26 Şubat 2009

Keçeden Yüzük Yaptım

Bu sefer keçeden yüzük yaptım. Dört farklı boyda ve farklı renkte kestiğim keçelerimi birbirine yapıştırdım. Parmağımın etrafını saracak büyüklükte kestiğim diğer keçeyi uç kısmından diktim, sonrada yuvarlak kısmı üzerine koyup ortasından dikerek yüzüğümü sabitledim. Fotoda çok belli olmasa mor, turkuaz ve pembe renk keçeler kullandım.
Diğer keçe çalışmalarım;

25 Şubat 2009

Bunlarda Yeni Magnetlerim

Daha önce bunlardan yapıldığını çok görmüştüm ama ben şeffaf şeylerin silikonla yapıldığını düşünmüştüm. Neyse sonra sora sora, araştıra araştıra öğrendim ki şu dekorasyon için tabakların içine, yemekteyiz programında masaların üzerine koyulan cam boncuklarla çok güzel magnetler yapılıyormuş....
Bende hemen google abiye bana yardım etmesini rica ettim. Gönlümce fotoğraflar buldum ve onları power pointe attım. Hepsinin boyutunu minicik minicik yapıp çıktımı aldım. Sonra da dışından genişçe kestim. Cam boncukların şeffaf olanlarının altına peligom sürdüm ve istediğim resmi de altına yapıştırdım. Kurumalarını bekledim ve kenarlarında kalan fazlalık kağıtları da kestim. Sonra aldığım plastik mıknatıslarımı da resimlerin altına yapıştırarak magnetlerimi tamamladım.

Üst kısmın cam olması sayesinde resimler kocaman gözüküyorlar. Özellikle renkli meyvelerin görüntülerini çok beğendim. Tavsiye ederim.

Daha önceki magnetlerimi görmek isterseniz;
Kilden hayvan figürlü magnetlerim
Kürdan şişten örgü magnetlerim
Keçe çiçek magnetlerim

24 Şubat 2009

Şapkalı Kitap Ayraçlarım / Bookmarker

Ne kadar oldu hatırlamıyorum ama bu ayraçları ilk gördüğümde bayılmıştım, bende yapıcam olmuştum ama tabi ki bir türlü yapma fırsatı bulamamıştım. Ayraçları burada görmüş ve 10marifette yayınlamıştım. Şimdi de kendi yaptıklarımı sizlerle paylaşmak istedim. Nasıl yaptığımı da anlatayım.
Önce keçelerimi aldım elime ve iki adet şapka kestim. Kestiğim şapkaları dışından ince iplikle diktim. Dikiş neredeyse hiç belli olmadı. Bazı keçeleri süslü makasla kestim, o şekilli olanlarda bu şekilde hazırlandı ama kesmesi çok zor oluyor. Daire şeklinde kestiğim keçelerinde ortasına simli iple tomurcuk yaptım, birde yine keçeden yaptığım yaprakları şapkama yapıştırdım. İşte bu kadar. Aslında erkekleri de düşündüm ve onlar içinde kitap ayracı yaptım ama onları daha sonra paylaşacağım.

Bu arada benim ayraçlarım orjinalinden daha güzel olmuş değil mi? :))

23 Şubat 2009

MORLA VALS

Arkadaşlar bendeki bu mor çılgınlığı sayesinde bir bloga daha sahip oldum. Holeyler olsunnnn. Yeni bloğumun ismi morla vals, beklerim efendim.

Kutu Kolajı

Geçenlerde 10 marifetten arkadaşım Esinsel şişesini yırt yapıştır tekniği ile dergi sayfalarını kullanarak yenilemişti. Onun bu çalışmasını görünce bunu nasıl uygulasam diye düşündüm ve fotoğrafta sol üstte gözüken malzemeler ile kutumu yarı kolaj yarı yırt yapıştır tekniği ile süsledim.

Kutu dediğime bakmayın aslında bu biten kulak çubuğuna ait şeffaf bir plastikti. İşte onu aldım yanıma da bir dergi sevdiğim yerlerini kestim, yırttım, içimden geldiği gibi kutuma yapoştırdım. Alt tarafı yaparken kutu şeffaf olduğu için istediğim parçaları tersinden yapıştırdım böylece kutunun altındaki görüntüde daha hoş oldu ama plastiğin parlaması sebebiyle fotoğraf parladı :(

Yapması çok eğlenceli oldu. Eğer canınız sıkkınsa alın elinize bir kutu (konserve kutusu, kola şişesi, ayakkabı kutusu, cam şişeler, kavanozlar, deterjan kutuları ne isterseniz) ve gönlünüzce kesin, yırtın yapıştırın.

22 Şubat 2009

Süper Takılar

Ana Hagopian'a ait tasarımların yer aldığı bu sitedeki tüm takılar birbirinden güzel ve hepsi geri dönüşüm ürünü. Her gördüğüm takıdan benimde olsun istedim. Bakarsınız dener ve sizlerle paylaşırım. Şu keçe yüzükler yapılması kolay gibi duruyor.

Disketten Kutu Yaptım

Ne zaman ay elimde yayınlayacak birşeyim kalmadı desem oturuyorum hemen elime alıyorum malzemelerimi bazen bilinçli bazen bilinçsiz birşeyler yapmaya başlıyorum. İşte bu disketten kutuda bu hafta sonuna doğru bu şekilde ortaya çıktı. Nasıl yapıştırıcam durur mu derken oldu işte. Ertesi gün işten geldim baktım gözüme çok sade gözüktü cam boncuklarla süsleyim dedim. Bu süsleme işini de bitirdim bu sefer de tüh keşke simli uhu ya da ojelerle mi süsleseydim dedim. Cam boncuklar ağır oldu diye bunu düşündüm ama sonra vazgeçtim. Neyse elimde bir beş tane daha cd var belki onların süslemesini farklı yaparım. İçine ne koyacağıma da henüz karar vermedim. Şu an beklemedeler.

19 Şubat 2009

İşte bu da hırkam

Grili pembeli boyunluğum ve bileziklerimin hikayesi bu hırka ile başladı. Aslında kayınvalidem kendisi için örmüştü sadece yakasının örgüsü kalmıştı bunu görünce bayıldım o da kızı çok sevdi diye bana hediye etti. İpi de akıllı iplerden ama kadife gibi yumuşacık. Bana biraz büyük geldi ama olsun zevkle giyeceğim bir hırkam oldu. Teşekkürler Meral annecim.

18 Şubat 2009

pembe örgü atkı ve berem

Eskişehir'de yaşayan kuzenim Funda'nın kısa süre önce işyeri kapanınca çalışma hayatı geçici olarak servis dışı olmuştu. Evde oturunca da kendisi örgüye veren kuzenim çarşıda tam benlik olan pembe renk yünleri görünce hemen alıp bana bir atkı ve bere örmüş. Renkler gerçekten de tam benlik, bunlara bayıldım. Teşekkürler Fundacım.
Artan ipi de hediyelerinin içine koyup bana göndermiş. Bir ara şöyle kocaman bir çiçek örüp şapkama takayım diyorum. Ne dersiniz?

DOKUNMANIN ETKISI

Yine Amerika'dan gelen Hale'nin mailini sizlerle paylaşmak istiyorum.

Harvard Üniversitesi'nde yapılan bir araştırma bilim adamlarını daşaşırtan önemli sonuçlar ortaya koymuştur. Ameliyat edilmek üzerebekleyen aynı dertten mustarip iki grup hasta üzerinde çalışma ilginçsonuçlar ortaya koymuştur.Doktorlar ameliyat öncesi ve sonrasında ilk grup hastanın odasınagelerek onlara selam verip, durumlarının nasıl olduğunu sorarlarken,diğer gruba uyguladıkları farklı tek şey, aynı işi ellerini hastalarınomuzlarına koyarak yapmak olur.Araştırmanın sonunda, doktorların omuzlarına dokunarak hal vehatırlarını sorduğu ikinci grup hastanın diğerlerinden çabukiyileştiği ve üç gün önce taburcu edildikleri görülür. Ülkede benzertecrübeyi yaşayan çok sayıda doktor bulunduğu anlaşılınca, ''DokunmaAraştırma Merkezleri'' kurulmaya başlanır.

Dokunmanın ve tensel temasın insanlar üzerinde oluşturduğu pozitifenerjiye bir başka örnek de şudur: Amerika'da bir aile, evlilik dışıçocuk sahibi olan kızlarını öldürmek isterlerse de, korkularındancesaret edemezler. Kızlarını Christmas adındaki bebeğiyle birlikteevlerinin altındaki karanlık mahzene kilitlerler. Yaptıkları tek iş,arada bir kapı aralığından kuru ekmek atmak olur. Aradan beş yılgeçer. Mahzenden sesler geldiğini duyan bir kişi durumu polisebildirir. Gerçek ortaya çıktığında sadece tıp dünyası değil, Amerikantoplumu da ayağa kalkar. Anneyi dinleyen doktorlar, anne ve kızıyaşatan tek şeyin, sürekli birbirlerine sarılmaları, sevip okşamalarıolduğu sonucuna varırlar.

Verilere göre Amerika'da yılda 470 bin erken (prematüre) doğumgerçekleşiyor… Bu tür bebeklerin normale dönünceye kadar hastanedekalması ailelere ve sağlık sigortası hizmeti veren kurumlara yüklümaliyet getiriyor.Doktorlar, süt verilirken sırtı sıvazlanan bebeklerin normalden hızlıgelişme seyri izlediklerini ve beklenenden daha kısa sürede taburcuedildiklerini tespit edince, sırf bu uygulamanın ülkeye sağladığıkaynak tasarrufunun 4 milyar 700 milyon dolara ulaştığı görülmüş.Ülkede hızla Dokunma Araştırma Merkezleri kurulmaya başlanmış.

Milyonlarca sivilin ölmesine neden olan İkinci Dünya Savaşı çok sayıdaçocuğu da sahipsiz ve yetim bırakmıştı. Alman yetimlerin bırakıldığıbir kreşte çocuklara sağlıklı beslenme ve bakım imkânları sunulduğuhalde, yetkililer kreşteki çocuk ölümlerinin önüne geçemezler. Geriyesadece bir çocuk kalır. Bu çocuğun diğerleriyle aynı kaderipaylaşmaması ve hayata bağlanma gücü dikkatler çeker. Araştırmasonunda, kreşte gece nöbetine kalan bir kadının bu çocuğu sıklıklakucağına aldığı, onunla oynadığı ve sevdiği tespit edilir.

Dokunma bir ihtiyaçtır. Sevdiklerimize dokunmak, her iki tarafı dafiziksel ve ruhsal olarak olumlu etkiler. Türk Milleti'nde selamlaşmasırasında adetten olan birbirine sarılmanın, toplumsal bir terapiyeimkân sağladığı bile söylenebilir. Nitekim doktorlar, dokunmanıninsanda stres, depresyon ve endişeyi azalttığını tespit etmişlerdir.Uzmanlar, özellikle eşlerin ve aile fertlerinin birbirine dokunmasınınterapik bir etkisi olduğunu ifade etmektedirler.

Hayata dokunun…Dokunmanın iyileştirici gücünü hissetmeye çalışın.

Geri Dönüşüm Bileziklerim


İşte geri dönüşüm bilekliğim ile karşınızdayım. Hani tunus işi yaptığım bir çanta vardı ya işte onun içinden bu karton rulolar çıkmıştı. Tabi bende atmadım, bir işe yarar diye beklettim. Baktım bileğimden geçecek genişlikte bende gittim elyaf aldım. Önce ruloyu genişçe kestim ve peligom ile içine dışına elyaf yapıştırdım. Bir rulodan üç tane bilezik yaptım. Bir kalın bir ince ve bir dalgalı model. Aslında bu bileziklerin benzerlerini daha önce 10marifette yayınlamıştım. Çok hoşuma gidince de denemek istedim.
Elyafla kapladığım bileziklerimi kayınvalidemin yaptığı boyunluktan artan ip ile sıkı sıkı sardım ve peligom ile başını ve sonunu yapıştırdım. İşte hepsi bu kadar. Kısa sürede size özel bileziklere sahip olmak isterseniz sizde deneyin derim.

17 Şubat 2009

Mor Örgü Şapkam

Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur saman içinde, develer berber iken eski hamam içinde bir embir varmış. Annelerine birşeyler ördürmeye bayılırmış. Embir'in annesi herşeyi örer ama şapka örmesini bilmezmiş, aslında denese kesin harika şapkalar öreceğinden eminmiş embir. Neyse embir'in annesi kendisi yapamayınca bir komşusuna rica etmiş, komşu komşu huuu benim kızım pembeyi moru çok seviyor, ben ona mor mor atkılar, mor mor eldivenler ördüm sende şu mor iple kızcağzıma bir şapka örer misin? demiş. Ama şöyle yandan sarksın üzerinde de çiçeği olsun demeyi ihmal etmemiş.
Komşusu da almış ipleri, şapkayı örmeye başlar. Kızcağızı annesini ziyarete gidinceye kadar komşusu şapkayı bitirmiş ve hediye yerine tam zamanında ulaşmış. Sonra da kızcağızı şapkasını uyuyan ve uyurken horlayan ayıcığının başına takmış, yanına da henüz uyandığını hiç görmediği zuzusunu da alıp fotoğraflarını çekmiş. Sonra da düşünmüş ve demiş ki; birde benim başımda görsünler şapkayı, kujummmm hu hu birkaç tane foto mu çeker misin? Kujusu da çekerim ama yüzünü gösterme demiş. Embir'de tamam sen çek ben yüzünü göstermem demiş. Sonra fotoğrafları derleyip toplamış cici şapkasını arkadaşlarına göstermek için burada yayınlamış.

Hikayenin sonu :))

16 Şubat 2009

işte karşınızda boyunluğum

Bu boyunluğu ilk gördüğümde bayılmıştım, benim olsun istemiştim. Sonra kayınvalideme göstermiştim o da benim için bunu örmüş. Tabiki sadece boyunluk değil yaptığı, yanında bir hırka ve fotoda görünen gri kazakta hediyelerim arasındaydı.
Boyunluğumun yapılışından da bahsedeyim. Önce lastik olarak bir parçayı örmüş ve sonrada ince uzun parçayı ayrıca örüp geniş olan parçasının ortasından dikmiş. Renklerine ayrıca bayıldığımı belirtmek isterim. Meral annecim çok teşekkürler, emeğinize sağlık, çok mutlu oldum çoooook :)
Atkının orjinal halini daha önce 10marifette yayınlamıştım. Oraya da bakabilirsiniz.

14 Şubat 2009

İmzadan Karakter Okuma İlmi

Kuzenimden gelen bir maili sizlerle paylaşmak istedim.
İmzadan karakter okuma ilminin temel taşları
Grafoloji (yazı bilimi) Avrupa ve Amerika'da sıklıkla başvurulan bir ilim dalı. İstihbarat teşkilatları olayları çözümlemek, büyük şirketler eleman alımında isabetli karar vermek, eğitimciler öğrencilerini daha iyi tanıyabilmek için imza ve yazıdan karakter tahlili yapmaya sıkça başvuruyor. Türkiye'de çok fazla uygulama alanı bulunmayan bu dal, Adli Tıp Kurumu'nda genellikle sahtecilik olaylarını çözümlemede kullanılıyor.

İmzadan karakter okuma ilminin temel taşları
- İmza uzun olursa kişi sabırlıdır.
- İmza kısa ise insan mantığını iyi kullanır.
- İmza keskin çizgiler içeriyorsa kişi keskin fikirli, esprili, keskin mantıklı ve dilini kılıç gibi kullanan ve dilinden çok çekecek bir insandır.
- İmza düzgünse insan düzgün karakterli, güvenilir, iyi ahlaklı, uyumludur.
- İmzada yuvarlaklık varsa kişide lider özellikleri vardır.
- İmzada 3 nokta varsa kişi keskin nişancı, avcılığa yatkın ve nüktecidir.
- İmzada geri dönüşler varsa kişinin hafızası kuvvetlidir.
- İmza sanatsal çizgiler içeriyorsa kişi güzel sanatlara yatkındır.
- İmza kısa ve üstünkörü ise kişi boş vermiştir.
- İmzanın başı büyük harf ve gösterişle başlıyorsa kişi özgüvenli, başlangıçta kendini iyi, karizmatik tanıtandır.
- İmzanın başı, ortası ve sonu büyükse başta, ortada ve sonda kendini iyi takdim eden ve iyi iş takibi olan birisidir.
- İmzanın sonu büyük harfle bitiyorsa başladığı işleri iyi bitiriyor demektir.
- İmzanın baş harfinden sonra gelen kısım ince ise kişi ince karakterli ve duygusal, kalınsa kişi kabadır ve duygusal değildir.
- İmzanın sonunda ileri veya yukarı doğru giden bir çizgi varsa kişinin hedefi büyüktür. Aşağı doğru çizgi varsa kişi içine kapalıdır. Karamsardır.
- İmza sağa yatıksa kişi sosyal, diplomat; geriye yatıksa anti sosyaldir.
- İmza uçuk kaçıksa insan uçuktur.
- İmzada 3-4 farklı karakter varsa kişi tiyatroya yatkındır.

12 Şubat 2009

Nenemizden Yadigar

Bu tutaçlar sevgili nenemizden yadigar. Daha öncede nenemizin yaptığı kırkyama kırlenti yayınlamıştım. Kujumun ramazan bayramı öncesi nenesini ziyarete gidişinde gelin kızı (o ben oluyorum) için yaptığı tutaçları göndermişti. (tabi birde kocaman bir paket vardı içinde de içli köfteler. Ay çok lezzetliydi) Peçetelerin içlerinde elyaf var, yumoş yumoşlar. Nenecik bunları elceğziyle dikmiş. Allah rahmet eylesin.

Bir ödül daha

Ay bu hafta ne kadar kısmetli oldu benim için. Sanki gökten ödül yağıyor :)) Bu ödülü bana verne arkadaşlarım örgüeli ve bir beyaz mendile kocaman teşekkürlerimi ve öpücüklerimi gönderiyorum. Bende senin bloğunu seviyorum ödülünü aşağıda linklerini yazdığım arkadaşlarıma veriyorum.


Nalan abla
Malla
Gece
Nergisce
Leyya
Gönüldenele
Örgü atölyesi

Dilek/Asyayaren

Dilekten Görkemli Blog Ödülü

Sevgili Dilek/Asyayaren bana ödül verdi. Görkemli blog ödülüymüş bunun adı, bloğu görkemli olanlara veriliyormuş. Ay çok mutlu oldum. Blogumuzda görkemli oldu. Pırıltıları görebiliyor musunuz? :))
Efendim bende kabul ederlerse blogları görkemli olan arkadaşlarımdan bir kaç tanesine bu ödülü sunmak isterim.

Sesiber
Ayça
Yelda
Hatice
Anne Kaz
Çocukla Çocuk

11 Şubat 2009

Sütlük

İnekleri çok severim. Bu sütlüğe de bayıldım. Sizlerle paylaşmak istedim. Süt içmeyi sevmeyen çocuklarınıza bundan bulup almanızı şiddetle tavsiye ederim.

10 Şubat 2009

İğnedenlik Yaptım

Hani kazaktan annem için yün sepeti yapmıştım ya, kol kısmından da iğnedenlik yaptım. Sevgili sesiber'in yaptığı iğnedenlikleri göre göre bende yapayım dedim. İlk denememi de anneme hediye ettim. İçine kaçmış çoraplarımı keserek koydum, kenarlarından diktim ortasına da bir çiçek diktim. İşte bu kadar.

09 Şubat 2009

Keçe Magnetlerim

Geçenlerde anneme hediye olarak yaptığım yün sepetinin yanında bir de keçeden magnetler hazırladım. Kırmızı renk olan hani kazaktan yaptığım çantanın kolundan artan keçe ile yapıldı. Pembe keçe ise temizlik bezinden (pembe çiçeğin yaprakları ve üzerindeki sarı yuvarlak da temizlik bezinden yapıldı) Daha önce de kürdan şişten örgü magnetlerimi yayınlamıştım. O örgülerden o kadar çok yaptım ki, herkese hediye ediyorum. Ha birde kilden yaptığım magnetler vardı.
Keçe magnetleri yapmak daha da kolay oldu. Çiçek şeklinde kesip ortasındaki yuvarlakları peligom ile yapıştırdım. Arkasına da yarım metrelik (firmaların magnetlerini beklemeye gerek kalmadan) tabaka halinde aldığım magnetten istediğim ölçüde kesip yapıştırdım. İşte bu kadar.

06 Şubat 2009

Kitap Ayracım Ruhlar Aleminden Bildiriyor

Evetttt bu haftanında sonuna yaklaşmış bulunuyoruz. Bu hafta sadece 3 gün işe gittim, arada minik ayrılıklar güzel oluyor canım :))
Bugün kuaföre gittim, niyetim sarı saçlarla evime dönmekti ama kuaförüm bir anda o kadar açamam hayatta olmaz diye saçlarımı azıcık açtı, sonra boyadı. Ben bir de balyaj gölge birşey olsun bari diye yalvardım ama yok dedi olmaz yaza kadar birşey yapamam :( Şu an saçlarım ne renk oldu? Karamel sanırım, ya ben sapsarı saçlar istedim ama :((
Bu hafta bendeki yoğunluk devam ediyor, yarın önce bir arkadaşımıza kahvaltıya, oradan anneme, arkasından arkadaşımızın bebişi oldu onu görmeye gidicez ve sonra da ordan başka bir arkadaşımıza gidicez. Yani hafta sonu kapalıyız anacım :))
Bu kitap ayracı da inekli ve elmalı kitap ayraçlarımla beraber üretildi. Kendisi iki dakika da yapılmış hemde eğlenceli bir ayraç oldu. Kitap ayracım ruhlar aleminden bildiriyor :) Herkese mutlu hafta sonları diliyorum. Hoşçakalınnnnn...

Dar Alanda Kısa Paslaşmalar

Eviniz küçük ve uygun mobilya bulma konusunda sorun yaşıyorsanız bu yatak/kanepe tam size göre demektir. Akşamları birleştirin kanepeleri ohhh mis gibi kocaman bir yatağınız olsun. Sabah da aşıkları ayırın birbirinden misafirlerinizi ağırlayın. Güzel gözüküyor, ben beğendim.

Anahtarlık Yaptım

İşte sıcacık anahtarlığım, annelerime örgü magnet hazırlarken biraz daha öreyimde kazak olsun dedim. Sonra da aklıma annekaz'ın sayfasında gördüğüm kazak anahtarlıklardan yapma fikri geldi. Lacivert, kırmızı ve beyaz renklerde (gemici işi oldu bu) ördüğüm boğazlı kazağımın boynundan anahtarımın halkasını geçirip tutturdum. İşte bu kadar.

05 Şubat 2009

Eski kazaktan yün sepeti yaptım

Hep annem bana birşeyler yapacak değil ya, bu seferde ben ona yaptım. Yarın akşam anneme gidicez giderkende hediyelerini götüreceğim. Anneciğime ışıklı şiş aldım :)) Çok örgü ördüğü için gözleri bozulmasın daha kolay örsün diye, renk renk yünler aldım, çantalar cüzdanlar, örgü dergileri, bir de el emeği olan bu yün sepeti, iğnedenlik ve magnetler hazırladım.
Bunu nasıl yaptığımı anlatayım. Annemin çanta yaparım diye bana verdiği bir kazak vardı. Şu çanta keçeleştirme olayı sırasında bu kazağımı da makinede yıkayım keçeleştirmiştim. Geçen gün anneminde doğum günü ne hediye alsam düşün düşün aklıma bunu yapmak geldi. Bir kaç saatte de tamamlandı. Nerde kalmıştım??? Heh işte kazağı keçeleştirdim. Sonra sepetin dik durması için içine bir kutu koyayım dedim ama istediğim büyüklükte ve yuvarlak bir kutu yoktu elimde. Aklıma geçen gün hediye gelen incirlerin kutusu geldi. Dış kartonunu açtım (iki kutu kapağı iç içeydi ve oldukça da büyüktü) İstediğim genişlikte kestim iki parça sonra onları uhu ve bant ile birbirine tutturup yuvarlak elde ettim. Altına da yine aynı kutudan bir parça kestim. Yuvarlağı kenarlara göre daha geniş yaptım. Sonra hani kumaşlarda çıtlatma mı denir di onun gibi minik kesikler attım. Oralarından kıvırarak kutunun yan kısımları ile birleştirdim. Uhu ile yapıştırıp ardından bantladım. Sepetin içini oluşturacak kutu hazırlanmış oldu.

Sonra kazağın kollarını kestim ve açılan yerleri diktim. Kazağın boyun kısmı sepetin altında (dışının altında) kalacak şekilde kutuyu kazağın içine soktum, uç kısımlarını sepetin iç kısmında topladım ve bir kaç yerinden tutturarak diktim. Sepet tamamlanmış oldu.
Ama bu benim için yeterli değildi tabi, sepeti süslemek gerekiyordu. Bende keçelerimi çıkarttım bir dünya çiçek yaptım. Sonra baktım kazağın kolundan yaptığım çiçeklerle pembe olanlar daha uygun oldu (pembeler şu temizlik bezleri varya keçe gibi olan onlarla yaptım), rengarenk yapmak yerine sadece iki rengi kullanmaya karar verdim. 8 tane çiçek yaptım, koyulara açık açıklara koyu renk yuvarlaklar yaptım. Baktım baktım yoksa birşeyler daha mı yapsam dedim. Gelişi güzel yuvarlaklar kestim onları da açıklı koyulu üst üste koyup yapıştırdım. Yuvarlakları sadece bir tarafına yaptım, çiçekler her tarafında var.
Kalan keçe çiçeklerin iki tanesini magnet yaptım. Daha fazlasını da yapmak isterdim ama magnetim kalmadı :( Ertesi gün öğlen yemek arasında bindim otobüse gittim Ulus'a bu magneti nerden bulurum diye heykel'in oralarda bir kaç kırtasiyeye sordum. Posta caddesinde dediler, oraya gittim bir hırdavatçıda magnetleri gördüm. Metresi 23,5 TL yarım metre aldım 10 lira verdim. Ofise dönerken yine yüncüye uğradım, dünkü dergi ve sepetteki ipler de dünden yani :))
Şimdi evimdeyim, evimden mis gibi temizlik kokusu geliyor, işler bitmedi ama az kaldı. Yarında izinliyim, kuaföre gidicem saçlarımı değiştirmenin zamanı geldi diye düşünüyorum. İşte böyleeee, görüşmek üzere hoşçakalın.

04 Şubat 2009

Dergiler aldım eski yeni

Bu aralar dergilere takmış durumdayım. Geçen haftadan beri bir dünya dergi aldım. Dergileri alıyorum sonrada haydi yüncüye iplik almaya, iplik alayım derken orada yeni dergiler görüyorum, haydi iki tane de dergi alayım oluyorum, oradan kasaya ilerlerken aaa şu simli ipler de ne güzelmiş diyorum. Onlara bakarken ay bu şişte ne kadar ilginç diyorum. Artık kasadayım aldıklarım hesaplanıyor. Baktım yüksek tutmuş kredi kartımı uzatıyorum. Çekim yapılıyor. Tam ayrılacakken aklıma firketemin olmadığı geliyor. Haydi onu da alıyorum çıkıyorum. İşte bu aralar hayatım dergici, yüncü arasında geçiyor. Bunlarda aldığım dergiler işte.
Şu Samanyolu dergilerini de akşam eve dönerken bizim apartmanın iki aşağısındaki kitapçı amcada buldum. Bir dünya burda dergisi gördüm ama almancaydı sanırım, onları kullanamam dedim başka ne dergileri var derken samanyolları çıktı. Çok mutlu oldum. Çocukluk zamanım aklıma geldi. 11 tane Samanyolu dergisi aldım. Henüz tam olarak inceleyemedim. Aklım dergilerde ben buradayım :)) Ha birde bu dergileri tanesi 25 kuruşa aldım :)) Bir takı dergisi ve bir de büyük beden burda dergisi (bu annem için) Türkçe bulunca onları da aldım ve toplam 4 lira verdim. 13 dergi 4 lira, öğlen aldığım dergilerin tanesi 5-6 lira, ne varsa eskilerde var :))

Digitürk

Arkadaşım Hale'den gelen bir fıkra:

Kadının biri internette faaliyet gösteren çöpçatanlık şirketlerinden birine müracaat etmis. Mesajında, kocası olacak kişide bulunmasını istediği vasıfları şöyle sıralamış :

"Yakışıklı, terbiyeli, komik, sportmen, seksi, bilgili, iyi sarkı söyleyen, güzel dans eden, istediğim zaman bana güzel hikayeler anlatan, oyunlar oynayan, evde olduğumda da hep benimle kalan biri olsun." Ertesi gün, şirketten yanıt gelmiş :"Hanımefendi, talebiniz ve şartlarınız incelenmiştir. Kosullarınıza uygun koca adayı bulmanın mümkün olmadığına, ancak sizin de zaten bir kocaya degil, Digitürk'e ihtiyacınız olduğu kanaatine tarafımızca varılmıştır. Bizce hemen abone olun… Saygılarımızla" :-)))))

Aşk Mektubu

Sevgilinize aşk mektubu yazmak istiyorsunuz ama ne yazacağınızı bilemiyorsanız burayı tıklayın derim. Bir kaç kutucukta yer alan soruları yanıtlayın ve aşk mektubunuzun hazır halini okuyun.

Bir mim daha hayat mimi

Hiç mimlenmedim demiştim sonra bir baktım mimler yağıyor :))
Sevgili arkadaşım Yelda beni mimlemiş, hemen sorulara yanıt vermeye başlıyorum.
1.Hayatınızdaki en önemli varlıklar?
Ailem (annem, kujum, abim...) Vildan ablam, Leman,(kuzenler) Nesrin, Serap (bizim kızlar yani)
2.Kısaca günlük programın nasıldır?
Sabah uyan ve ay yine geç kaldım de (kesinlikle akşam erken yatıcam, yalannnn) bin taksiye işe git, çayını iç yanında da birşeyler atıştır. Öğlene kadar çalış, toplantı, eğitim, hazırlıklar, yeni projeler... öğlen yemeğe git, dönüşte kujuna uğra çay ve sigara iç, zamanın varsa git yüncüye yeni ne var diye bakın al birşeyler ofise dön. Çalışmaya devam et. Akşam oldu mesai bitti. Arkadaşlarla dışarı çık, yemek ye, içki iç, sohbet et olmadı evine git evinde yemek ye hatta önce yemeğini yap öğle ye. Yemek hazırsa kujun masayı hazırlasın yemekleri ısıtsın seni çağırsın. Sonra yemek faslı bitsin sen aç laptopını gir internete 10marifet, embir, kujular, arkadaşlarının blogları oku, öğren, araştır, yazı yolla, yorum yaz.... Saatine bak geç oldu yatmam lazım de ama hadi biraz daha deyip gece yarısına kadar ya internet ya elindeki yapılacak hobisel aktivitelerle günün sonuna gel. Cumba yatak :)
3.Tüm hobiler bizim ama en çok hangisi sizi mutlu ediyor?
Kısa, beni uğraştırmayan şeyleri seviyorum. Ne olduğu mühim değil ama yaparken hata olmasın ve çabuk sonlansın. Uzun işler bende bitmez sürünür :)) Ha birde yeni şeyler yapmak/yaratmak hoşuma gider. Geri dönüşüm projelerini severim.

4.Yemek yapmak zevk mi artık zaruret mi ?
Halen zevk, klasik yemekleri pek sevmem illa kendimden birşeyler katarım bakarım evde ne malzeme var uydurur hazırlarım ama lezzetli olur. Şansıma sanırım :))
5.En sevdiğin çiçek ve sevme sebebin ?
Ben nergisleri çok severim, neden derseniz ben küçükken resim yapma kabiliyetim oldukça iyiydi. Apartmandaki neredeyse herkesin resim ödevlerini ben yapardım :) Bir arkadaşım vardı o da hafta sonları dersaneye giderdi bana nergis alırdı teşekkür için. Kokusunu hep sevmişimdir, koklayınca içim açılır.
6.Anılarını gözden geçir ve benimle ilk ama hatırlıyabildiğin ilk çocukluk anını paylaş
Ay bu zor oldu... Anılar çoktur yahu. Bir kaç tanesini yazayım.
Bizim mahallenin postacısı bizden çok çekmiştir. Apartmanımız çıkmaz sokaklı bir yerdeydi ve tam önünde sokak biter merdivenler başlardı. Arkadaşlarla (bu fikirler nedense hep erkeklerden çıkardı) poşetlere su doldurup postacı merdivenleri çıkarken pat diye torbayı atardık. Poşet düşünce patlar postacının ayakkabıları çamur olurdu :))
Ay birde kızkaçıran, çıtır pıtır gibi şakaları seven arkadaşlarımız vardı. Ne zevk aldıklarını bilmiyorum ama kızkaçıranın içindeki tozu top şeklindeki sakızı oyup içinde koyarlar ve fitili tekrar takıp yakar ve fırlatırlardı. Bütün kızlar sağa sola kaçışır. Birgün yine böyle kaçın bomba atıyoruz dediler ben inanmadım (içlerinde abimde vardı, yapamazlar sanıyorum) Bir attılar tam arkama düştü pattt, ay çok korkmuştum.
Aaaa aklıma ennn eski anım geldi. (daha ilkokula bile gitmiyoruz, yaşımız çok küçük) Dedemlerin apartmanında benimle aynı yaşta ve adaşım olan bir kız vardı. Sanırım soğuktan yanakları çatlamıştı, elleride öyle ve ben çocukluk işte rahatsız olurdum. Birgün benim elimdeki bileziği almak istemişti bende vermem deyince saçımı çekmiş elimden de bileziğimi almış. Ben ağlayarak bizim kata çıkıyorum, bir komşumuz gördü beni, neden ağlıyorsun diye sordu. Bende çirkin Emine beni dövdü demişim (hatırlamıyorum) O günden sonra benim adım güzel Emine olarak kaldı. O teyze beni ne zaman görse güzel Emine nasılsın der :))
Ay anı yazmak hoşuma gitti, akşam akşam taaaa çocukluğuma gittim. Ben kimleri mimlesem acaba??? Nalan abla, Malla, Bal Küpü, Örgüeli, Nuuur u mimliyorum.

Elmalı Kitap Ayracım / Bookmarker

Kitap ayraçlarına devam ediyorum. Bu elmalı ayracımı mölü ayracımla beraber yapmıştım. Bu ayraç en basit yapılanı oldu. Yine spiral cilt kapağı ya da elegans dosyadan yapılabilir. Elma resmini çizin ve ortasından bir kısmını keserek çıkartın. Hepsi bu.
10marifetten sevgili saatoniki bu elma senin için :)

02 Şubat 2009

Anneme

Canım annemin bugün doğum günü... Annecim sana mutlu, huzurlu, sağlıklı, bizlerle ve seni sevenlerle dolu dolu geçecek güzel günler diliyorum. Seni çoooooook seviyorum benim pamuk annem. Herşey gönlünce olsun.
Annem Ajda Pekkan'la aynı yaşta :)) bir anneme bakıyorum birde Ajdaaa'ya. Gerçi anneciğimin yüzünde de kırışıklık yoktur hemde estetiksizdir kendisi (ben ona kilo aldığı için yüzünün gerildiğini söylüyorum o da bana yok ben makyaj yapmadığım için cildim kırışmadı diyor) minicik ve kalkık bir burnu vardır güzel annemin.
Gençlik fotoğraflarına bakınca (Hafta sonu Nalan abla ve Nedret abla ile buluştuk, onların gençlik döneminden bahsettik, ne kadar güzelmiş herşey) vay be diyorum. Nasıl giyiniyorlarmış, o giysileri (eteklerinin boyu), saçları, makyajları, havaları ve hayata bakışları... Biz o güzel yılları yaşayamadık ama sanırım bizlerin çocukları da ilerde bizler için böyle diyecekler.
Nerde kalmıştım??? Araya yine başka şeyler sıkıştırdım. Hehh hatırladım, sanırım anne olmak böyle birşey. Çocuk (biz iki kardeşiz) yetiştirmek, ailesini kendi hayatında önde tutmak, hatta ailesi için yaşamak, çalışmak, çabalamak. Anne olmak zor iş yani, tüm anneleri de öpüyorum.
Annecimmmm seni kocaman (en büyüğünden) öpüyorum. Canımsın sen benim.