere gitmeye karar verdik. Ben Mudurdu Sünnet Gölü'ne daha önce gitmiş ve çok memnun olmuştum ama bu sefer yine aynı civarda olan Yedigöllere gidecektik. Kujumcum benim kadar araştırmacı olmadığından biraz zorlandık. Rezervasyon yaptırmak biraz zaman aldı. Çünkü bu işi bir kişi yapıyordu ve adamcağızı yerinde bulamıyorduk. Neyse sonunda cep telini bulduk ve adamcağızı telefonda taciz etmek suretiyle 5 günlük rezervasyonumuzu yaptırdık.

Gece yarısı eşyalarımızı hazırlamaya başladık. Eşyalarımızı diyorum çünkü kalacağımız yerde bungalov kiraladık, yemekleri biz yapacaktık. Bir dünya malzemeyi hazırladık. Sabahtan ofise uğramamız gerekti. Kalacağımız yer Orman İletmelerine ait olduğu için parayı havale yapıp dekontu fakslamak sonrada onay faksı ile giriş yapmak gerekiyordu. Anlayacağınız klasik otel konaklamalarında olmayan bir dünya prosedür vardı.

Neyse çıktık yola, akşama doğru yedigöllere ulaştık. Manzara süperdi. Doğa ile başbaşa bir tatil için daha ne olsun dedik, dedik demesine de hay aksi elektrikler yoktu. Nasıl yani dedik. Elektriği gölden sağlıyorlarmış ve 30 yıllık aletlerin ömrü daha fazla vefa etmemiş :) e kamu olunca da tamiri için bile bir dünya prosedür gerektiğinden yapılamamış ve bunu bize söylememişler. Eskilerden kalma bir lüks verdiler bize bununla aydınlanabileceğimizi söylediler. Halbuki ben çakralarımı açmış, aydınlanmamı daha evvel sağlamıştım :)

Olay bununla da bitmedi zaten, bungalovun içi temizdi ama yinede temizleyeyim dedim bir baktım lavaboda akrep var. Geceyi arabamızda uyuyarak geçirdik :( Off off embir tatil için gelmişti buraya değil mi? Süper bir tatil oldu ama...

Neyse sabah uyanınca aydınlanan gökyüzü ile kendimize geldik. Rezervasyonumuzu iptal ettirmek için 5 kilometre ilerde telefonun çektiği bir yer olduğunu duyunca hemen yürümeye başladık. Öldük bittik ama sonunda 2. günde kalıp diğer günler için rezervasyonumuzu iptal ettirdik. Paramızı henüz alamadık ama olsun...

Elektrikler olmayınca yiyeceklerimizde bozulmaya başlamıştı zaten. Tatilin sonrasında ne yapacağız diye düşünürken tamda telefonla konuşabileceğimiz bir yerdeyken hemen Mudurnu'daki yeri aradık ama şansımıza dolmuştu. Sonra ben bari Amasra'ya gidelim dedim. Kesin konaklayacak bir yer bulurduk. Dahası hafta sonu için arkadaşlarımızda yanımıza gelecekti. Onları da aradık güzergah değişikliğini bildirdik. 3. gün öğlen bungalovu terk ettik. Göllerde bol bol fotoğraf çektik. (Foto çekmeye bile korktuk, şarjı biterse ne yapacaktık) Veeee Yedigöllerden ayrıldık. Sanırım bir daha gitmeyiz. Günü birlik için o yol çekilmez çünkü, konaklama için ise tam bir çile oluyor.

Şimdi fotoğraflardan bahsetmek istiyorum.
1. foto: Topladığım papatyalar
2. foto: Pisagor ağacı, iki ayrı ağaç gökyüzünde birleşmiş, çok ilginçti. Sağdaki ağaç diğerinin içinden geçmiş.
3. foto: Anıt Çam, 500 yaşında, 30 m yüksekliğinde, çevresi ise 550cm, süper birşeydi.
4. foto: Kaldığımız bungalov, asma katınca yataklar var. İçinde buzdolabı, ocak, banyo/wc, sıcak su, mutfak eşyaları, içinde ve bahçesinde şömine vardı. Elektrik olsaydı daha keyifli olabilirdi.
5. foto: Geyiğe benzeyen bir ağaçtı, çok hoşuma gidince aşkımı ilan ettim :)
6. foto: Bungalovun bahçesindeki şömine ve yemek masası

İşte böyle arkadaşlar, Yedigöllerle ilgili birde göl fotoğrafları var. Bir kaçtanesini bir sonraki postumda sizlerle paylaşıcam. Biliyorum çok yazdım ama hani bilginiz olsun (ben ettim sen etme) aynı sorunlarla karşılaşmayın istedim.

20 Ağustos 2009

Seninle Dergileri Şemsiyelik Oldu

Image Hosted by ImageShack.us

By embir

Merhabalar,

Tatilden döndüm, aslında istediğim bir tatil olmadı ama yine de işe ara vermek bana iyi geldi. Tatilde neler yaptığımı, nereleri gördüğümü daha sonra sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu arada Mardin Yaz Okulu Projesi ile ilgili bir arkadaşım Bülent Bey'in mail adresini istemişti ama o yorumu bulamadım yani kime cevap yazacağımı bilemedim. En iyisi adresini buraya yazayım dedim. bulentilik@gmail.com adresinden Bülent bey ile irtibata geçebilirsiniz.
Şimdi gelelim asıl meseleye... Tatile çıkmadan hemen önce yapmıştım bu şemsiyeliği paylaşmak bugüne kısmet oldu. Seninle Dergilerinden elimde çok fazla vardı. Bende eski sayılarını değerlendirmek istedim. Hani hepimizin bildiği dergi kıvırma işiyle çalışmama başladım. Tv karşısında iki dergiyi kıvırıp bitirdim bile.

Sonra bunlardan ne yapsam diye düşünmeye başladım veeee aklıma şemsiyelik yapma fikri geldi. Kıvırdığım dergi rulolarını neye yapıştırsam da dik dursa diye evin içinde bir iki tur attıktan sonra biten ama benim atmadığım büyük boy ıslak kağıt havlu kutusu aklıma geldi. Yapıştırıcı olarak her zaman kullanmaktan keyif aldığım peligom ile kutunun çevresine rulolarımı yapıştırdım. İşte hepsi bu kadar.

14 Ağustos 2009

Balkon Bezinden Artan Kumaştan Yaptıklarım

Image Hosted by ImageShack.us


Balkonumuz için aldığımız brandadan (sanırım böyle deniliyor) artan kumaş vardı. Satan amcayı artan parçayı atmayın ben onu kullanırım dedim. Elimde artık ince uzun bir kumaş vardı. Ne yapsam ne yapsam dedim sonra bir tane kese diktim. Simli ipimide yanından geçirdim. Seyahate giderken takılarımı falan koyarım diye düşündüm.

Sonra bir tanede kapaklı bir çanta diktim. Onun içine de makyaj malzemelerimi koyarım dedim. Kapağına da çırt bant yapıştırıcam ama henüz yapamadım :(

En son olarak da artan kumaştan aynı uzunlukta 3 parça kestim. Birbirine ekledim, içine de elyaf koydum. Balkonda kullanmak için bir kırlent yaptım. Balkon örtüsü ile takım olsun dedim.

Elimde fotoda gördüğünüz minik parça kaldı. Sanırım onunla da birşeyler dikerim ve kumaşı bitiririm.

12 Ağustos 2009

Mardin Yaz Okulu Projesinden Mektup Var

Hani buradaki yazımda bahsettiğim bir proje vardı ya, işte onunla ilgili Bülent Bey'den bir mail aldım ve sizlerle de paylaşmak istedim. Maili aynen yayınlıyorum.

MEKTUPLAR...
1. Yaz Okulumuzda 15 günü geride bıraktık. 5-6 yaş grubunda 25, 7-14 yaş grubunda 125 olmak üzere 150 çocuk için planladığımız çalışmada çocuklarımızın sayısı 280’e ulaştı. 5-6 yaş grubu için yeni sınıflar açmak ve ardından oyuncak toplamaya başlamak zorunda kaldık. İlk günden itibaren sizlerin verdiği destekten güç aldık.

Çocuklarımız için tek bir boyanın, kağıdın,oyuncağın bile önemi var. Mardin Valiliğinin büyük desteği ile her gün çocuklarımıza yiyecek desteği veriyoruz.

Eğitimin, bilimin önemini anlatabilmek için müzeden, fabrikaya,kamu binalarından, havaalanına kadar geziler yapıyoruz,yapacağız ve konuklarımız oluyor. Bugüne kadar arkeolog, gazeteci, trafik polisleri, itfaiyecilerle tanıştılar. Sırada doktor, hemşire, mimar, mühendis, hukukçu, ressam, pilot ve hostesler var. Vali ve Belediye Başkanını da konuk edecekler. Meslek elemanlarının büyük çoğunluğunu kadınlardan seçiyoruz. Ankara’dan gelip onlarla çalışan üniversiteli abla ve abilerine ve Mardin’den katılan gönüllüler de var.

Yaz Okulu başarıyla sürüyor eş zamanlı olarak mahalleleri için de çok yönlü işbirliği ile toplum kalkınması çalışmaları da başladı. Her ev ziyaret ediliyor, sorunlar saptanıyor, çözüm üretilmeye çalışılıyor.

Her evde hayat var diyoruz. Ama bu hayatların büyük bölümü çok zor koşullarda sürdürülüyor.

Gönlünüzün ve sevginizin bizimle birlikte olduğunu biliyoruz. Şimdiden çok yol aldık. Teşekkürümüzü, sevincimizi çocuklarımızla birlikte size iletmek, paylaşmak istedik.

2. İlk giden öğrencilerden AYŞEGÜL'ün duyguları
Çekinerek ve beklentilere nasıl cevap verebileceğimi bile bilmeden düştüm yollara. Gördüm ki boşa düşmemişim yollara, umut dolu gözler, ufku geniş yarınlar, azimli gençler, heyecanlı kalpler tüm korkularımı aldığı gibi,beni umut dolu yarınlara götürdü. Mardin benim için bir rüya,hiç uyanmak istemeyeceğim bir rüya oldu, karşılıksız bir şeyler yapmak gerçekten de harika..Bu güzel yolculuk hala sürmekte,ve ben elimden gelenin en iyisini yapmak için deyim yerindeyse kendimi parçalıyorum.Yaşadığımız acıların ve yerine göre tarifi olmayan duygularımızın,güzel çocuklarım ve aileleri gözünden bakılınca nasılda birer lüks olduğunu anladım.Ne kadar basit şeylerin hayatımda olduğunu ve nelere üzüldüğümü gördüm, Burun kıvırdığım şeylerin,"öteki"leştirdiklerimizin gözünde neler ifade ettiğini fark ettim.Kendimle yüzleştim...Bir gülümsemenin neleri değiştirebileceğine şahit oldum...

Yoksulluk ve yoksunluk kavramlarını bir kez daha anladım... Her evde bir hayat varsa, her çocukta bir hayatmış aslında bunu anladım. Tek derdim çocuklarımın tıpkı diğer çocuklar gibi yüzlerinin biraz daha gülmesi, şartlarının daha iyi olması… Bununla yetinmeli miyiz? Hayır tabii ki,ama tüm olan kötü olaylar bizi üzülmeye sevk etmek yerine,azmetmeye götürsün ve onların bize ne kadar ihtiyaçlarının olduğunu görelim,gösterelim...Harika günler ve anlar geçirdiğim Mardin'den sonsuz sevgi ve selamlar,her şeyin çok güzel olacağını ümit ediyor,ve her çocukta bir hayat var diyorum..Aslında her çocuk başlı başına bir hayat zaten,hem de her şeyleriyle...

3. BU DA BURCU
İlk gün Mardin de çocuklarla buluştuğumda işimin çok zor olduğunu düşündüm. Fakat zaman geçtikte çocukların o kadar da zor olmadığını, onlarla anlaşmanın ve onlara söz dinletmenin o kadar da korkunç bir şey olmadığını anladım. Bunu nasıl anladığımı öğrenmek isterseniz eğer onlara sadece sevgiyle yaklaştım, onların saçlarım da ellerini gezdirmelerine, elimi tutmalarına ve bana dokunmalarına izin verdim. Ne ben onlar için ulaşılmaz oldum nede onlar benim için ulaşılmaz oldular. Onları seven, okşayan birinin olması onlara o kadar haz verdi ki onların bu hazzı yaşamaları bana ayrı bir öğretme sevinci kattı. Onlarla yüreklerimizi birleştirdik. Burada ki çocukların gözlerinde o kadar sıcak bir gülüş var ki bu sıcacık gülüşle dünyalarında ki bütün karanlıkları ışıtmaya yeter. Yeter ki gözlerinde ki o sıcak gülüşü görebilelim ve bu sıcacık gülüşü karşılıksız bırakmayalım.

Bazı zamanlarda ev görüşmeleri yaptık. Çocukların aileleri ile konuştuk çoğu zaman da dertleştik. Bazen onların buğulu gözlerine baktık hüzünlendik bazen de onların gözlerinde ki kaderlerinin değişebileceği düşüncesinin verdiği mutluluğun ışıltısına şahit olduk. Onlar için çok küçük bir değişim bile çok önemli. Biz birbirimizin canının içi olduk. Bunu onların ağzından duymak kadar güzel bir duygu yok. Belki değişemez dedikleri Muhtar’ın oğlu Tahir bile insanlara sevgiyle yaklaşmayı, insanları sevmeyi, onlara teşekkür etmeyi, özür dilemeyi öğrendi. Burada ki çocukların gözlerinde ki ışıltıyı yüreğimin tam ortasında hissediyorum.

Bana “sen benim canımın taaaa içisin öğretmenim” diyen kardeşlerimi seviyorum, saç telimi saklamak ve baktıkça beni hatırlamak isteyen kardeşlerimi seviyorum. Siz de benim canımın içisinizzzzzzz…

BENİM BU DUYGULARI YAŞAMAMA OLANAK SAĞLAYAN VE BU PROJE DE EMEĞİ OLAN HERKESE ÇOK TEŞEKKÜR EDERİMMM…..
Burcu DİKTAŞ


Yazımı yayınlamadan Bülent Bey'den de gelen bir maili eklemek istedim.

Bilmenizi istiyorumki 150 çocukla başlaması planlanan yaz okulu bugün 330 çocuktu ve kullandıkları tüm eğitim araç gereçlerini,oyuncakları siz gönderdiniz. Valilik büyük destek veriyor. Küçük yaş grubuna iki klima aldık.Üçüncüsü de geldi.Çocuklarda inanılmaz olumlu-hızlı gelişmeler var. Bu sevince sizlerde ortaksınız.Hala malzeme ve bağış geliyor ve bizim buna gereksinmemiz var. Oyuncak,kırtasiye, temizlik malzemesi,diş fırçası,müzik aleti. Bisiklet bile geldi.Mahallede de çalışıyoruz. Güç koşullarda çok yurttaşımız var.Yaz okulu bitmeyecek..Kalıcı işler için adım atıyoruz. Çocuk bahçesi kurmalıyız.Aklınıza gelen öneri var mı?Bıkmazsanız yzmaya ve iletmeye devam edeceğiz. Siz de lütfen duyurun.

Hepinize tekrar teşekkürler. .
Tüm Mardin ekibi, gönüllüleri adına Sevgiler Bülent İLİK

10 Ağustos 2009

Artık Kumaşlardan Broş Yaptım

Image Hosted by ImageShack.us



Öncelikle herkese keyifli bir hafta diliyorum.

Buradaki boleromun yapımında artan kumaşlarla bir broş yaptığımı söylemiştim ya işte o broş bu. Nasıl olmuş? File bluzumun yakası ve penye tshirtten artan kumaşlarla güller yaptım, bir kaçının üzerine boncuk işledim. Biraz simli ip ve penye kordon ile tamamladım. Yaparken çok keyif aldım. Bence sizlerde denemelisiniz.

Hala tatildeyim arkadaşlar, byes

08 Ağustos 2009

Haberler, Haberler, Haberler

Aslında bu yazıyı çarşamba günü hazırladım ve bugün yayınlanacak şekilde ayarladım. Yani okuyacağınız bilgilerde umarım bir değişiklik olmaz. Neden mi? Çünkü yaz tatiline aslında 2 hafta sonra çıkmayı planlamıştık ama bugün aldığımız bir karar neticesinde tatilimizi öne alıp şimdi çıkmak istedik. Umarım bir aksilik olmaz ve siz bu yazıyı okurken ben kızgın kumlardan serin sulara atlıyor olurum :)) e tabiki bildiğiniz üzere uzun ve yoğun bir dönem geçirdim veee tatili hakettim sizce de öyle değil mi?

Yurtdışında yaşayan kuzenim ailesi ile birlikte bu hafta başında vatana döndüler, 3 hafta tatil yapıp dönecekler. Bugün Ankara'ya geliyorlar, hafta sonunu birlikte geçiricez ve sonra bir ara da ben onun yanına Eskişehir'e gidicem. Hatta izin alabilirsek Ekim ayında da kujumla onlara gitmek istiyoruz. Vildan ablam benim çok sevdiğim, çocukluğumdan beri yolunu gözlediğim, beni tanıyan herkesin benim kadar onu da tanıdığı (o kadar bahsedersem tanırlar tabi) yediğimizin, içtiğimizin ayrı gitmediği, aramızda mesafelerde olsa kalbimizin birlikte attığı canımın içidir. Sırdaşım, dostum, ablam.... işte böyle. Ha birde canım Memam var. O da yurt dışında yaşıyor, memacım benden küçüktür yani ona ablalık yaparım. Küçükken bir sene birlikte yaşamıştık limonum benim. Memacığımı da çok özledim, gözümde tütüyor, keşke o da gelebilse de sarılıp öpsem. Ah Memacım beni okuyorsan gel lütfen, bak ne güzel 3 kuzen sabahlara kadar dedikodu yaparız, gündüz alışveriş, akşam içeriz, gezeriz. Seni de dünyalar kadar çok seviyorum, sen benim bir tanecik kardeşimsin. Senden başka kardeşim mi var benim?

Başlık Habeler oldu ama sadece benden haber vermek için bu başlığı yazmadım. Diğer haberim Stil Direktörü canım arkadaşımın açtığı dükkan hakkında sizlerle bilgi paylaşımında bulunmak. Stil Direktörümcüm kendi yaptığı birbirinden değişik çalışmalarını Stil Pazarı bloğunda satışa sunuyor. Bence bakmadan geçmeyin. Harika çalışmalar bulacaksınız.


Son haberim ise Astar ve Yüz ile ilgili olacak. Astar ve Yüz Elişi Yarışmasına başladı. 29 Temmuz -17 Ağustos tarihleri arasında devam edecek yarışmada;
Birinciye Kartopu'dan 250 TL değerinde örgü ipi paketi!
İkinciye Hak Mefruşat'tan 200 TL değerinde 10m. Fransız tül perde!
Üçüncüye Kapalıçarşı'dan 100 TL değerinde takı tasarım malzemeleri ve değerli taşlar paketi!
Oy kullanan ürün sahiplerinden 3 kişiye 3 aylık ALTIN, GÜMÜŞ, BRONZ üyelik hediye verecek. Sizlerde el emeklerinizi burada paylaşıp, hediyeler kazanabilirsiniz.

İşte bendeki haberler bunlar arkadaşlar. Hazırladığım bir kaç yazı daha var. Ben yokken onlar otomatik olarak yayınlanacak, 2 hafta sonra görüşmek üzere esen kalın :)

06 Ağustos 2009

Sevimli Yemekler

Image Hosted by ImageShack.us


Arkadaşlar çocuklarınız, kardeşleriniz, torunlarınız, kuzenleriniz kısacası çevrenizde yemek yemekten hoşlanmayan çocuklar için sevimli yemek örneklerine buradan ulaşabilirsiniz. Ay süper şekiller yapmışlar, bu sevimli mamaları hangi çocuk yemek istemez ki?

Saç Bandı/Kulaklık

Image Hosted by ImageShack.us

By embir


Bu saç bandı/kulaklık artık bunun adına ne dersiniz bilemem ben başka bir isim bulamadım. Bunu elbette ben yapmadım. Hani benim bir tanıdığım vardı Hikmet teyze hah işte o verdi bana. Sen bloğunda yayınlarsın al bunu dedi. Bende bu çalışmayı hemmencecik sizlerle paylaşmak istedim.

Bu saçbandı/kulaklık Hikmet teyzenin rahmetli eşi tarafından belki 30-40 yıl önce bir Avrupa seyahatinde alınmış. Kayak yaparken kullanıyormuş. Kulak kısımları biraz daha geniş ve yuvarlatılarak örülmüş böylece kulakların üşümesini önlüyor. Değişiklik arayan arkadaşlara örnek olsun diye yayınladım. Bu arada saçlarımı boyama vaktim gelmiş, gideyimde saçımı boyayayım bari :)
Hoşçakalınız.

05 Ağustos 2009

Balıkım Oldu :))

Image Hosted by ImageShack.us

By embir


Polar kumaşlar ve keçe birleşimi ile bu balığı hazırladım. Kalıbını daha önce bir yerlerden kaydetmişim ama maalesef hatırlamıyorum. Balığı diktim üzerine de gelişi güzel kestiğim kumaşları diktim ve son olarak simli iple askı yaptım. Bundan 3 boy yapıp balkonuma asmayı düşünmüştüm ama sadece bir tane yapabildim :(

Acaba içini elyaf ve lavanta ile mi doldursam??? Ay bilemedim... Hafta sonu birşeyler dikmek için keçe kutumu açınca içinde buldum. Yapmışım ama paylaşmayı unutmuşum. İşte sonunda balığımı da paylaştım :))

04 Ağustos 2009

File Bluzdan Bolero Yapımı

Image Hosted by ImageShack.us


By embir


Efendim hafta sonu öğlene kadar uyudum. Eee ne de olsa gecenin bir yarısı yoldan gelmiştim, bu uyku faslını kesinlikle haketmiştim. Sonrasında ise uzun zamandır yapmak istediğim file bluzumu boleroya çevirme projesi için kolları sıvadım.

Bu fikri 10marifette Bengi Abla yayınlamıştı ve görünce çok beğenmiştim. Dikiş makinemi çıkarttım ama önce onun azizliğine uğradım. İp altına topluyordu. İnternette sorunu nasıl çözebileceğimi araştırırken kadının sesi diye bir sitede çözüm yolunu buldum. Bunun için üye olmak gerekiyor. Siteyi tam olarak incelemedim ama içeriği çok fazla...

Gelelim boleronun yapılışına;
Bluzun ön kısmını tam ortasından kesiyoruz ve yaka oyuntusu vererek kesiyoruz. Sonrasında da bluzun ön kısmını bir ucundan diğer ucuna kadar içinden bağcık geçecek boşluk bırakarak dikiyoruz. İşte bu kadar.

Boleronun büzülmesi için içinden geçireceğim bağcığın rengine karar veremedim. Sonra aklıma kullanmadığım tshirtüm geldi. Etek ucunu kesip çıkarttım. Bir üst kısmını bir parmak genişliğinde boydan boya kestim. Elimde gererek ip formu verdim. İğne ile boleronun diktiğim kısmından geçirdim veeeee bolerom tamamlanmış oldu.

Tabi ki tshirtten ve file bluzdan artan kumaşları da değerlendirdim ve onlarla güller yaptım. Artık onlar broş oldu. Onu da daha sonra paylaşırım.

Haydi kalın sağlıcakla...

03 Ağustos 2009

Ayakkabılarımı boyadım ama altını

Image Hosted by ImageShack.us

By embir


Ayakkabılarımı yeniledim. Nasıl mı yaptım? Çok basit oldu. Aslında yapalı çok oldu ama ancak bu akşam son halini fotolayabildim. Ayakkabılarımın altının kırmızı renk olması istediğim bir vakit önce beyaz astar boya ile ayakkabının alt kısmını boyamadım. Boya kuruyunca kırmızı renk akrilik boya ile 2-3 kat boyadım ve o da kuruyunca sprey vernik ile cilaladım. İşte hepsi bu kadar...

Bir ayakkabımın altını da aynı şekilde yaptım ama onun üzerini de süslemek istiyorum. Bakalım ne zaman yaparım ve paylaşırım :)

Yine Yeni Yeniden

Merhabalarrrrr,

Efendim kısacık bir ara demiştim ama verdiğim ara pek de kısa sayılmaz :) Evet aslında planımda hafta sonundan Eskişehir'e gitmek vardı ve öyle de oldu...

Kujumla hızlı tren biletlerimizi aldık, cumartesi sabah 07 treni ile Eskişehir'e hareket ettik veeee 1 saat 30 dakika sonra Eskişehir'e vardık. Kuzenimin evinin anahtarını annemden almıştık, istasyona çok yakın olan eve yürüyerek gittik. Evde 2-3 saat uyuduk ve Eskişehir'in tozlu (ama kesinlikle çoook güzel) yollarına vurduk kendimizi :))

Çarşı içinde meşhur bir köfteci vardı, kujumu oraya götürdüm leziz köfteleri tatsın diye. (Sanırım adı tatlı dil köftecisiydi) Dükkan salaş, küçük ama köfteleri çok lezzetli canım. Oradan porsuk çayı manzaraları bir mekana geçip biralarımızı höpürdettik. Köprü başı, hamam yolu vb gezdik. Papağan çibörekçisine de gittik. (Efendim tatarca çibörek demek güzel, lezzetli börek demekmiş, yani çiğ pişmemiş anlamına gelmiyormuş) Bir porsiyon çiböreği bölüştük (1 posiyon=5 adet çibörek) aaa bir de gondola bindik, porsuk turu yaptık. Akşam 20.30 gibi eve gelmiştik bir yattık sabaha kadar uyumuşuz. Benim sırtım kolum yanmış güneşten :)


Ertesi gün annemin teyzesine kahvaltıya gittik, oradan da Espark'a alışverişe... İnanılmaz indirim vardı. Süper bir alışveriş yaptık. Ben aldıklarımı da kujuma verdim çünkü o gece Ankara'ya dönecekti. Ben ise ertesi gün seminer programını tamamlayıp dönebilecektim.

Buraya kadar olan kısım kısa bir arada yaptıklarımı kapsıyor. Peki sonra ne oldu? Efendim işler acayip yoğunlaştı, akşam geç saatte işten çıkabildim, erkenden işte oldum derken geçen hafta yine Eskişehir'e seminer vermek için gidecektim. Aaaa araya pat diye Afyon o da yetmezmiş gibi birde İstanbul seyahatleri eklendi.

Geçen hafta salı günü Eskişehir'e gittim. Oradan Perşembe günü öğlen Afyon'a geçtim. 2 seminerde orada verdim. Gece 21.00 otobüsüyle İstanbul'a doğru yol aldım. Sabah ezan okunuyordu ben kalacağım yere ulaştığımda. Bir günde 3 şehir gezip 4 seminer vermiştim. Kampımızda 2-3 saat uyumaya çalıştım. Sabah olması sebebiyle horozlar, martılar ve tren sesinden uyumakta zorlandım. Neyse bir araç gönderdiler beni aldı eğitim salonuna gittim. Akşama kadar arkadaşların verdiği eğitim programını izledim, değerlendirdim hatta benden konu anlatmamı rica ettiler, tamam dedim. Birde eğitimin bir bölümünü paylaştım. Akşam 20.30 gibi otobüsüm hareket etti. Gece 02.30'da evime ulaşabildim....

Öyle derin uyumuşum ki anlatamam, kısacası çok yorgunum. Tatile çıkmamıza ise 2 hafta var (ki ben tatil yapamayacağız diye korkuyorum) ama yine de hafta sonu minik bir iki çalışma yaptım. Fotoğraflarını çekip en kısa sürede sizlerle paylaşmak istiyorum.

İşte arkadaşlar kısacık bir arada benim bedevi misali oradan oraya savrulmamın hikayesi budur :)

Haydi kalın sağlıcakla...