30 Ocak 2009

Möööölü Kitap Ayracım / Bookmarker

Geçenlerde nerede gördüğümü hatırlamıyorum ama kitap ayraçları gördüm. Sonra da aldım elime spiral cilt kağıdını (elegans dosyadan da yapılabilir) bir erkek bir de dişi inek yaptım. Erkek inek nasıl oluyor derseniz kaş çizince erkek, kirpik yapınca dişi inek oluyor :))

İnek resmini çizdim ki bu konuda hiç zorlanmadım, inekleri çok severim, inekli objelerim bir dünyadır. Çizdiğim inekleri asetat kalemi ile boyadım, kestim, kitap arasında denedim. İşte iki dakika da hazırlanabilecek bir ayracım oldu.
Benim asetat kalemim yok diyorsanız, ojeleriniz ne güne duruyor canım. Onlarla da süsleyip boyayabilirsiniz. Benim siyah asetat kalemim benekleri boyarken bittiği için az benekli bir inek oldu. Bir kaç tane daha kitap ayracı yaptım, yakında onları da sizlerle paylaşırım. Yarın (amanın zaten yarın olmuş bile) ve hafta sonu burada olamayabilirim. Azıcık gezeyim, arkadaşlarımı ziyaret edeyim diyorum. İlk fırsatta soluğu burada alacağım. Eğer vakit bulamazsam şimdiden mutlu hafta sonları diliyorum. Hoşçakalınnn

28 Ocak 2009

Saatimi Yeniledim

Hafta sonu annemde minik bir örgü denemeye başlamıştım ama onu tamamlamayı unutmuşum. Annemle sohbet ederken sende firmaların verdiği saatlerden var mı diye sordum. Annem de varrr dedi. Sen onu bana ver ben yenileyip sana vereyim dedim. Salondaki büfeden saati çıkarttı. Aslında hiç kullanılmamış kutusundan bile çıkmamıştı, firma reklamı olunca kullanılmıyor. Ben bunu alayım sana yenileyip getiririm dedim. Dün de arkadaşlarımın bloglarına yorumları bıraktıktan sonra malzemelerimi çıkarttım ve reklamı bu şekilde kapattım.
Nasıl yaptığıma gelince, kutu kaplarım diye aldığım kağıtlardan saatin yanlarındaki bordo bölümle uygun olan bu renkli nazar boncuğu görünümündeki ambalaj kağıdını aldım. Firma reklamının olduğu boyutta kesip yapıştırdım. Bu şekilde çok sade geldi biraz süsleyim dedim ama nasıl???? Aklıma pullar geldi. Elimde de sarı ve pembe rekte pullar vardı. Nazar boncuğu görünümünün etrafını pullarla kapladım ama yok yok hala sade geldi (insan kokoş olunca pırıltılı birşeyler arıyor) Simli uhularımı ve simlerimi çıkarttım ortalarındaki bölümlere uhuyu sürdüm ve simleri döktüm. Kuruyunca da fazlasını aldım. Sol kenarda minik pembe nazar boncuğu vardı onun etrafına da fuşya rengi simli uhu sürdüm ortasını da gri simlerle doldurdum.
Sanırım bu kadar kokoş olmak saat için yeterli :)) Anneme saatini geri verebilirim.

27 Ocak 2009

Annemden Bir Patik Daha

Hafta sonu annelere ziyaret yaptık. Annem alıştı artık ne yaparsa haydi fotoğrafını çek bloğunda yayınlarsın diyor. İşte bu patikde hafta sonu annemde çektiğim fotolardan birisi. Annemin daha önce ördüğü patikler için buraya ve buraya bakabilirsiniz.

26 Ocak 2009

Kazaktan Çantam Bitti

Kırmızı renk yün bir kazağım vardı. Yıllardır severek kullanıyordum ama zamanla küçüldü, dar gelmeye başladı. Bende onu bir kot yeleğimle birlikte attım çamaşır makinesine en sıcak ayarda en yüksek devirde evire çevire yıkadım. Makineden küçülerek ve istediğim gibi keçe olarak çıktı ve bana merhaba artık beni çanta yapabilirsin dedi :))
Kazağın yakasını ve kollarını sabunla çizdim ve kestim. İçine de yeşilli kırmızılı bir kumaştan astar yaptım. Kolalrdan birisini sap yapmak için kullandım. Şekil itibariyle buna fermuar dikersem güzel olmaz diye kırmızı cırt bant aldım onu ortasına diktim. Ha alt kısmını da biraz kalınca dikip kenarlarını içinden katladım böylece tabanı daha kalın oldu. Benim de kahverengi örgü çantamdan sonra kendi emeğim olan bir çantam daha oldu. Bu arada bloğumdaki fotolara tıklayınca biraz daha büyük hallerini görebilirsiniz.

4x4 mimi

Sevgili Haydins beni mimlemiş, keyifli bir mim benimde hoşuma gitti. Bakalım nasıl oluyormuş?

Yaptığım 4 iş:
  • Eğitim uzmanlığı
  • Kamplarda liderlik
  • Kreş öğretmenliği
  • Takı, örgü, dikiş gibi hobisel işler :)

Defalarca izlediğim 4 film:

  • Rahmetli Kemal Sunal'ın Tosun Paşa'sı (küçükken Eskişehir'e gittiğimizde annanemin evinde olan video kasetlerinden Tosun Paşa, Süt Oğlan gibi Kemal Sunal filmlerini sabahtan akşama kadar izler dururduk)
  • Hayat Güzeldir
  • Esaretin Bedeli
  • İlk 50 öpücük

Yaşadığım 4 yer:

  • Ankara (burada doğdum, büyüdüm ve hala buradayım)
  • Pakistan/İslamabad (görev içinde olsa en uzun yaşadığım ikinci yer burası oldu)
  • Almanya/ Ulm (burası da üçüncü en uzun yer)
  • Eskişehir (her sene yılda bir kaç kez gidince dördü tamamlamak için mecburen yazdım)

İzlediğim 4 tv programı:

  • Avrupa Yakası
  • Haydins bende senin gibi bu aralar yemekteyizi izliyorum :)
  • Okan Bayülgen'in her sene ismi değişse de formatı değişmeyen şuan ki adıyla Disko Kralı
  • Hberler, haberler, haberler

Tatil için gittiğim 4 yer:

  • Son zamanlarda en sık gittiğim yer Alanya oldu
  • Paris
  • Marmaris (Turunç)
  • Tunus

Sevdiğim 4 yemek:

  • Zeytinyağlı lahana sarması/yapmak sarması
  • Zeytinyağlı kuru patlıcan dolması
  • Tarhana çorbası
  • Yemek değil ama dondurmaaaaaa

Hemen şimdi olmak isteyeceğim 4 yer:

  • Tatil istiyorum ben dinlenebileceğim her yer olabilir
  • Almanya (Vildan ablamın yanına gitsem deli gibi alışveriş yapıp sabaha kadar sohbet etsek ne güzel olur)
  • Paris (Mema'mı da özledim, onu görüp dönsem yeter)
  • Eskişehir (Kuzenlerle beraber olmak, alış veriş, sohbet, muhabbet, dolaş, eğlen, ye, iç, yat)

Bir yağmur damlası olsaydım düşmek isteyeceğim 4 yer:

  • Bu beni ortaokuldaki yıllarıma götürdü o zaman yapardık bunu, birde saklanbaç diye bir program vardı orada olurdu böyle sorular :) Neresi olsun??? Bende babacığım toprağına düşmek isterdim
  • Kujumunda dudağına düşeyim romantik olsun :)
  • Bir çiçeğin üzerine düşebilirim ama Ayça'da o görüntüyü fotolarsa :)
  • Yanan bir ormana düşüp yangının söndürülmesine yardımcı olmak isterdim. Sonra bu mimi yapan diğer arkadaşları da çağırıp yangını söndürmeye çalışırdım.

Sanırım bitti :)) Evet mimleyeceğim 4 arkadaşa sıra geldi. Ayça, Sibella, Lilacsmell ve Sesiber

Elimdeki kitabın 161. sayfası mimi :))


Sevgili Sibella beni mimlemiş, Ayçacım senin mimini bekletiyorum onu şöyle fotolu bir şekilde yapmak istedim. Cdlerimi çıkartıp foto seçmem lazım:)

Bir kitap alıp 161. sayfasını açıp 5. cümleyi buraya yazmam gerekiyor. Geçenlerde kitap ayracı denemesi yapıyordum rastgele bir kitabı almıştım ayraçlar nasıl duracaklar diye o kitapda yanımda duruyorken baktım 161. sayfası da var. Hemen yazayım dedi :)) Bu arada fotosunu da o zaman çekmiştim. Kuş için çekildiğinden kitap tam gözükmüyor.

Kitabın ismi aşka şeytan karışır yazarı Hande Altaylı. Geçen sene Pakistan'a giderken almıştım. Gerçektende bir solukta okunacak bir kitapdı ki öyle de oldu. Birgünde bitirmiştim. Dili çok akıcı, konusu da genç bir kızın aşık olduğu evli bir erkekten kaçıp yıllar sonra karşılaşınca hayatının yeniden allak pullak olması hakkındaydı.

Kitabın 161. sayfasının 5. cümlesi (6. cümleyi isteseydiniz bu kitapda bulamazdım. Bölüm sonu olduğu için son cümle 5. cümle çıktı)Ali Kerem'in panik içinde yerinden sıçrayan sekreterine gülümsedi ve "Bugün çok sinirli" dedi.

Efendim şimdi benimde birilerini mimlemem gerekiyor :)) Ayça, Eylülbahçesi, Dilek (Asya) ve Haydins'i mimliyorum. Buradan da Haydins'in mimini yapmak için çıkıyorum :)

Tunus işi çantam

Nihayet çantamı tamamlayıp yayınlayabildim. Aslında bunu öreli çok oldu ama astarını dikmekte geciktim. Nasıl yaptığımı da anlatayım.
Tunus işi tekniği ile tek tığ şişiyle yaptım. Önce bir parçasını ördüm küçük oldu diye söktüm tekrar daha büyük bir dikdörtgen ördüm. Sonrada iki parça sap ördüm. Saplarını iki kat yaptım. Tığ ile yanlarını ve sapını diktim (tığla yapınca daha düzgün oluyor). Astarı içinde kullanmadığım bir mayom vardı onu kestim, diktim. İçine de bir tane cep telefonu ya da anahtarlık koymak için cep yaptım. Fermuarını da diktim. Sonra buradaki atkımın ipinden (farklı renk) üç tane gül yaptım. Ortalarına da turkuaz renk inci boncuk diktim. Onları da çantaya tutturdum.
Aklımda hep kahve rengi ve turkuaz birlikteliği vardı. Ondan fermuarı da turkuaz aldım :) Bir ara çiçek yerine küpeden yaptığım bileklikliğin kullanmadığım diğer küpesini kullanma fikri vardı ama sonra vaz geçtim. Ben bu halini beğendim. Sizce nasıl olmuş?

Kırmızı çantamı da tamamladım. Yakında onu da yayınlarım.

24 Ocak 2009

Hoş Çok Hoş

Bu güzel çiçekleri burada gördüm ve 10marifette yayınladım. Baktım çok güzeller birde buraya taşıyayım dedim. Minicik örgülerle çok şık buketler yapılabilir. Sonrada bir tarafına dikilecek ya da yapıştırılacak iğne ile broş yapabiliriz. Magnetde olur, başka ne olur?

23 Ocak 2009

Morlara Devam Eldivene Selam :)

İşten çıktım, kujumla biraz alışveriş yaptık. Kolumu kaldıracak halim yok. Açım ama evde yemek yok, yapacak insanda yok :)) Yarında eğitim vericem, offf off hafta sonumda anne ziyaretleri ile geçecek. Yani ev işlerini ne zaman yapıcam ben??? Neyse ki çantalarımdan bir tanesini tamamladım. Hatta bugün işe onunla gittim. Arkadaşlarım çok beğendi. Umarım sizlerde beğenirsiniz. Fotoğraflarını çekip yayınlayacağım. Ama şimdi sizinle paylaşacağım çalışmam çantam değil, eldivenlerim.
Annem şu lila rengi parmaksız eldivenlerimden daha önce bu mor renk eldivenlerimi örmüştü. Mor renk boyunluğumla takım olarak yapmıştı. Ben çiçekleri sonradan ekledim. Sanırım bir tane de boyunluğuma çiçek örmem gerekecek. Çiçekleri tığ ile yaptım üzerine diktim. Zuzumun eşliğinde de fotoladım.

Hırsız Var, Hemde Her Yerde

HIRSIZZZZZ VARRRR
Ya arkadaşlar hırsız diye diye geldi sonunda. Bizim ofis Genel Merkezimiz içinde değil (orada gece bekçilerimiz görev yapıyor). Bu sebeple bir apartman dairesinde çalışıyoruz. Apartmandaki tüm dairelerde iş yeri, sürücü kursu var, dersane var, inşaat firması var. Apartmanın karşısında ise TSK'lerinin bir dairesi, onun yanında bir sendikanın binası.
Bu akşam müdürümüz eğitimdeydi ben hariç tüm arkadaşları da yanına çağırdı (fırça atacakmış, ben inek çalışan olarak yırtmıştım) Akşam odacımızda ben çıkıyorum dedi. Kapıları kilitledin mi diye sordum evet dedi. Ondan 20 dakika sonrada ben işimi bitirdim kapıların kilitlerini kontrol ettim (iyi ki de etmişim, mutfağın asma kiliti kapalı gibi dursada kontrol edince açıldı, onu kapattım, diğer kapıların da kilitlerini sonuna kadar kilitledim) Ofisin tüm pencere ve balkonlarında demir var zaten ama yinede her yeri sıkı sıkı kapatıyoruz. Ana kapının kilitlerini de bir güzel kilitledim içimden de inşallah birşey olmaz diye geçirerek ofisten ayrıldım. Bu aralar o kadar çok hırsızlık olayı duyuyorum ki, içimde hep bir korku var.
Akşam 21.30 gibi müdürüm beni aradı. Nasılsın ne yapıyorsun falan dedikten sonra ofise hırsız girmiş dedi. Kapıyı kim kilitledi? Beeeeen. Hemde tüm kilitleri kontrol ettim. Nereden girdi bu hırsız? Genel Merkeze haber verilmiş. Görevliler ve polisler gelmiş. Müsaitseniz sizde gidip bakabilir misiniz dedi. Tabi dedim. Apar topar evden çıktık, az önce dönebildim eve (saat 00.10 gibi) İçerde polisler tüm ışıklar yanıyor. Bir baktım hırsız ana kapıdan girmiş. Kilitleri vida ile sökmüş, içindeki mekanizmayı kırmış. Sadece bir odadaki 4 pc'nin lcd monitörlerini almış o kadar. Ya bu hırsız salak mı ofisde onca malzeme var. Eğitim Bölümü olunca pc, laptop, projeksiyon bir dünya. Bugün ofisde 10'dan fazla bilgisayar vardı. Ofise giderken yolda kujumla da konuştuk onca bilgi gittiyse onları toplamamız imkansız. Neyse ki bilgisayar kasaları da duruyordu. Olay yeri inceleme geldi hiç bir parmak izi bulamadı. Hırsızların çok profesyonel olduğunu söyledi. O kilidi öyle sökmeyi de herkes yapamazmış (hırsız camiasında) peki dedik neden sadece 4 monitörü aldı. Ortada laptop bile vardı. O kadar sipariş alınmışmıştır dedi. Yuhhhh dedik. Adamlarda öyle bir cesaret varki, üst katımızdaki sürücü kursunda hala ders var. Apartmana giren çıkan olmasına rağmen korkmadan kapıyı açmışlar.
İki arkadaşımız ifade vermek için karakola gitti. Bizde çilingiri bekledik. Bu sırada da onunla sohbet ettik. Çelik kapıların teneke olduğunu önemli olanın kilit olduğunu söyledi. Kelepçeli kilitler varmış. Onlardan yaptırmak daha güvenli oluyormuş. Hani kilidinizi değiştirmek isterseniz diye söylüyorum. Ücreti de 80 TL'miş. Bu arada olay yeri incelemedeki polisler bu akşam 18.00'den sonra bunun 6. vaka olduğunu söyledi. Düşünün ne kadar olay olduğunu. Pazar akşamı da bizim apartmanın karşısındaki bakkala hırsız girmişti. İki hafta önce ise ofisin olduğu binanın en üst katındaki dersaneden bilgisayarlar çalınmıştı.
Kapılarınızı sıkı sıkı kilitleyin, eğer çalışıyorsanız evinde olan komşularınızla ilişkilerinizi güçlendirin (ses duyunca bakabilecek değerde olsunlar). Hırsızsız, güvenli günler diliyorum.

21 Ocak 2009

Beşiktaşlı Yelek

Çocukluk arkadaşım Güler bizim düğünde yeni hamileydi. Şimdi çok şirin cadı bir kızı var. Güler ve Murat Beşiktaşlı olunca sevgili kızımızın da beşiktaşlı olması kaçınılmazdı :)) Bebişimiz hastaneden beşiktaş formasıyla çıkmıştı. Annemde onun için beşiktaşlı siyah beyaz renklerde bir yelek hazırlamış. Yelekte iki tane saç örgüsü var. O saç örgülerinden bu kardan adamlar yapılmış. Düğmelerde siyah beyaz top şeklinde. En kısa sürede Güler'e gitmem lazım. Canım seni çok özledim. Annemin ördüğü diğer bebek yelekleri için 1-2-3

20 Ocak 2009

Mor Sepetim

Sepet sepet yumurta, sakın beni unutma. Unutursan küserim, hatıramı yırtarım :)) Hani mor çerçeve (zaten herşeyi mor yapıyorum bu aralar, neyse ki son çalışmalarımda renklerde değişiklik yaptım) ve takı askısı yapmıştım ya, işte o zaman bu sepeti de boyamıştım. Sepetin içinde elma şeklinde mumlarım vardı. O mumları içinden çıkartıp dış kısmını boyadım ve vernikledim. Sonra boyadığım renge uygun kumaştan sepetin içine fırfırlı bir örtü diktim. İçine de ufak tefek hobi malzemeleri yerleştirdim. Cici bir sepetim oldu...

18 Ocak 2009

Yiyecekler Çıldırmış Olmalı

Bunlarda Haleciğimden gelen elektronik postanın tarafımca kolaj yapılması ile hazırlanmıştır. Bana çok eğlenceli geldi. Paylaşmak istedim. Portakal ve limonlardan yapabilirim ama diğerleri bana göre değil. Fotoğrafın üzerine tıklarsanız büyük halini görebilirsiniz.

Ne Mutlu Türküm Diyene

Yine Sevgili Hale'den gelen bir maili sizlerle paylaşmak istiyorum. Çok güzel paylaşımları oluyor. Burada onun gönderdiklerine daha çok yer vermek istiyorum.

Ahmet Bey, sabah saat 7.00'de
*Casio**masa saatinin alarmıyla gözlerini açtı.
*Puffy** yorganını kaldırdı.
*Hugo Boss** pijamalarını çıkarıp
*Adidas** terliklerini giydi.
*WC** 'ye uğradıktan sonra banyoya geçti.
*Clear** şampuan ve
*Protex** sabunuyla duşunu aldı.
*Colgate** ile dişlerini fırçaladı.
*BRAUN** ile saçlarını kuruttu.
*Bill's** gömleğini ve
*Pierre Cardin** takımını giydi.
*Lipton** çayını içti.
*Sony** televizyonda medya özetlerini ve
*flash** haberleri izledi.
**Citizen** kol saatine b aktı. Aile fertlerine
*'BYE'** deyip
*Hyundai** otomobiline bindi.
*Blaupunkt** radyosunu açarak,
*rock** müziği buldu. Ağzına bir
*Polo** şeker attı. Şehrin göbeğindeki
*Mega Center** 'daki ofisine varınca,
*Toshiba** bilgisayarını çalıştırdı.
*Microsoft Excel'e** girdi.
*Ofisboy** 'dan
*Nescafe** 'sini istedi. Saat 10.00'a doğru açlığını yatıştırmak için
*Grissini **yedi. Öglen
*Wimpy's Fast Food** kafeteryaya gitti. Ayaküstü,
*Coca Cola** ve
**hamburgeri **mideye indirdi.
*Camel** sigarasını yakıp
*Star** gazetesini karıştırdı. Akşamüzeri iş çıkışı
*Image Bar'** a uğrayıp
*JB'** sini yudumladı, sonra köşedeki
*Shopping Center** 'a uğradı. Eşinin sipariş ettiği
*Ariel** deterjan,
*Ace** çamaşır suyu,
*Palmolive** şampuan,
*Gala** tuvalet kağıdı,
*Sprite **gazoz ve
*Johnson** kolonyayı alarak kasaya yanaştı.
*Bonus** kartıyla ödemeyi yaptı. Hafta sonu eşi Münevver'le
*Galleria** 'ya giden Ahmet Bey,
*Showroom** 'ları dolaşıp
*Kinetix** ayakkabı,
**Lee Cooper blue jean** satın aldı. Akşam evde bir gazetenin verdiği
*TV Guide** 'a göz atan Ahmet Bey, kanallar arasında
*zapping** yaparak,
*First Class** , *Top Secret** , *Paparazzi** gibi programlar izledi. Aynı anda
*Outdoor** dergisini karıştırdı. Uykusu gelen Ahmet Bey, televizyonu kapatıp yatak odasına geçerken, kendini mutlu hissetti.

** 'Ne mutlu Türk'üm diyene!'** diye gerindi ve uyudu.

*Hâlâ da uyuyor. Ne zaman uyanacağı da belli değil.

Kalp Krizi ve Sıcak Su

Bu bilgiler çok sevdiğim arkadaşım taze gelin Hale'den mail aracılığıyla geldi. Hale şimdi Amerika'da yaşıyor:( Halecim çok teşekkür ediyorum, seni çok özledim.
Gelelim konumuza maili aynen kopyalıyorum.
Bu çok güzel bir yazıdır. Sadece öğünlerden sonra sıcak su içme konusuna değil kalp krizi risklerine de değinmektedir. Çinliler ve Japonlar yemeklerinden sonra soğuk su değil sıcak çay içerler. Belki biz de yemekten sonra sıcak bir şeyler içme alışkanlığımızı onlardan edindik. Eğer yemeklerden sonra soğuk şeyler içiyorsanız bu yazı size hitap ediyor. Yemekten sonra soğuk bir şeyler içmek sizi rahatlatabilir. Ancak tükettiğiniz soğuk su katılaşarak yağlı bir madde haline döner ve yavaş bir şekilde sindirilir. Bu asitli tepkime bozularak bağırsakta katı maddelerden daha hızlı bir şekilde emilir. Bir kısmı bağırsağa yapışır. Kısa bir süre sonra tamamen yağ haline döner ve kansere yol açar. Yemekten sonra sıcak su veya çorba içmek en iyisidir.

Kalp krizi hakkında önemli birkaç bilgi
Kalp krizi belirtisi her zaman sol kolun uyuşması değildir. Çenedeki şiddetli ağrıların da farkında olun. İlk göğüs ağrınız kalp krizi sırasında gerçekleşmez. (Daha önce mutlaka göğüs ağrınız olmuştur) Mide bulantısı ve şiddetli terleme de önemli kalp krizi belirtilerindendir. Kalp krizi geçiren insanların %60 ı uyurken ölür. Göğüsteki ağrılar sizi uykudan uyandırabilir. Lütfen dikkatli olun ve olanların farkına varın.

17 Ocak 2009

Mosmor Atkım :))

Ha bugün ha yarın, oldu olacak neden olmasın??? :)) Ay yanlış oldu bu değildi yazmak istediğim.
Ha bugün ha yarın derken ancak ekleyebildim. Geçenlerde yayınladığım kokoş eldivenlerimin takımı olan mosmor atkım ile karşınızdayım :)) Şu geçen sene moda olan kalın ipler varya işte ondan örüldü atkım. Atkının mimarı, benim örgü üstadım olan anneciğim. Büyük bir hevesle ve şıp diye örüyor. Her gittiğimde yeni bir hediye ile evime dönüyorum. Atkının tanıtımında ise başrolde sevgili zuzum var. Eh daha ne olsun, bana da kullanması kalıyor :))

Lilacsmell/Gülden Gelen Hediyem

Bu çanta ile tanışmam 10marifet sayesinde oldu. İlk yorumda benden gelmiş zaten :) Çok yaratıcı olan bu çanta işte budur dedirten cinstendi. Çantanın özelliği ise ortasındaki fermuarı biraz aralayınca o masum gözüken çantanın içinden çıkan süpriz :))
Çantanın mimarı olan sevgili lilacsmell yani Gül benim çantaya hayran olmam sebebiyle, el emeği, göz nuru çantasını bana hediye etmek istedi. Bu teklifi ondan alınca bir tarafım hayır alamazsın bu arkadaşının emeği derken diğer tarafım da ama sen buna bayılmamışmıydın diyordu. Benim yok olmaz alamam (istemem yan cebime koy) demelerime rağmen Gülcüğüm bu güzel çantasını bana armağan etti. Ofise gelen kargo görevlisi beni çağırınca tamam işte çantam geldi dedim. Hemen kargo poşetinden çantayı çıkartıp tek tek tüm arkadaşlarıma çantamı gösterdim. Ama nasıl gösterdim? Şöyle; çantayı boynuma astım, (önümde duruyor, bluz gibi) tam askılı bluz boyunda oldu.
-Çantam nasıl arkadaşlar?
-Aaa güzelmiş
Bu sırada cırtt sesi duyulur, çantanın fermuarı bir miktar açılır.
-Peki şimdi nasıl
-(fal taşı gibi açılmış gözlerle bana bakan arkadaşlarım) neeee?? ay süpermiş, bayıldım demeye başladılar. Tabi arada kahkahalarda atıldı.
Akşam eve gelince kujuma da bak bu güzel çanta artık benim dedim. O çantayı yakından tanıyordu. Ben iki de bir kujum bak çok güzel değil mi deyip durduğum için...
Lilacsmell'e gelince o tam bir çanta üstadı, birbirinden güzel çantalar dikiyor, diktiği çantaların ortak özelliği ise o çantadan hiçbir yerde bulunmaması. Hepsi de birbirinden yaratıcı ve eğlenceli oluyor.
Benim yüzü kadar kalbide güzel olan arkadaşım, çok ama çok teşekkür ediyorum. Çok mutlu oldum. Çantaya gözüm gibi bakacağım. Herşey gönlünce ve sıkıntı, dert senden uzak olsun. Çok öpüyorum.

16 Ocak 2009

Yıl 2009 hala karanlık...

Bu mumlarda neyin nesi demeyin arkadaşlar. Kujumla romantik bir akşam için yakmadım bu mumları, maalesef ortalığı biraz olsun aydınlatabilmek için adı yakmak zorunda kaldım. Halbu ki dün akşam için planlarım çok farklıydı. İşten gelince çamaşırları yıkayıp, bulaşık makinesini boşalttıktan sonra dikiş makinemin başına oturup birşeyler dikmeyi deneyecektim ama olmadı yapamadım :(
Kujum arkadaşlarıyla iş çıkışı içmeye gitti. Bende akşam planımda yer alan çamaşır ve bulaşık işlerini bitirdim. Makineden çıkarttığım çamaşırlar tam asarken pattt yer taraf karanlık oldu. Önce çok korktum. Çünkü bir gün önce sabah işe gidicez kapının kilidini açtık ama kpıyı açamadık. Zorlaya zorlaya açabildik kapımızı. Sonra da kapının dışında bir iki tane sanki zorlama izi gördük. Belki bize öyle geldi bilmiyorum ama çok korktum. Neyse işte elektrikler kesilince de evde yalnız olmam sebebiyle korkum iki katına çıktı. Aslında yalnız kalmaktan korkmam işim gereği seyahtlerim çok fazla olur. Dilini bile bilmediğim ülkelerde tek başıma kalmışlığım vardır ama bu başka birşeydi işte. Nerde kalmıştık hahhhh hatırladım, çamaşır odasından duvara tutunarak ilerledim, mutfağa girip, tezgaha tutunarak pencereyi buldum, köşede duran feneri elime açıp düğmesine bastım. Hemen pencereyi açtım neyseki sadece bizim ev değil her taraf zifiri karanlık. Hemen bir kaç tane mum yaktım, fotoğraftaki mumlar bunlar. Dikiş makinemi kullanamadım ama onun da üzerine bir tane mum koydum :) Yaklaşık 45 dakika sonra elektrikler geldi. Tabi sadece 5 dakikalığına. Sonra tekrar kesildi ve 1 saatten biraz daha fazla zaman geçtikten sonra çok şükür geldi.
Sene 2009 ve biz hala uzun zaman elektrik kesintisine marus kalabiliyoruz. Ülkemizde savaş yok, yaşanan bir afet yok, peki neden hemde bu kadar uzun süreli elektrik kesintileri yaşanıyor. Hemde Başkentte yaşıyorken, NEDEN??? Ben anlayamadım, anlayabilen varsa lütfen bana bir zahmet anlatı versin.

14 Ocak 2009

Sincap Evi

Bu sincap bana Almanya'da bir okulun bahçesinde ordan oaraya koşturan ağaçlara tırmanan sincapları hatırlattı. Çok şirin oluyorlar. Farelerden korkan bizler sincaplara karşı daha toleranslı davranıyoruz. Buradaki sincap evini kemirmeye başlamış, bak canım böyle gidersen ağaçlarda yaşamaya devam edersin, insan evini yer mi ama? cık cık cık :))

Ninemizin Yaptığı Kırkyama Kırlent

Yeni yılın 2. günü aramızdan ayrılan sevgili nenemizin el emeği olan ve bana hediye ettiği kırkyama kırlenti sizlerle paylaşmak istedim. Ninemiz kırlenti birbiriyle uyumlu iki farklı kumaş kullanarak ve elinde dikerek yapmış.
Cenaze için kujum Mersin'e gittiğinde ninemizin evindeki bir çanta da parça kumaşlar olduğunu söylemişti. Sanırım kırkyama işini çok seviyordu. Vaktini de bu şekilde değerlendiriyordu.
İşte böyle arkadaşlar, hepimiz bir gün bu dünyadan gideceğiz ama yaptıklarımızla, insanlara davranışlarımızla anılacağız. Hepimizin ilerde güzel anılmasını ve nenemize de tanrıdan rahmet diliyorum.

13 Ocak 2009

Bir Broş Yaptım


Ne zamandır aklımdaydı (yaklaşık bir yıldır) ama bir türlü elim gitmemişti. Annemin ördüğü mini yeleğim için broş yapmak istiyordum ama çok da beğenmedim acaba örgü çiçek mi eklesem? Nasıl yapsam? Arkadaşlar yorumlarınızı bekliyorum. Yeleğe de bakarsanız nasıl bir broşun ona yakışacağına karar vermeniz daha kolay olur.

Gazze Ağlamasın

Herkes Gazze'deki dram için düşüncelerini yazdı, paylaştı. Şimdi yardım zamanı diyorum ve TürkKızılayı'nın Gazze Ağlamasın yardım kampanyasına destek olmaya davet ediyorum. Türk Kızılayı uluslararası statüsü ve ambleminin sağladığı uluslararası güvence ile tüm engellemelere karşın, Gazze'deki ihtiyaç sahiplerine Türk halkının yardımlarını ulaştırıyor. Hiçbirşey yapamıyorsak cep telefonlarımızdan 2868 boş bir mesaj atarak 5 TL yardımda bulunabiliriz. (tüm gsm hatları için bu numara geçerliymiş)

12 Ocak 2009

Kokoş eldivenlerim :)

Sevgili anneciğimin bana ördükleri say say bitmez, boyunluklar, atkılar, patikler, patikler, fularlar, çoraplar, yelekler, bu da onlardan birisi. Aslında buna benzer bir eldiven daha örmüştü ama onu burada yayınlamamışım. Bir ara onu da yayına alırım.
Yapılışına gelince; doğru saydıysam 58 ilmek ile yapılmış. Lastik örgü ile elinizin ölçüsüne uygun uzunlukta örüyorsunuz. Sonra eldiveni dikerken baş parmağınızın gireceği bir boşluk bırakıp dikişinizi tamamlıyorsunuz. Eldivenin yapılışı bu kadar basit. Annecim kızı kokoş olduğu için (bana ördüğü atkının ipinden) ucuna da minik bir fırfır yapmış. Komşusu da bana şapka örüyormuş. He he he, çok şanslıyım çoook. Canım annecim teşekkür ediyorum. Emeğine sağlık. Senin varlığın benim için en büyük şans zaten. Seni çok seviyorum.

11 Ocak 2009

rujdan iğnedenlik

Biten rujlarınızı değerlendirmek için bir öneri buldum. Rujun içine minik bir süngeri alt tarafından yapıştırın ve toplu iğnelerinizi bu süngere saplayın. Ruju kapatın hooop iğneler içerde, iğnedenliğiniz tamamdır. Bu şekilde minik bir iğne setide yapabilirsiniz. Dikiş iğnesinin ucuna ip takın ve onu da buraya saplayın hatta bir siyah bir beyaz yapın oldu da bitti :))

Kokan Ayakkabılar İçin

Özellikle de spor ayakkabılar, terleme sonucunda kötü kokarlar. Makinede yıkanabilecek türler için sorun yok ama diğerleri için ne yapmak gerekir?

Elinizde artan kumaşlardan minik kesecikler dikip içine de lavanta koyup ağzını kapatın. Bu lavanta torbalarını ayakkabılarınızın içinde tutarsanız ayakkabılarınızın kokusu değişecektir.

Ayrıca eve gelince ayakkabılarınızı havalandırın, bunun için balkonlardan da yararlanabilirsiniz. Sonra ayakkabılarınızın içine tabanlık koyarsanız ve bu tabanlıkları da sık aralıklarla yıkarsanız, yine ayakkabı kokusunu önleyebilirsiniz. Tabi aynı ayakkabıyı üst üste iki gün giymemekde sorunun çözümünde size yardımcı olacaktır.

Deri Vazo Yaptım

Hani deriden işlevselliği olmayan mumluk yapmıştım ya, işte kalan kumaşın bir kısmı ile de ikea'dan aldığımızı vazoyu kapladım. Vazo düz olmadığı için biraz uğraştırdı ama sonucu sevdim. Nasıl yaptığıma gelince;
Vazonun boyundan biraz daha uzun kestiğim kumaşın iki tarafını da kıvırıp yapıştırdım. Sağlam olsun diye de mandalları tutturdum. Bu kısmı dikerek de yapabilirdim ama dikiş makinesini çıkartmaya üşendim :) Sonrada kumaşı üst kısmından vazoya yapıştırdım. Alt kısmını ise üç yerinden pili yaparak yapıştırdım. Ortadaki pot kısımları da katlayıp üstten elimle diktim. Sonuç işte bu... Kumaşım yani pantalonum hala bitmedi, bardak altlığı ile tepsi yapmak istiyorum. Bakalım ne zamana biter :)





10 Ocak 2009

Tel ve boncuğun aşkı

Bir arkadaşımda görüp beğendiğim küpeden almak yerine yapmayı tercih ettim. Halka küpemin etrafına gönlümce sardım telleri aralarına da boncuklar doladım. Bir kaçını da sallandırdım, işlem tamamdır.

08 Ocak 2009

Talaştan Oyun Hamuru Yapımı


Talaş hamuru çalışması da diğer oyun hamurları gibi yapımı kolay ve zevkli bir çalışmadır. Talaş hamurundan yapılmış obje fotoğrafı bulamadığım için bulduğum bir talaş fotosu ile yazımı renklendirmek istedim :)
Gerekli Malzemeler:
4 Ölçü kereste tozu
2 ölçü un ya da zamk
1 ölçü su
Yapılışı:
Derin bir kabın içine kereste tozunu koyun. Unu su ile sulandırın. Un yerine sulandırılmış zamk da kullanabilirsiniz. (zamk ilave edilen talaş hamuru ekonomik değildir. Çok çabuk kuruduğu için saklamanızda güç olacaktır.) Sulandırılmış unu kereste tozuna yavaş yavaş ilave edin. Katı bir hamur elde edeceksiniz. Talaş hamurunu nemli beze sarıp serin bir yerde 1 hafta kadar saklayabilirsiniz.
Uygulama:
Kağıt hamurunda olduğu gibi talaş hamurunda da hamurunuzdan bir parça alıp istediğiniz şekli verebilirsiniz. Hamurunuz kuruduktan sonra vernik sürmenizi tavsiye ederim. Daha önce yazdığım parmak boyası tarifini de belki uygulamak istersiniz.

Laptop Kullanırken Aman Dikkattt


Dün bir arkadaşımdan gelen maili sizlerle de paylaşmak istedim.

Diz üstü ya da taşınabilir bilgisayar isimleriyle bilinen “Laptop” bilgisayarlar, yüksek teknolojinin hızını iş yaşamına taşıyor ve büyük kolaylıklar sağlıyor. Ancak sağlımıza verdikleri zararlarla da olumsuz etkilenmemize yol açıyor.
Laptop kullanırken sağlığı korumanın yolları
* Laptop'u mouse ile kullanmak, fazla sayıda bilek ve omuz hareketine yol açar. Bu nedenle klavyeyi kullanmak daha doğrudur. Ellerin aşağı eğik ya da yukarıda olmaması gerekir. En sağlıklı duruş ise bileklerin masa ve klavyeye paralel olarak durmasıdır.
* Oturulan masanın yüksek olmaması, omuzların yüksekte kalmaması gerekir. Düzgün duruş pozisyonunda omuzlar ne aşağı inmemeli ne de yukarı çıkmamalıdır. Yüksek masalar çalışmak için uygun değildir.
* Ayakların altına destek kon malı, ayaklar yere tam temas etmelidir.
* Mouse kullanırken, ele sağa ve sola doğru yelpaze şeklinde hareket yaptırmak zorlayıcı hareketlere neden olur. Bunun için geliştirilen bilek ve eli destekleyici ürünler kullanmak önemlidir.
* Laptop ile çalışırken kişinin başını aşağı ya da yukarı tutmaması, klavyeyi kucağına alarak çalışmaması gerekir. Bu fazla sayıda baş hareketi yapılmasına, boyun ve omuzların tutulmasına yol açar.
* Bel boşlukta kalmamalı, mutlaka desteklenmelidir. Kaykılarak oturulunca bel boşlukta kalır ve çeşitli sorunlar oluşur. Sırt desteği önemlidir. Çünkü sırt kaslarının zayıflaması, kamburluğa neden olur. Bel desteklenirse, belin arka eklemlerine binen yük azalır.
* Tüm bu sorunlar için, özel mouse’ ler, mouse ped’ler, klavyeler, ön kolu destekleyen malzemeler, kol, boyun, sırt yastıkları, bileği destekleyen ürünler bulunmaktadır. Bele ortopedik yastık olmasa da küçük bir yastık da konularak koruma sağlanabilir.
* Çalışırken küçük molalar verilip esneme egzersizleri yapılmalıdır. Boyun, sırt, omuz kuşağı kasları için yapılan egzersizlerin yanı sıra ayağa kalkıp dolaşmak gerekmektedir.
* Çalışma hızı bize vücudumuzu unutturduğu için, ağrılar özellikle akşamları artar; eklem kilitlenmeleri, fibromiyalji gibi sorunlar oluşur. Duruş bozuklukları çeşitli fıtıklara da zemin hazırlar. Çalışma performansı olumsuz yönde etkiler.
* Hem basit hem de başkasına bağımlı olunmayan en güzel egzersizler yürüyüş ve yüzmedir. Haftada en az 3 gün yarım/bir saat süreyle yüzmek ya da her gün bir kaç dakika da olsa egzersiz yapmak çok faydalıdır.
* Haftada 2-3 gün yarım saat süreyle yapılabilecek tüm vücut kaslarını çalıştıran pilates, jimnastik egzersizleri, düşük ağırlıklarla egzersizler de çok yararlıdır. Esneme, güçlendirme evde ya da spor salonlarında yapılabilir.
* Zamana karşı iş yapanlara, yoga, reiki ve meditasyon önerilebilir. Bu çalışmalardaki nefes alma ve zihinsel gevşeme teknikleri oldukça yararlıdır.
Egzersizler neyi sağlıyor?
- İş yapma kapasitesini artırır.
- Kendini iyi hissetmeyi sağlar.
- Eklemler daha iyi beslenir.
- Kardiyovasküler kalp kapasitesi ve solunum kapasitesi artar.
- Düzgün duruşu gelişir. (Kulak, omuz, kalça, ayak bileği aynı eksende olmalıdır.)
Bunların yanı sıra, düzgün ayakkabı seçimi büyük önem taşır. Yürüyüş yapılırken de ayakkabı doğru seçilmelidir. Düz, yere yapışan ve topuksuz ayakkabılar giyilmemelidir. Spor salonunda aletli ya da aletsiz çalışırken boyun çok iyi korunmalıdır.
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Demet Parlar, laptop ile çalışırken kişinin ister istemez öne doğru eğildiğini, birçok kişinin de bilgisayarı kucağına alarak çalıştığını, bunun da duruş bozukluğu, omuz, boyun kuşağı ve bel kaslarının zorlanması ve şiddetli ağrılar duyulmasına neden olduğunu belirtiyor.
Klavyeyi kullanırken ise bilek ve omuz eklemleri zorlanıyor, buralarda da ağrılar oluşuyor. Yapılan bilimsel araştırmalara göre el bileğini dakikada 2,5 kez hareket ettirmek ve dakikada 10 kez bileği zorlayıcı hareketleri, tekrarlı olarak yapmak, el bileği ve omuzlarda eklem ağrılarına yol açıyor.

Kalp Yastık

Bu yastık anneciğimin elceğzi ile yapılmıştır :) Pembe rengi çok sevmem sebebiyle benim için alınan hediyeler/yapılan çalışmalar hep pembe ya da mor renktir. Annem kendisini kedi köpek örme işine adadığı bir dönemde (ki bana pembe renk obez bir ekdi örmüştü) araya birde bunu sıkıştırmıştı. Bu da pembe sakal ip ile örülmüş bir yastık olup, bir kaç yıldır benimle yaşamaktadır :)
Nasıl yapıldığına gelince; annem gezete kağıdına bir kalp çizip kesmiş ve örgüsü içinde bu kağıdı şablon olarak kullanmıştır. Kah arttırıp, kah eksilterek örgüsünü tamamlamış ve kenarlarını dikip içini doldurmuştur. Şimdi hobi odamda görevine devam etmekte olan yastığıma ileri ki dönemde birde kardeş düşünmekteyim.
Yahu ne oldu bana, nasıl yazdım bunu böyle?

07 Ocak 2009

Çocukla Çocuğa Teşekkürler, Öpücükler


Çocukluğumda çok severdim mektup yazmasını, kart atmasını. Bayramlar, yılbaşları, doğum günleri benim için çok keyifliydi. Ailemin büyük kısmı şehir dışında hatta yurt dışında yaşadığı için uzun mektuplar yazardım, kart göndereceksem çok zorlanırdım. Acaba hangisini alsam, o da olsun bu da olsun, bu parlakmış, bunun içinde su varmış, bu müzik çalıyormuş der der bir dünya kartla eve gelirdim. Hatta bazı kartları kendim hazırlardım. Sonra da hangi kartı kime göndereceğime karar verir, dolmakalemimi çıkartır özenerek kartımı hazırlardım. Kartı yolladığım kişi kuzenlerimden ise muhakkak kart kart olmaktan çıkardı. Mektup yazarmış gibi her boşluğa birşeyler yazardım :) Kuzenlerime yazdığım kartların içine de kendi hazırladığım minik hediyeleri koyardım. Sonra zarfları yazıp postaneye giderdim. Daha sonra da bana gelecek cevapları beklerdim. Postacının her gelişi beni mutlu eder hemen posta kutumuzu kontrol ederdim. Birde mektup geldiyse o kadar mutlu olurdum ki. Tekrar tekrar okurdum mektuplarımı, kartlarımı. Hatta kartlarımı koleksiyona çevirmiştim. Her yerden kart alırdım. Hala kuzenlerimle mektuplaşmalarımız bazen elime geçiyor o kadar gülüyorum ki, o yaştaki sorunlarımız, mutluluklarımız çok farklıymış. Konudan saptığımın farkındayım ama bir anımı da sizinle paylaşmak istiyorum. Biz Leman'la mektuplaşırken içlerine hep minik hediyeler koyduğumuz için bir gün bir postacı bunu fark etti sanırım. Lemanın yolladığı mektup açılmış içindeki hediye açılmıştı. Daha sonra da Leman'ın mektupları bana ulaşmamaya başladı :( Sanırım postanede minik bir mektup imhası oluyordu.

Nerde kalmıştık???
Sonra sonra mektupların yerini cep telefonlarından atılan smsler aldı, internet girdi hayatımıza ve e-postalarla tanıştık. Artık kartları hazırlamak için ayırdığımız zamanın çok daha azına, sıfır maliyetle ve aynı anda birçok kişiye kutlama kartları gönderiyoruz. Hatta hiç uğraşmadan başkasından gelen emaili hoop diye forwardlıyoruz. Posta kutularımızda sadece faturalar ve reklamlar oluyor.

Bu yıl uzun zamandır ilk defa posta kutumdan bana yazılan bir yeni yıl kartı çıktı. Nasıl mutlu oldum anlatamam. Birisi teknolojiyi kullanmadan ve kendi emeği ile bana kart hazırlamıştı. Hatta kartın içine bir de yine kendi emeği olan çok şık bir kitap ayracı koymuştu. Peki kimdi bu hatırşinaz, geleneklerimizi yaşatan kibar arkadaş?

Sevgili çocuklaçocuk Özlem ve Fulya arkadaşlarım bana yukarıda gördüğünüz güzel kartı ve kitap ayracını göndermiş. Çok ama çok mutlu oldum. Dilerim sizde çok mutlu olursunuz. Sizinde yeniyılda herşey gönlünüzce olsun arkadaşlar. Tekrar çok teşekkür ediyorum.

Sevgiler

06 Ocak 2009

Sıcak Şarap Yapımı

Yeni yılda ilk kez denedim sıcak şarap yapmasını, İçmesini severim ama daha önce hiç yapmasını denememiştim, çok lezzetli olduğu için sizlerle paylaşmak istedim.
Malzemeler:
1 şişe kırmızı şarap
2 adet çubuk tarçın
5 adet karanfil
4 yemek kaşığı toz şeker
1 su bardağı su
2 dilim limon,
1 büyük elmanın kabuğu
Yapılışı:
Teflon tencereye (güveç tenceresinde yaptım) önce şeker ve suyu koyup şekerin erimesi için karıştırdım. Sonra şarap dışındaki diğer malzemeleri ekledim ve kaynamasını bekledim. Su kaynamaya başlayınca içine şarabı ile edip biraz karıştırdım. Üzerinde duman çıkmaya başlayınca ocağı kapattım. Süzerek cam kupa ile servis yaptım. Yılbaşında iki şişe şarap almıştık. Bir şişe hala beklemekte. Yakında onu da yaparım :)) Sıcak şarap seviyorsanız denemenizi tavsiye ederim. Çok lezzetli oluyor. Çoğunu da ben içtim zaten :)

Annemden bir tarif istediklerinde yazar sonuna da afiyet olsun diye not eklerdi. Ben de onun gibi yapayım istedim.

Afiyet olsun :)

05 Ocak 2009

Yatak Odaları İçin

Nevresimizi kendiniz dikiyor yada diktiriyorsanız, kumaştan biraz daha fazla alın ve onunlada yatağınızın başına şık bir tablo hazırlayın. Nevresim takımı yerine yatak örtüsü, hatta polar battaniyeden de yapılabilir. Ben buradaki desenleri de çok şık buldum. Neden bizim kumaşlarımız böyle değil???
Belki ikea'ya gidenleriniz olur, oradan alacağınız kumaşlarla da yapabilirsiniz. Onların desenlerini beğeniyorum. Hani Ankara'ya da açılacaktı? Neden açılmıyor? Bana ne bana ne istiyorummmm :(

04 Ocak 2009

Fotoğraflarımızın Küpünü Yaptım

Kujuma evlilik yıldönümümüzde yaptığım fotoğraf küplerimizi sizlerle de paylaşmak istedim. Üç küp ve bir tane de kartpostal şeklinde yaptım. Eve gelen herkes çok beğeniyor. Bunları sizde kolaylıkla yapabilirsiniz. Nasıl yapılacağını 10marifette anlatmıştım. Fotoğraflarda yüzlerimiz belli olmasın diye bir hayli uğraştım :)
Yazmayı unutmuşum hemen ekliyorum, bunları sertifika kağıdına basarsanız daha iyi olur. Ben öyle yaptım. A4 kağıdına çıktı alınca dayanıksız oluyor. Yaptıklarınızı flash belleğinize kaydedip bu işi fotokopi merkezlerinde de yapabilirsiniz.

Takı Askısı Yaptım

Yaklaşık 8 yıl önce bir iş arkadaşımın hediye ettiği ahşap ev vardı. Bir süre iş yerinde bunu kullanmıştım. Bacasına bir kalem ve çekmecesine de ataç, iğne falan koyuyordum. Daha sonra onu masamdan kaldırmıştım ve uzun yıllar öylece beklemeye başlamıştı. Birde annemin fincan aaskısı vardı ki onun da altı kırılmıştı. Bir gün aklıma bu ikili birleştirme fikri geldi. Bu fikirde zamansızlık sebebiyle bir hayli bekledikten sonra geçen gün marifet çerçevemi yaparken haydi onlarıda işlevsel hale getireyim dedi. Ahşap evi üç kat akrilik boya ile boyadım. Ahşapta oymalar vardı, bu kısımları farklı renklerle boyadım, ayrıca her cepheyide yine farklı farklı boyadım. Daha sonra çerçevemle beraber onları sprey vernikle cilaladım. Takı askımın alt tarafı tamamlanmış oldu.

Sırada metal olan askı kısmı vardı ki boyadığım ahşaba uygun olması gerekiyordu. Elime kurdelalarımı aldım ve önce gövdesini kurdelayı sarmaya başladığım yerden yapıştırdıktan sonra sıkıca dolayarak sonunu yine yapıştırarak tamamladım. Ardından askı bölümlerini de kurdela ile sıkıca aynı şekilde sardım. Askıların içinin boş olmasını çok sevdim, böylece küpeleri de bol bol asabilirim :)

Askının başında plastikten bir top vardı ve o da güzel gözükmüyordu. Bende o top kısmı beyaz kurdela ile sardım, üzerine motif aparatı ile yaptığım çiçeği sanki şapkaymış gibi yapıştırdım. Asetat kalemi ile de yüz çizdim. Askının alt kısmını sakız yapıştırıcıyla kapladım ve evin bacasından içeri soktum. Aslında sakız yapıştırıcı olmasa da olurdu ama bu şekilde askı daha da uzun oluyor ve uzun kolyelerim yere değmeden durabilecek. İşte bu şekilde bir takı askısı yaptım. Henüz takılarımı üzerine asmadığım için boş şekilde fotoladım.

02 Ocak 2009

Hoşçakal Nenecim

Yaşınız kaç olursa olsun ölmek için hep erkendir, tıpkı bizim nenemiz gibi... Kujumun annanesi onun deyimiyle nenesi daha 70'li yaşların başında, çok tatlı dilli, tonton bir hanımdı. Onu maalesef çok tanıyamadım. Biz kujumla çıkarken tanışmıştık. Sonra da düğümüzde görüştük. Mersin'de yaşadığı için telefonla sesini duyuyorduk. Ramazan bayramı öncesi kujum Mersin'e gidince benim için içli köfte yapıp yollamıştı. Yanında da kendi diktiği mutfak peçetelerinden... daha öncede yine kendi yaptığı kırkyama kırlenti hediye etmişti. Bu fotoğrafta bizim düğümüzde çekilmişti. Ahh nenecim...
Geçen hafta kalp krizi geçirmişti 3-4 gün hastanede kaldıktan sonra evine dönmüştü, kayınvalidem de hemen yanına gitmişti. Yılbaşı akşamı güzel sesini duymuştuk. Krizi atlattığını düşünmüştük. Yeni yılda güzel dilekler ve yeniden görüşmek için verilen sözlerle telefonu kapatmıştık. Maalesef onu bu dünya bir daha göremeyeceğiz. Neneceğimizi bu sabah kaybettik. Ben onun son yolculuğunda yanında olamadım ama dualarım onunla olacak. Daha önce kujularda gidenlerin ardından isimli yazımda sevdiklerimizi kaybedince neler hissettiğimiz, neler yaşadığımızı yazmıştım. Belki okumak istersiniz.
Neneciğim ruhun şad, mekanın cennet olsun. Sen hep kalbizin en güzel yerinde olacaksın.

01 Ocak 2009

Amanınn Mimlenmişim

Sevgili Gece beni mimlemiş, bu blog hayatımdaki ilk mimlenmem oldu. Yaklaşık bir yıldır blog yazıyorum sanırım mimlenme olayında biraz geç kaldım :)) Mimimizin konusu 2009 yılından beklentilerim. E o zaman bir düşünelim ve başlayalım yazmaya.

  1. Klasik olacak ama öyle napalım; Herkes için, SAĞLIK, MUTLULUK, HUZUR
  2. İşimde başarı (bir terfi fena olmaz hani, müdürüm duy sesimi)
  3. Ailemizindeki kişi sayısını ikiden üçe çıkartmak :) (sağlıklı ve vatana millete hayırlı bir evlat)
  4. Zayıflamak (3. madde ile tezat olsa da)
  5. Sigarayı bırakmak (bak bu 3. maddeye uygun oldu)
  6. Keyifli ve eğlenceli ev partileri yapmak
  7. Arkadaşlarıma daha çok vakit ayırmak
  8. Ev kredimizin bitmesi (bu nasıl olur bilemiyorum tabi, daha 9 yıl var)
  9. Hobi odamı daha kullanışlı hale getirmek
  10. Bundan birşey yaparım dediğim malzemelerimi değerlendirmek
  11. Güzel ve dinlendirici bir yaz tatili
  12. Sevgili kuzenlerimin (Vildan ablam ve Leman) Türkiye'ye gelmesi ve onlarla keyifli zaman geçirmek
  13. İşimle ilgili çalıştığım projelerimi en başarılı şekilde sonlandırmak
  14. Liste uzar giderrrr, yani kısaca özetlemek gerekirse, sağlıklı bir vücut, mutlu ve huzurlu bir yuva, başarılı çalışmalar, güzel birliktelikler, hoş sohbetler, eğlenceli vakitler, bol kazançlar.

Bu durumda benimde mimlemem gereken arkadaşlarımın olması gerekecek değil mi? O zaman Sibella, Örgüeli ve Ayçanın dükkanını mimliyorum.

Yeni Yıldan Beklentiniz Nedir Anketimiz Tamamlandı

Yeni yıldan beklentiniz nedir anketimiz tamamlandı. 63 kişi oy kullanmış. Fakat bir kişi birden çok seçeneği işaretleyebildiği için sonuçlardaki kişi sayısı 104 gözüküyor. Sonuçları hemen sizlerle paylaşmak istiyorum.

Sağlık, mutluluk huzur: 41 kişi %65
Ev, araba almak: 11 kişi %17
Bol seyahat ve eğlence:10 kişi %15
Hiçbir beklentim yok: 10 kişi %15
Evlenmek: 8 kişi %12
Bebek sahibi olmak: 5 kişi %7


Başka bir anket ile tekrar görüşmek üzere hoş çakalın.

Mor Çerçevem

İkea'dan üçlü olarak aldığım çerçevelerimin iki tanesini kayınvalideme hediye olarak yaptığım gazetelik sprey vernik sırasında mahvolunda nasıl kurtarabilirim diye deneme yapmak için kullanmıştım. Üzerine parmak vernik ile eskitme yapmayı denemiştim. Daha sonra onları da farklı bir şekilde değerlendiririm. Şuan beklemedeler :)
Gelelim sonuncu çerçeveme, onu elime aldım ne yapsam diye düşündüm. Elimde bir torba dolusu eski bozuk ğaralardan vardı. Onları denedim boyayıp üzerine yapıştırsam nasıl olur dedim ama kujum paralı çerçeve görüntüsünü beğenmedi. Bende aldım elime mor akrilik boyayı ve boyamaya başladım. Üç kat boyadıktan sonra, bir cesaret dedim ve sprey verniği yeniden kullandım. Bu sefer arkadaşlarımın tavsiyeleri üzerine şişeyi daha uzun salladım ve minik minik tıslarla uzaktan vernikledim. Bunu da iki kat yaptım. Gerçi sonra eşim ne yaptın sen bu koku da ne zehirleneceğiz diye tüm kapı ve pencereleri açtı :)
Vernikleme işleminin sonunda çerçevem genel hatlarıyla tamamlanmış oldu. Sonra da keçelerimden çiçek yapıp peligom ile yapıştırdım. Baktım çerçevemin içi boş fotoğraflarken güzel gözüksün dedim o sırada gözüme çarpen mor simli uhuyu elime aldım ve 10marifet yazdım. Bakalım sırada neler var???